St. Marco Mirasa Konacak Mı?

Yazar:

Hayatım Futbol, Sayı:21 / 21 Şubat 2012

firatt@hayatimfutbol.com & twitter.com/flyngdtchmn

 


’de gelecek sezon için göreve getirilen Marco , bir anda beklemediği bir takımla karşı karşıya gelebilir. Devre arası coşup şampiyonluk potasına giden takım St.Marco’nun kucağına apoletiyle kalabilir mi?

 

 

SC Heerenveen kulüp tarihinin en dramarik yol ayrımlarından birini yaşıyor. Bu sezon sonu Ron Jans’la yollarını ayıracağını açıklayan ve yerine şimdiden Marco van Basten ile sözleşme imzalayan Kuzey Hollanda takımı, Jans’ın onları şampiyonluk yoluna sokması ile ilginç bir ruh haline bürünmüş durumda.

 

Heerenveen 1999/2000 sezonunda kulüp tarihinin en büyük başarısını elde etti ve 1985 yılından beri teknik direktörlüğü sürdüren, Hollanda’nın en sevilen teknik adamlarından Foppe de Haan ile lig ikincisi oldu. Gelen Şampiyonlar Ligi vizesi kulübe maddi anlamda büyük bir yarar sağladı ve kulüp yönetimi bu rakamı çıtayı yükseltecek yıldızlara yatırmak yerine futbolcu avcılığı sektörüne ve altyapıya yatırdılar. Giorgios Samaras, Danijel Pranjic, Miralem Sulejmani, Michael Bradley, Afonso Alves, Mika Vayrynen, Klaas-Jan Huntelaar ve Marcus Allback gibi isimler 2000’ler sonrası transfer edildi ve oldukça yüksek bonservis bedelleriyle Hollanda ve ülke dışındaki üst düzey takımlara transfer oldular. Bu da ister istemez Heerenveen’in bir al-işlet-sat modeli kulübüne dönüşmesi anlamına geliyordu. Takım 2000/01 sezonunda Şampiyonlar Ligi ve lig maçlarını aynı anda götürme konusunda çok başarılı olamayınca sezonu 10.sırada bitirdi ama izleyen sekiz sezonda yedinci sıradan aşağıya düşmediler ve 3 dördüncülük kazandılar.

Norveçli Trond Sollied’in 2008/09’da kazandırdığı kupa şampiyonluğu sonrası takım bir düşüşe geçti ve 2009/10 sezonunu 11.sırada bitirdi. 10 yıllık Lale Devri’nin sonunda bir atılım gerekiyordu ve kulübün sahibi Robert Veenstra formülün ezeli rakibin kulübesinden geçtiğini düşündü. Sekiz yıl boyunca Groningen’de görev yapmış ve takımı istikrarlı biçimde büyüten egzantrik teknik adam Ron Jans göreve getirildi. Groningen taraftarlarınca büyük bir kızgınlıkla karşılanan bu hareket, ilk sezonda çok iyi bir birliktelik yaratmadı ve takım ligi 12.sırada bitirdi.

 

Jans’ın şahlandırdığı gençler 

2011/12 sezonu da onlar için çok iyi başlamadı aslında. Önce Ajax’a, sonra da Twente’ye 5-1 mağlup oldular. Ancak sezon başında Manchester takımlarından 5’er gol yedikten sonra şahlanan Tottenham misali sonraki 19 maç boyunca sadece bir kez mağlup oldular  (Heerenveen bu sezon aldığı 3 yenilgide de 5-1’lik skorlara razı oldu). Golcü Bas Dost’un yükselen formu, bu sezon formunun zirvesine çıkan Faslı Oussama Assaidi, Hollanda futbolunun gelecekteki önemli defans oyuncularından birisi olacağına inanılan Jeffrey Gouweleeuw, 10 numaralı forma ile ilginç işlere imza atan Belçikalı Sven Kums,  20 yaşında bir çok Avrupa kulübünü peşine düşüren Filip Đuričić, Feyenoord altyapısından çıkan ve Georginio Wijnaldum’un üvey kardeşi olan Rajiv van la Parra ve tabii ki ligin asist kralı olan 21 yaşındaki Hint-Surinam asıllı Luciano Narsingh. Bu genç kadro ligin üçüncü sırasına kadar tırmanmış durumda. Ligin zirvesini paylaşan AZ ve PSV ile sadece 2 puan farkları var.

