Dört Maçta Süper Lig

 

 

’de gözler bu hafta şüphesiz ki Kadıköy’deki derbideydi fakat geri kalan maçlar da kötü hava ve saha koşullarına rağmen futbolseverlerden geçer not aldı. İkinci devredeki ilk puanlarını Beşiktaş deplasmanında alan Mersin İdman Yurdu, Sivasspor’un gazabına uğradı ve 5-1′lik ağır bir yenilgi aldı. Rıza Çalımbay yönetiminde ligin kalburüstü ekiplerinden birine dönüşen Sivas, özellikle yabancı yıldızları Kamil Grosicki ile Michael Eneramo’nun yanı sıra Çalımbay döneminde orta sahanın göbeğine çekilen Erman Kılıç’la fark yaratmayı sürdürüyor. Bir türlü İstanbul devlerinden hak ettiği ilgiyi görmeyen tecrübeli oyuncu, ilk dört golde de pay sahibiydi.

 

Ligin bir diğer sürpriz ekibi Gençlerbirilği ise maçın son bölümlerinde bulduğu gollerle puan toplama geleneğini sürdürdü. Fuat Çapa’nın öğrencileri bu kez de Kayserispor deplasmanında vurgun yaptı ve son dakikada Murat Duruer’in güzel ortasını tek vuruşla bitiren Ermin Zec takımına üç puanı getirdi. Kırmızı-siyahlılar geçen sezon kümede tutunma mücadelesi veren bir ekipken, üstelik en gözde iki oyuncusu Mustafa Pektemek ile Orhan Şam’ı kaybetmişken futbolun doğrularına tutunarak nelerin başarılabileceğinin bir simgesi adeta. Artık play-off hattındalar ve son 13 haftada bu mücadelenin içinde olacaklarının sinyallerini veriyorlar.

 

Zor koşullara rağmen özellikle ilk yarıda güzel bir oyun ve mücadele izlediğimiz bir maç da Eskişehir’deydi. Ersun Yanal’ın talebeleri özellikle ilk 25 dakikada öyle bir oyun ortaya koydu ki İstanbul Belediye, sadece iki gol yediğine şükrediyordu. Hürriyet’in gelişi özellikle Alper Potuk’a epey yaramış görünüyor. Takımını harika yönetip araya bıraktı derin toplarla Arif Erdem’in ekibini güç duruma düşürmeyi bildi. Pele de ona nazire yaparcasına Kamara’ya ikinci golde harika bir asist yaptı. İkinci yarıda ilk 45 dakikadaki tempoyu göremesek de Eskişehirspor’un iyi yolda olduğunu söylemek zor değil. Hele ki bunu buzlu bir zeminde yapmaları takdire şayan. Türkiye gibi futbol ekonomisinin büyüklüğüyle övünen bir ülkede sahaların İskandinav muadillerinden daha kötü durumda olması ise futbolumuzun durumunu ortaya koyuyor gibi.

 

Son olarak Ankaragücü deplasmanında kazanıp 12 maçlık galibiyet özlemini sonlandıran Manisaspor’a da değinmek gerek. Hoş, artık kadrosunda Süper Lig tecrübeli oyuncu sayısı üçü bulmayan Ankaragücü’nü de yenemeselerdi serinin sezon sonunu bulması ihtimali de belirebilirdi. Kemal Özdeş’in yerine göreve gelen Ümit Özat, ilk galibiyetini ikinci Süper Lig maçında ikinci golünü atan, aynı zamanda Köln’den eski takım arkadaşı olan Nemanja Vucicevic’e borçlu.

 

Engin farkı

İki haftadır deplasmanda gol yüzü dahi görmeyen Galatasaray yine bir teknik direktör değişiminin sonrasında Gaziantepspor ile karşılaştı. Maç öncesi iki teknik adam da maç planını hazırlamış, stratejiyi belirlemişti. Terim, beklerini de öne çıkararak önde baskı kurup pozisyon kovalayacak, Hikmet Karaman geride oyunu kabullenip ileri çıkmış, hücum pozisyonundaki Galatasaray’ı hazırlıksız yakalayıp Cenk-Popov-Sosa ile vuracaktı. İlk 25 dakika pozisyon üretilmeden geçer iken ilk devrenin son 20 dakikası ise karşılıklı hücumlar eşliğinde geçti.

Önde baskı kurmasına rağmen tipik kenar oyuncusundan mahrum olan Galatasaray Emre ve Engin’in merkeze yönelmesi ile beraber beklerin daha fazla çizgiye inip geriye dönememesine de neden olurken Karaman’ın takımı da bu boşluktan faydalanıp pozisyonlar bulmaya başladı. Yasin’in mükemmel pasında Popov golü bulmasında Semih’in yaptığı yerleşim hatası kadar Sabri’nin önde kalmasının da payı büyüktü. Klasikleşmeye doğru giden Emre Güngör’ün Galatasaray maçlarında yaptığı hatalardan biri daha gerçekleştiğinde yeni transfer eski oyuncu Necati Ateş, son derece soğukkanlı bir şekilde golü atarak beraberliği sağlıyordu.

