Fener’in Yobo’su var

YAZAR: Alper Öcal

Hayatım Futbol, Sayı:19 / 7 Şubat 2012

alpero@hayatimfutbol.com & twitter.com/alperocal


Son maçlarını kaybeden iki İstanbul devinin karşılaşmasında ilk yarıda kornerden bulduğu golü son dakika bonusuyla birleştiren , ’ı 2-0 yendi. Derbinin galibini ise önce erken gol, sonra detaylar belirledi.

 

 

Fenerbahçe bilinen bir denklem.  8 senedir aşağı yukarı tarzda futbol oynuyor. 4-2-3-1 şablonu üzerinden pasa dayalı, dominant bir karakter oluşturmaya çalışıyor. Kadrodaki bireysel kalite ve derinlik oynanan oyunun verimliliğini etkilese de tarz değişmiyor.

Beşiktaş bu yüzden, her ne kadar çok eksik de olsa, derbiyi farklılaştıraracak olan taraftı. Sertlikten çabuk yılmaları, kenarlarda oynayan Quaresma ve Simao’nun beklerine hiç yardım etmemeleri, beklerin de savunma ve pozisyon alma nosyonlarının eksik olması onları sezonun genelinde kırılgan hale getiren unsurlardı. Bilhassa deplasmanlarda bu görüntü çok net görünüyordu. Kayserispor maçında olduğu gibi.

Beşiktaş’ın eksikleri bu açıdan avantajdı veCarvalhal’i istemeyerek de olsa yaratıcılığı sınırlı ama mücadeleye ve savunmaya daha yatkın bir kadro tercihi yapmak zorunda bıraktı. Hücumdaki yegâne plan ise Holosko ve Mustafa Pektemek gibi etkili topsuz koşu yapan, seri ve çabuk ayaklarla kontra atak yakalamaktı.

Geniş Fenerbahçe 

Fenerbahçe maça istekli başladı. Ana hücum planı istim üstündeki Stoch ile maç eksiği olan Tanju’nun kanadını zorlamaktı. Başarılı da olundu ama Stoch gereğini yaptığı halde pozisyon açısından üretkenlik sağlanamadı. Fenerbahçe’nin rakibin ileri uçtaki kontra tehdidine karşı savunmasını derin oynatması bu kısırlığı tetikleyen faktördü.

Cristian ve Emre hem ilk topu almak hem de savunma görevleri için geri dörtlüyle arasındaki mesafeyi kısa tuttular. Stoch’un topu çizgiye yakın alarak içe kat etmeyi seven tarzı ve Alex’in de forvette Sow’a yakın olma çabası Fenerbahçe’yi sahada hem dikine hem de enine geniş alanda bıraktı.

Beşiktaş’ın top tekniği düşük orta sahasından top kazanmak için yapılması gereken pres,  takım kompakt oynamadığı için sürekli yapılamadı. Fenerbahçe beklenildiği ölçüde oyunu Beşiktaş yarı sahasına yıkamadığı ve hücumda çoğalamadığı gibi, ilk 10 dakikada Beşiktaş geniş alandaki boşlukları iyi kullanarak iki kontra yakaladı.

Holosko şayet tercih hatası yapmayıp, kontra atağı olgunlaştırabilseydi maç Beşiktaş’ın üstünlüğüyle de başlayabilirdi ama olmadı.

Golle değişen roller  

Fenerbahçe cezayı köşe vuruşundan kesti. 14.dakikada, genelde Selçuk ile yapılan ön direk organizasyonunda bu kez Gökhan Gönül’ü kullanarak Beşiktaş’ı gafil avladı ve Yobo ile öne geçti.

Erken gelen golün ardından beklenti farkın artması yönündeydi, ama Fenerbahçe golden sonra, kopuk kopuk yaptığı presi tamamen bıraktı. Topun arkasına geçerek rakibi beklemeye başladı. Aykut Kocaman’ın stratejisindeki bu değişimin arkasında 3 motiv olabilir.

