
Çizme’nin başkenti değil sadece Roma, ayrıca ülkenin en köklü ve büyük taraftar kitlesine sahip ekiplerinden biri. Gerek canını verecek kadar ateşli taraftarları, gerekse en kötü günde bile takımı yalnız bırakmayacak oyuncuları ve geçmişi ile başlı başlına köklü bir kulüp Roma. Peki, bu takım ne denli düşüş yaşadı bu kadar? 21. yüzyılın başında harikalar yaratan, İtalya futbolunu hegemonya altına alan başkent ekibinin düşüşü sebebi ne?
Roma 2000 yılında tarihinin en büyük dönemini, sezonunu yaşadı ve futbolseverlere de yaşattı diyebiliriz. Kalede Antonioli, defansta Cafu ile Aldair, orta sahada Tommasi ile Totti, ileride de gol makinası Gabriel Batistuta! Kim unutabilir ki bu muhteşem kadroyu? Zaten bu muhteşem kadro da hak ettiği gibi şampiyonluğu almıştı o sezon devlerin arasından sıyrılarak. O sene şampiyonluğun geliş nedeni başkente, bu saydığımız isimlerin takımı çark gibi çevirmesiydi. Takım bu 6 isim etrafında dönüyordu. Hatta bunları Totti ve Aldair olarak ikiye indirebiliriz. Çünkü takımın beyni konumundaydı bu iki isim…
2000-2001 sezonunda destansı bir şampiyonluk alarak İtalya’nın yükselen güneşi oldu Roma. Ancak ondan sonrası… Ondan sonrası tam bir okyanus dalgası, tsunami! 2001 yılından itibaren Roma’nın gidişi hiç istikrarlı, daha doğrusu onların istediği biçimde olmadı. Takımı şampiyon yapan Capello 2004 yılına kadar paltosunu askıdan çıkarmamıştı, ki 2003-04 sezonunda gelen ikinciliğin ardından kovulana kadar. Takımı yıllar yılı sonra şampiyon yapan bir hoca, o takımı 3 sezon içinde hep yukarılarda tutan Capello’nun bilinmeyen gönderilişiyle başladı belki de Giallorossi’nin düşüşü. 2004’te koltuğunu bırakan Capello’dan sonra, 2 sene içerisinde tam 5 antrenör geçmişti Roma’nın başına. Conti, Völler, Prandelli, Delneri derken derman olan isim Spalletti olmuştu Roma’ya. Bu sefer her şey yoluna girecek derken, 2008 yılında da takımın sahibi Francesco Sensi’nin ölümü mahvetmişti her şeyi. Yıllardır saha dışındaki olaylar boğuşan ve istikrarsızlıktan ağzı kokan Roma’nın dertler yakasını bırakmaya niyetli değildi anlaşılan…
Roma belki bu mevzubahis olan son 10 yılda saha içinde hep mücadele etti, altlarda kaldığı sezonlar olsa bile büyük takımları yenmesiyle adını hep yukarıda tuttu. Ama ülkede, saha çizgisinin dışında dert yaşayan en büyük kulübüydü. Bitmek bilmeyen hoca değişiklikleri, kulüp sahibinin vefatı ve kulüp hisselerinin yerle bir olması… Bunların üstüne bir de kulübün bayrak adamı Totti kavga ettiği herkesi takımdan gönderince ipler iyice gevşedi. Spalletti ile Totti tartışsın, Spalletti gönderilsin. Totti, Cassano ile kavga etsin; Cassano satılsın. Ranieri, Totti’ye kızsın, bir süre sonra Ranieri kovulsun. Totti bu denli önemli işte Roma için, ama bir o kadar da zarar vermişti o dönemlerde Roma’ya bahsi geçen şekilde…
Ne olduysa oldu, efsanevi şampiyonluktan sonra 10 yıllık bir “Titanic” oluverdi Roma. Bir sene dalgalar takımı yukarılara çıkartırken, diğer sene aynı dalgalar denizin dibine çekti Roma’yı. Bu gemi batacak mı, yoksa umduğu kıyıya gidebilecek mi bilinmez. Ama Roma için değişmez tek bir gerçek, olasılık var: REFORM!
Arda OKVAY
Tweet