İkinci yarıya rolleri değiştirerek girdi iki takım zira artık önde basan, pozisyon kovalayan kırmızı-siyahlılar olurken Galatasaray daha çok geriden hızlı hücumları düşünüyordu. Engin’in yaklaşık yetmiş metre sürdüğü topun sonucunda Elmander’e verdiği pas galibiyet golünü getirirken Hikmet Karaman ise maç öncesi kurduğu tuzağa bir anlamda kendi düşüyordu. Geride savunma pozisyonunda kalan rakibinin kolay bir şekilde pozisyon veremeyeceğini devre arasında algılamış olsaydı belki her şey çok daha başka gelişebilirdi.

Maçın adamı ise tam da olması gerektiği yerde sorumluluk alıp golü attırdığı gibi sürekli faul alarak son dakikalarda takımın nefes almasını da sağlayan Engin Baytar oldu. Elmander’in dinamizmi, Selçuk İnan’ın hemen her yere katkı yapmayı başaran çabası kadar Yasin’in asisti de maçtan geriye kalan diğer önemli ayrıntılar.

 

Orhan Uluca

 

 

Antalya’da Sıcak Çarpması

 

Büyük bölümü yatay seyreden maça Medical Park Antalyaspor golle başladı. Serkan’a karşı boy avantajını iyi kullanan Mehmet Eren, henüz 3.dakikada yaptığı kafa vuruşuyla tabela değiştirdi.

 

Mehmet Özdilek’in takımı, her ne kadar Galatasaray karşısında maç stratejisi gereği kendi kalesine nispeten yakın oynasa da ligimizin ön alanda oynama alışkanlığına sahip takımlarından biri. Rakip Trabzonspor da benzer bir yapıda olunca ve her iki takım oyuncuları defansif görevlerini iyi yapınca maç, büyük bölümünde orta alana sıkıştı.

 

Trabzonspor atakları, merkezdeki kalabalıktan ötürü mecburen Olcan’ın kanadına yığıldı. Sürekli yer değiştiren Alanzinho ve Halil, etkili olmaları için gereken alanları bulamadılar. Savunma ve orta saha hattı arasındaki koordinasyonu iyi kuran Antalya, merkezden Burak’ın koşu yoluna gönderilecek paslara izin vermedi. Sorumluluğu Olcan üstlendi, gol de onun 19.dakikada kazandırdığı serbest vuruştan geldi. Fakat Trabzon’a maçın devamı için fazlası gerekti.

 

Denk giden oyun, 60’tan sonra adım adım Antalya’nın kontrolüne geçti. Rakip kaleye yine çok adamla gittikleri bir dakikada Colman kaleye sırtı dönük Emrah’ı iterek fahiş bir hata yaptı. Penaltı noktasına gelen Tita, ikinci denemesinde golü attı ve maçı Antalya’ya getirdi.

 

Antalyaspor, maçın devamında rakibin güçten düşeceğini hesap ederek yaptığı planda haklı çıktı. Trabzon’un hücum silahlarını pasifize ettiler ve rakipten fazla pozisyon ürettiler. 4,5 yıl sonra yeniden Tita’yla buluşan Jaba, sağ kanatta etkisiz görünse de Necati’nin gidişi sonrası en uçta görev alan Tita, maç boyu rakip savunmayı zorladı.

 

Trabzonspor, Antalya deplasmanına gelirken oynadığı son 8 maçın 7’sini kazanmış bir takımdı. Lider Galatasaray’ın 9 maçlık galibiyet serisinden sonraki en iyi dönem performansına sahiplerdi, ama Antalya’da tarih tekerrür etti. Ligin ikinci yarısında 3 galibiyetle başladıktan sonra Karabük’te mağlup olmuşlardı, ardından yine 3 maçlık bir seri geldi ve o da bir deplasmanda sona erdi.

 

Salih Demirci

 

 

Savunma Ordu’su

 

Bugüne kadar ülkeye adım atan şöhretli hocalar özellikle Anadolu’da bekleneni pek verebilmiş değildi ama Hector Cuper, önemli bir istisna olma yolunda hızla ilerliyor. Metin Diyadin döneminde de az gol yemesiyle ön plana çıkan Ordu, Cuper’le bu kimliğini iyiden iyiye oturttu. Maç rakibi bozmayı gerektirdiğinde ne kadar iş yapabileceğini Galatasaray karşısında gösteren Bursaspor ise tam bir savunma takımı olan Orduspor karşısında ev sahibi maçta 1-0′ı bulması gereken taraftı ve maç da buna göre gelişti.