Beşiktaş’ın Holosko ve Pektemek ile yaptığı kontraları kırmak.

Beşiktaş’ın mevcut kadrosundaki yaratıcılık sorunu yüzünden set oyununda etkin olamayacağını düşünmesi.

Ve tamamlayıcı unsur olarak Beşiktaş’ın geri dörtlüsünün beraber oynama alışkanlığı olmayan hantal yapısını kontra atakla delerek skoru arttırmak.

Teorik açıdan mantıklı görünse de, ilk madde hariç hiçbirinde başarı sağlanamadı. Beşiktaş set oyununda etkin olamadı ama dönen topları presle kazanarak oyunu Fenerbahçe sahasında tuttu, rakibine kontra fırsatı vermedi ve duran toplarla fırsat aradı.

Fenerbahçe bu süreçte ikinci golü atarak rakibine havlu attırmak bir tarafa, kendisi fizik olarak yıprandı ve yoruldu. Alex ve Sow’dan da hiç verim alamadı.

Selçuk hamlesi 

Fenerbahçe için gitgide aleyhte gelişen maçta yapılacak hamle ilk devrenin başına geri dönmeye yönelik olmalıydı. Yolu da orta sahadan geçiyordu. Presi canlandıracak, takıma dinamizm, çabukluk, hareketlilik katma potansiyeli taşıyan ve fizik olarak da çok iyi durumda olan Caner Erkin momentumu Fenerbahçe’ye çevirebilirdi.

Aykut Kocaman ise tam tersine hantal, statik ve maç eksiği bulunan Selçuk’u oyuna aldı. Emre ile hücum hattıyla kurulan bağ tamamen kayboldu. Fenerbahçe topla daha az oynamaya ve rakip yarı sahaya gidememeye başladı. Emre’nin cılız da olsa Ersnt ve Veli üzerinde kurduğu baskı da kalktı, Beşiktaş rahat top kullanıp kolayca Fenerbahçe sahasına akarken, sarı-lacivertliler kendi sahasına hapsoldu.

Carvalhal ilk topları Veli’ye aldırarak, kanat beklerini ve Ernst’i de ataklara dahil ederek, hücumdaki nitelik sorununu nicelikle çözmeye çalıştı. İlk devrede sadece duran toplarla tehlike yaratabilen Beşiktaş ikinci yarıda Ernst ile üç net fırsattan yararlanamadı. Holosko ve Simao’nun olgunlaştıramadığı akınlar da cabası.

Caner Erkin farkı 

Fenerbahçe bunalmış ve Alex, Stoch ve Sow’un savunmasına hiç katkı yapmadığı için fizik olarak erimeye yüz tutmuşken nihayet tabela kalktı. Caner Erkin oyuna girdi. Carvalhal’in gol için Veli yerine Edu’yu alarak boşalttığı orta sahada, Simao’nun sol beke geçmesiyle Caner uygun ortamı buldu ve enerjisiyle boşlukları işlemeye başladı.

2. gol öncesi akını başlatan ve bitiren paslar da Caner Erkin’den geldi.

Fenerbahçe zor da olsa derbiyi 2-0 kazanarak zirve takibini sürdürdü. Fenerbahçe’de Yobo, Beşiktaş’ta ise Ernst maçın en iyileriydi.

Sonuç 

Fenerbahçe için maçtan alınacak en önemli ders, Alex ve yeni transfer Sow’dan faydalanmak için dominant oyun ve haliyle presin şart olduğu. Aykut Kocaman öncelikle bunun üzerinde durmalı ve takımın diplerde seyreden fizik kondisyonunu iyileştirmeli.

Beşiktaş cephesi ise Quaresma ve Almeida olmadan da futbol oynayabildiğini göstermiş oldu. Simao da bu gruba dahil edilebilir, zira maçtaki etkisi sıfıra yakındı. Fernandes ve kanatlarda daha sorumlu bir yaratıcıyla Beşiktaş daha dengeli ve sonuç odaklı bir takım kimliği kazanabilir.