Ayrıca Hollanda Kupası’nda da yarı finale yükseldiler.

 

Marco Van Basten kararı

Heerenveen’in lig içindeki çıkışı sezon başında değil sezon ilerledikçe istikrarlı bir yükselişle gerçekleşti. Takım ligin ilk 8 maçında sadece iki galibiyet alabilmişti. İlk devre bittiğinde yakım yedinci sıradaydı ama bu gelişme ve Jans’ın teknik kadroda yarattığı değişim onun iki senelik imzalanan kontratının yenilenmesine yeterli olmadı. 5 Ocak’ta iki tarafın sezon sonu yollarını ayıracağı açıklandı ve Friesland eyaletinin kulübü yeni teknik direktör arayışlarına başladı. 2010’da da Ron Jans öncesi başvurulan Marco van Basten’le bağlantı kuruldu ve yaklaşık 1 ay süren görüşmelerin ardından 13 Şubat’ta St.Marco basına tanıtıldı. Sporting’deki başkanlık seçiminde malzeme olan (bu yılki seçimlerde aday olan Bruno Carvalho’nun teknik direktör adayı olan Van Basten Portekiz’e gitmiş, boynunda Sporting Lizbon atkısı ile bir basın toplantısı düzenlemişti. Birçok Hollandalı yorumcu bir futbol efsanesinin bir Portekiz takımının başkanlık seçimine malzeme olmasını utanç verici olarak nitelendirdiler) efsanevi golcü, kısa süre önce Hollanda’da teknik direktörlük kariyerini sürdürmek istediğini açıklamıştı.

 

İkinci yarı coştular 

Van Basten’in gelişinin açıklanması beklenen negatif etkinin aksine büyük bir pozitif etki yarattı Heerenveenli oyuncularda. Takım basın toplantısının ardından oynadığı, beşi lig, biri kupa olmak üzere toplam 6 maçta 6 galibiyet aldı. Bas Dost aynı dönemde 5 lig golü kaydetti ve krallıkta zirveyi ele geçirdi. Tabii bu, oyuncuların profesyonelliğinin de bir göstergesi. Mart ayının sonunda kadar geçecek süre onlar için tam bir sırat köprüsü olacak. Takım gelecek hafta Alkmaar’a gidecek ve ardından PSV ile önce ligde, sonra da Hollanda Kupası yarı finalinde karşı karşıya gelecek. Bu trafikten çıktıktan sonra da ligin son iki haftasında Feyenoord ve Twente ile oynayacaklar. Yani şampiyonluk yolundaki beş rakiplerinin tümüyle henüz karşılaşmadılar ve ilk yarıda bu rakiplerle karşılaştıklarında aldıkları farklı yenilgiler de pek umut vermiyor. Fakat özellikle mart ayını bugünküne benzer bir yerde geçerlerse işin rengi değişebilir. Elbette Dost, Narsingh ve Đuričić’in formu ile Van la Parra’nın çıkışının sürmesi onlar için çok önemli.

 

Kulüp yönetimi bedelini önümüzdeki dönemde göreceğimiz bir karar aldı Heerenveen’de. Bugüne kadar transfer hamlelerinde oldukça akıllı bir ticaret adamı olarak davranan Robert Veenstra sezon sonu Jans’ın kontratının uzatılmamasının kulüp tarihinin en hatalı hamlelerinden birisi haline dönüşmemesi için dua ediyor olabilir.