YAZAR: Salih Demirci
Hayatım Futbol, Sayı:18 / 31 Ocak 2012
salihd@hayatimfutbol.com / twitter.com/noatsamisa
Carlo Ancelotti’yi göreve getiren Ligue 1 lideri PSG, ikinci devreye ikide iki ile başladı. PSG’nin sarayı Parc des Princes’ta değişenler, gidenler – gelenler ve bir proje…
Hayali bir kulüp, ola ki işçi bulma kurumundan takıma antrenör bakıyor olsun. 72 milletten hocanın CV’si önüne dizilen kulüp yöneticisi, antrenörlerin son çalıştıkları kulüpten ne şekilde ayrıldıklarını içeren bilgileri tasnif etmeye başlasın:
“…Küme düşen, küme düşmek üzereyken giden, sezona kötü başlayan, liderken kovulan…, devre arasını hedefin uzağında geçiren, sezon sonu hedefe ulaşamayan… bir dakika, o da ne? Demin ‘liderken kovulan’ mı, dedim ben?”
Paris Saint-Germain’in son şampiyon kadrosunun efsanelerinden olan Antoine Kombouare, devreyi en yakın rakibi Montpellier’nin 3 puan önünde ve 40 puanla lider kapatmış bir antrenördü. Dokuz transferle başladığı sezonda yere düşmüştü, arada iki şampiyonadan (Lig Kupası ve Avrupa Ligi) elenmişti, ama toparlanıp ayağa kalkmıştı ve 2011 yılını iyi bitirmişti. Son kısmın bir anlamı olmasını beklerken, devrenin final haftasındaki St. Etienne galibiyetinin ertesi günü kendini kapı önünde buldu.
Anlaşılamaz bir karardı, ama süreci bir bütün olarak ele alınca sürpriz değil. Karar çok önceden verilmişti, çamurlu bir politika Kombouare’ye uygulanırken arka planda PSG projesinin altyapısı kuruldu. Kasım ayı başında sportif direktör Leonardo’yla Paris’te bir yemek yiyen Carlo Ancelotti, iki ay sonra PSG’ye hoca oldu.
Ancelotti Dönemi
Bir süredir PSG’de danışman olarak görev yapan Claude Makelele, Ancelotti’yle birlikte kulübeye indi. Kulübün iç dinamiklerini iyi bilen Makelele, Ancelotti’nin takım içi iletişimdeki eli – ayağı durumunda. Sonradan savunma koçu Angelo Castellazi’nin yanı sıra Ancelotti’nin Chelsea’de birlikte çalıştığı Paul Clement de ekibe katıldı.
Ancelotti, ilk etapta takımın en zayıf iki mevkisini, bekleri elden geçirdi. Sezonun büyük bölümünde forma giyen Ceara ve Tiene ise artık gözden düştüler. Barcelona’dan transfer edilen Maxwell gelir gelmez sol beke monte edildi. Sağ bekte ise sezonun geri kalan bölümünde stoper oynayan Milan Bisevac görevlendirildi. Yeni rolüyle çıktığı son iki maçta 1 gol atıp, 1 de asist yapan Sırp savunmacı, Ancelotti’nin neleri değiştirdiğini şöyle anlatıyor:
“Ancelotti bize uyan bir sistemle geldi. Daha sade ve hızlı oynuyoruz, bizden istediği şeyler daha basit ve efektif. Onun sayesinde takım içi iletişim arttı. Yemekleri birlikte yiyoruz, birlikte daha çok zaman geçiriyoruz. Bu da sahaya yansıyor.”
Ancelotti çabucak alamet-i farikası ‘çam ağacı dizilişi’ denemesine girişti. İlk maçta Gameiro’nun sakatlığı nedeniyle santraforsuz bir yapı kurmak zorunda kalsa da en uçtaki oyuncunun arkasına koyduğu ikili, savunmaya daha az yardım edecek olmaktan memnun olmalı, özellikle de Brezilyalı Nene. Jeremy Menez ise daha önce İtalya’da oynaması sayesinde yeni metodlara çabucak adapte oldu. Dönüşünü takiben Ancelotti’nin Kaka’sı olması beklenen Javier Pastore ise bir süredir sakat.
Yeni Pirlo adayı ise Mathieu Bodmer olacak. Son olarak Brest’i 0-1 mağlup ettikleri maçta Menez yokken forvet arkasında oynayan Bodmer, Ancelotti’nin gözüne çok çabuk girdi. Defalarca övgü aldı ve ideal yerinin savunma önü olduğu yorumuyla yeri hazırlandı.
Transferde ise çok ses çıktı, ama Maxwell’e yalnızca Alex eklendi. Ancelotti’nin Chelsea’den öğrencisi Brezilyalı stoper Alex, Ancelotti’yle birlikte yeniden forma şansı bulan Diego Lugano’ya alternatif olarak transfer edildi. Bu ikili, muhtemelen çetin bir forma savaşı verecekler. Beckham, Pato, Tevez transferleriyse iddiaya göre son aşamada iptal oldu. Ancelotti’nin ‘Gameiro ve Hoarau yeterli’ sözü üzerine milli oyuncumuz Mevlüt Erdinç, Rennes’e gönderildi. Büyük dalga, sezon sonuna ertelenmiş görünüyor.
Şu bir gerçek ki, Ancelotti’nin kulübede olması belli bir seviyeye garanti eder. Bu da öncelikle Şampiyonlar Ligi’dir, yani Katarlı patronların ilk isteği. Son olarak 03-04’te bu turnuvaya katılan PSG, yakın zamanda CL şampiyonluğu parolasıyla Chelsea patronu Roman Abramovich’in yolunu takip ediyor. Tabii ki bu kadro, bu hedefi karşılayacak durumda değil. Daha iyi oyunculara ihtiyaçları var ve bunu sağlayacak isim de Ancelotti.
İtalyan hoca bir marka. Onun sayesinde Paris’e, Ligue 1’a gelme konusunda endişeli yıldızları ikna edebileceklerini düşünüyorlar. Kombouare’yle bu fırsatları yoktu, ‘kavruk’ hoca her ne kadar kulüp için özel biri olsa da uluslararası bir vasfı yoktu. Bir başka deyişle, sahibi Katarlılar olan bir kulübün hocası, Kombouare olamazdı.
Ya da PSG’nin sarayı Parc des Princes’ın önüne Citroen çekmek olmazdı, oraya Ferrari yakışırdı. Göreve gelir gelmez Katar’a kampa giden Ancelotti, patronlar ile birebir görüştü. İmza koyduğu üç yıllık sözleşmenin taahhütü her sene şampiyonluk ve fazladan bir kupa. Londra’daki ilk sezonunu duble ile kapatmıştı, sezon ortasında geldiği Paris’te de aynı başarıyı tekrarlayabilir.
Tweet