 

Hector Cuper, Afrika Uluslar Kupası’nın favorisi Fildişi Sahili’ne Gosso’yu yollamanın da getirdiği zorunlulukla orta sahada Ali Çamdalı ve Onur Tuncer’i birlikte kullanınca ortadan top çıkarmakta zorlandı. N’Diaye’nin başarılı oyunuyla o bölgeyi iyi tutan Bursaspor ise oyunu rakip yarı sahaya yıktı, ne var ki gerisini getirmekte güçlük çekti. Pozisyon denilebilecek ilk tehlikeli atağın dakikasının 77 olması zaten maçın ne şekilde geçtiğine dair bir fikir veriyor. Sağ kanada kaçırılan Sestak’ın içeri kestiği topu Ozan İpek’in auta atması ev sahibinin en tehlikeli akınıydı. Ordu ise tercihen kendisini yarı sahasına atıp maçın son bölümlerinde atacağı bir gole göre plan kurmuştu, son üç lig maçında ağları bulup takımını sırtlayan Stancu’nun kaleciye karşı tek başınayken yerden yaptığı yetersiz vuruş 0-0′ın habercisi oldu.

 

Mayıs 2010′da şampiyonluk kutlayan Bursaspor’un kadrosundaki erimeye transfer yoluyla bir türlü çözüm üretememesinde teknik direktör Ertuğrul Sağlam ve yönetimin payı büyük. Yeni gelen Pinto, faydalı bir oyuncu olabileceği izlenimini verse de farklılık yaratması güç. Bursa-Sağlam birlikteliğinde sezon sonu bir kırılma yaşanacağa benzer. Orduspor ise 32 puana ulaşıp bu seneyi kurtardı gibi. Yaz döneminde yanlış hamleler yapmazlarsa iki ya da üç doğru eklemeyle gelecek sezon baş altına oynayabilecek bir ekip oluşturabilirler. Tabii hücumun merkezi olan Stancu ile Culio’nun Galatasaray’a dönüp dönmeyeceği milyon dolarlık soru olarak karşımızda duruyor.

 

Uğur Karakullukçu

 

 

 

3 puandan fazlası

 

Normal sezonun bitimine 10 hafta kala düşme potasındaki Karabükspor ile Samsunspor için bu mücadele ne sıradan bir maç, ne de sıradan bir 3 puandı. Bu tarz maçlar için 6 puan değerinde derler ya, aslında bu maç belki de 6 puan + 1 sezondu.

 

Böylesine kesin bir virajda ilk kazayı Shelton yaptı. Jamaikalı oyuncu ilk yarının son dakikasında atmosferden olsa gerek kaybettiği topun peşinden öyle bir koştu ki hızını alamayıp rakibine çift daldı, pozisyona yakın olan Cüneyt Çakır da değil dakika, saniye kaybetmeden kırmızı kartı yapıştırdı. Lakin gecenin adamı İlhan Parlak, bu kritik virajda direksiyon hakimiyetini almıştı bir kere. İlk yarıda takımını öne geçiren golcü oyuncu, ikinci yarıda da durumu 2-0’a getirerek maçı kurtardı. Ufak bir not; İlhan maç öncesinde açıklanan kadroda ilk 11’de değildi. Isınma hareketleri sırasında Güven sakatlanınca bir anda kendini sağ kanatta buluverdi.

 

Karabükspor hücumda Mehmet Yıldız tek forvet, arkasında Shelton-Cernat-İlhan üçlüsüyle sahadaydı. Forvetler, orta sahadaki Kağan ve Mustafa Sarp gibi iki çalışkan oyuncunun varlığından da destek alarak Samsunspor defansını nefes nefese bıraktı. Kırmızı-beyazlılar ise ileride Gekas, sağında Serdar Özkan, solunda Ekigho ile maça başladı. İkinci yarıda rakip 10 kişi kalınca Zenke, Fink’in yerine girerek hücumda ekstra isim oldu. Lakin Karabükspor gerek ev sahibi taraf olmanın üstünlüğünü, gerek de orta sahadaki çalışkan ikilisinin performansıyla Shelton’ın eksikliğini hissetmedi. Ne geride açık verdi, ne de ileride hücumcular yalnız kaldı. İlhan’ın attığı ikinci gol tekrar izlenince fark edeceksiniz, pası veren Mustafa Sarp, ceza sahasına deplase olarak pozisyon alıyor. Maç son anlarında muhteşem oyunuyla fiziken tükenmiş olan Mehmet Yıldız’ın ısrarla penaltıyı atmak istemesi ve onu da gole çevirememesi günün kremasıydı.

 

Kritik maçta 3 puanı alan Karabükspor, moral olarak da rakibinin bir adım ötesine geçti. Batı Karadeniz ekibinin kar muhalefeti nedeniyle oynayamadığı İstanbul Büyükşehir Belediyespor maçından da en az 1 puanla dönmesi aradaki farkı 5’e çıkartır. O da Samsunspor’un karalar bağlaması için iyi bir neden.

 

İlker Yılmaz