Yazar: Salih Demirci
Hayatım Futbol, Sayı:19 / 7 Şubat 2012
salihd@hayatimfutbol / twitter.com/noatsamisa
Sezona kötü bir başlangıç yapan ve iyi kadrosuna rağmen küme düşmeme mücadelesi verilen Sunderland’de hedefler birden değişti. Milat belli; O’Neill’dan önce, O’Neill’dan sonra…
Sezon içerisinde hoca değiştiren kulüplerin balayı yaşaması, futbol dünyasında alışılagelen bir durum. Ülkemizde ‘Mesut Bakkal etkisi’ olarak nitelendiğine de rastlanılan bu periyot, kimi takımda tek maçla sınırlı kalırken, kimisinde birkaç hafta sürer. Tıpkı bazı çiftlerin balayını hafta sonu tatili ile sınırlamak zorunda olmasına karşın bazılarının senelik izni balayına yatırdığı gibi, ama nihayetinde bir süre sonra her şey eskiye döner. Peki ya gerçek aşkı bulmuşlarsa?
Kuşkusuz Martin O’Neill iyi bir menajer ve Sunderland kadrosu fena sayılmaz. Ama hiç kimse, bu bileşimden böylesi çılgın bir çıkış beklemiyordu. Hoca değişimi sonrası oynadıkları 10 maçın 7′sini kazandılar, böylece Premier League’de son iki ayın performans şampiyonu oldular. Geçtiğimiz hafta sonu Stoke deplasmanından gelen üç puanla birlikte 33 puanları var ve tabelada geldikleri konum Şampiyonlar Ligi için mücadele eden başaltı beşlisinin arkası. Halbuki yalnızca 11 puana sahipken, yani Kasım ayı sonunda küme düşmemeyi planlıyorlardı!
Çocuk aklı Sunderland
Sunderland menajeri Martin O’neill, Aralık ayı başındaki imza töreninde kendisine dair bilinen bir ayrıntıya dair sorulan soruyu şöyle yanıtlamıştı:
“Bizim oralarda (Kuzey İrlanda) herkes dini sebeple Rangers ya da Celtic’i de tutardı. Ayrıca bir de İngiliz takımı seçilirdi. Dediğiniz gibi, ben de Sunderland’i seçmiştim. Çünkü kahramanım Charlie Hurley, o zamanlar Sunderland’de oynuyordu.”
Bahsi geçen hikâye, bir çeşit “ben küçükken…” zırvası değil. Nitekim Sunderland’deki selefi Steve Bruce, vaktiyle ezeli rakip Newcastle’ın taraftarı olduğunu açıklamasına karşın Sunderland’e hoca olarak kabul edilmişti.
Sözü edilen Charlie Hurley ise Sunderland taraftarınca “yüzyılın futbolcusu” seçilmiş biri. Efsane stoper İrlanda’nın futbol kahramanıydı, zira adını önemli bir IRA komutanından almıştı. Onun savunma hattında yer aldığı takımın golcüsü ise tanıdık ve özel bir başka adam, gelmiş geçmiş en iyilerden biri olan Brian Clough’tı.
Bir anı ve Nottingham
Futbolcu Martin O’neill vaktiyle İrlanda’dan ayrılıp Nottingham’a gelecek ve yolu, futbolculuğuna tanık olduğu Brian Clough ile kesişecekti. 1977-80 yılları arasında futbol tarihinin en şaşaalı peri masalını yazan Nottingham Forest takımının orta sahasında yer alacak, her sene daha büyük bir hedefe yürüyen o rüya takımın önemli parçalarından biri olacaktı. Lakin her ne yaşarsa yaşasın, 26 Aralık 1962 gününü asla unutmadı. Çünkü o gün, Sunderland’in gol makinesi Brian Clough dizinden sakatlanmıştı. 10 yaşındaki Martin, bu haberi aldığında odasına kapanıp tüm gün ağlamış, Brian Clough’ın futbolculuk kariyeri ise bu sakatlıkla son bulmuştu.
Martin ismindeki küçük çocuğun habersizce gözyaşlarına boğulduğu o gün, Sunderland taraftarının içinde büyük bir yaradır. O sıralarda kulüp kuruluşundan bu yana ilk kez alt lige düşmüştür ve yukarı çıkmak için yoğun bir çaba sarf etmektedir. 61 maçta 54 gol atan santrforları Brian Clough’ı sezon ortasında kaybetmeleri, onlara alt ligde geçen fazladan iki yıla mal olur. Bu sakatlık nedeniyle futbolu bırakan Clough, bir süre Sunderland genç takımını çalıştırır; fakat -hiç de şaşırtıcı olmayan şekilde- birinci adam olmak üzere Sunderland’den ayrılır.
Elden kaçan kader
İngiltere futbolunun en başarılı yedinci kulübü olan Sunderland, erken dönemde Brian Clough’a futbolcu olarak sahip olmuş olmaktan mutluysa da efsanenin hocalığıyla muhatap olma fırsatını ıskalamasına yıllar boyunca hayıflandı. Fırsat kaçmıştı, Derby’nin ve Forest’ın yerini almak işten bile değildi.
Nitekim Sunderland son 50 yılda yalnızca iki kez ilk 7′nin içerisinde yer almıştı ve geçen sezon (2010/11) gelen 10.luk en iyi üçüncü derece olmuştu. Ezeli rakip Newcastle ise aynı dönemde çok kez şampiyonluk kovalarken, sonradan dibe vurmasına karşın şimdilerde üst sıraları zorlarken rekabetin kırmızı yakası Sunderland, düşe kalka ilerledi ya da yerinde saydı. Sonuçta Brian Clough bir daha Sunderland’e dönmedi, ama kendisine en çok benzeyeni, eski öğrencisini -biraz geç de olsa- Stadium of Light’a yolladı!
Clough’ın mirası
Martin O’Neill’ın antrenörlük metodları, futbol fikri üzerinde en çok etkisi olan isimden, Brian Clough’tan miras. Oyuna dair düşünceleri derin, fakat sahip olduğu fikriyatı aktarma biçimi fazlasıyla sade ve basit. Gerektiğinde sertlik kullanarak takımı düştüğü yerden kaldırabilir ve icabında acımasız da olabilir. Ayrıca basın toplantıları fazlasıyla sürprizli. Nispeten normal bir kişilik sahibi olsa da, benzeşen pek çok yönüyle bir çeşit Brian Clough prototipi, onun büyük bir hayranı, öğrencisi ve ona en çok benzeyen kişi.
Leicester’da kazandığı 2 Lig Kupası, Celtic’le elde ettiği 3 İskoç Ligi zaferi ve UEFA Kupası Finali ile Aston Villa ile üç sezon üst üste altıncı olması… Tüm bu başarılar, erken dönem Wycombe Wanderers günleri de dahil, post-modern futbol zamanlarının nispeten ufak çaplı ama sapına kadar Clough’vari mucizeleri. Neredeyse dokunduğunu altına çeviren biri Martin O’Neill ve belki de en çok bu yönü Clough’la benzeşiyor.
Bu müthiş çıkış elbette bu şekilde devam etmeyecek, zira bu seri şampiyonların serisi. Bir noktada dengelenecektir ve O’Neill’ın uğraşması gereken bazı sorunlar var. Sakatlar, sorunlu futbolcular, yüklü maaşlar… Bir sonraki adım, muhakkak ilkinden zor olacaktır. Fakat gücünü geçmişten alan bu hikaye, bir çeşit peri masalı olarak bizi yanına çağırıyor.
Tweet


