YAZAR: Salih Demirci
Hayatım Futbol, Sayı:20 / 14 Şubat 2012
salihd@hayatimfutbol.com & twitter.com/noatsamisa
Haftasonu Lille’i unutulmaz bir mücadele sonrasında 5-4 yenen Bordeaux’nun yakın geçmişini epey tanıdık bir maç şekillendirdi. Zirveden dibe inen Fransız devi, şimdilerde kimliğini bulma yolunda ilerliyor.
Yakın tarihin en acayip maçlarından biriydi. Yalnızca Galatasaraylılar değil, eminim daha pek çok kişi iyi hatırlayacaktır. O gün Bülent Korkmaz’ın Galatasaray’ın hocası olarak çıktığı ilk maç olması bir anı, maç ise apayrı bir dünyaydı. Arda’nın golüyle 3-1’e gelen skor, bitime yarım saatten az zaman kala turu getirmişti ya da getirmek üzereydi. Fakat peşi sıra gelen iki Bordeaux golü, tabelayı eşitleyip, deplasman golü avantajını da elde ederek tüm havayı bozmuştu.
Son anlarda sahneye çıkan Sabri, attığı golle Bordeaux’nun eve eli boş dönmesini sağlarken Fransa’nın lacivert-beyazları ligdeki son dört maçını kazanamamıştı. Kayıp sezonda ellerinde kalan UEFA Kupası ve Fransa Lig Kupası’ydı, ama ne olduysa Sabri’nin golünden sonra oldu. 4-3’lük Galatasaray-Bordeaux maçından sonra 13 lig maçı oynadılar, bunlardan yalnızca birini kaybettiler. 08/09 sezonunun son 11 maçını üst üste kazanarak bir rekor kırdılar, elde ettikleri yüklü puanlarla müthiş bir sıçrama yapıp Marseille’in önünde şampiyonluk ipini göğüslediler.
Büyük çöküş
Aynı sezon lig kupasını da elde eden Bordeaux, böylece Lyon hegemonyasını yıkmıştı. Laurent Blanc ve futbolcuları, bir çeşit mucize gerçekleştirdikleri sezonun ertesinde lige hızlı girdiler. Devre arasını tek şampiyonluk adayı olarak geçtiler, ama sonrasında şartlar dengelendi. Ligin güçlü takımları ağır ağır yukarıya yaklaştılar. Son şampiyon Bordeaux 30.maç haftasını da lider geçti, ama fazlasına nefesleri yetmedi. Tarih bu kez tersten yazıldı ve tümüyle çöktüler. 09/10 sezonunun son 10 lig maçında yalnızca 2 kez kazanıp, 09/10 sezonunu ancak 6.sırada bitirebildiler.
Akabinde, yani 2010 yazında Laurent Blanc, Bordeaux’dan ayrılıp Fransa Milli Takımı’nın başına geçti. Onu takımın yıldızı, şampiyonlukta en büyük pay sahibi oyuncu Yoann Gourcuff’ün Lyon’a transferi izledi.
Diawara, Chamakh, Gourcuff, Cavenaghi, Diarra, Fernando, Wendel… Çok kısa zamanda şampiyon takım dağıldı. Şampiyonlar Ligi’nin dışında kalmanın faturası ödediler, bu durumu ilk yıl Gourcuff’ün satışıyla sübvanse etseler de önlerini göremedikleri için ihtiyatlı davranmak zorunda kaldılar. Bu yeni durum, peşinden yeni koşulları da getirdi ve yeni yapı içerisinde bir özel isme ihtiyaç duyuldu.
Tutmayan planlar
Bordeaux’nun kadro kalitesi adeta bir heyelan yaşamıştı. Ağırlıkla yaratıcı ve tecrübeli olmak üzere üst düzey oyuncular birer birer yol almış, elde nispeten düşük maaş alan ve futbolu mücadele damarı üzerinden götüren bir oyuncu grubu kalmıştı. Her ne kadar başkan Jean-Louis Triaud, takımdan ayrılan Gourcuff’ün etkisini küçümseyerek “Korner atacak başka oyuncularımız da var!” dese de Gourcuff’süz sıradanlaşmışlar, ancak kornerden gol atabilen vasat bir takım olmuşlardı. Bu ortamda ilkyardım çantasını açıp, ‘camianın evladı’ isimli ilacı yaralarına merhem eylemeye niyetlendiler.
Şimdilerde Çin’in transfer piyasasında adından söz ettiren takımı Shangai Shenhua’nın başında olan Jean Tigana, daha önce birden fazla takımda yaptığını yinelemek üzere futbolculuğunun en şaşaalı günlerini geçirdiği Bordeaux’ya 2010 yazında hoca olarak geri döndü. Gerçi hoca Bordeaux şehri yakınlarındaki üzüm bağları içerisine inşa ettirdiği saray görünümlü evinde ikamet ediyordu, sahile inmesi zor olmadı!
Ucuz genç oyuncular transfer edildi, Şampiyonlar Ligi hedefi konuldu. Ama kulüp binasındaki hesap, lige uymadı. Tigana’nın deyimiyle ‘soyunma odası hayal kırıklığı yüklü…’ idi. Çöküşün hatıraları elde kalan oyuncular üzerinde ciddi bir etki bırakmıştı. Eldeki bir takım değil, yalnızca bir grup futbolcuydu. Sonuçta amaçlarından çok uzakta kaldılar ve geçen Mayıs başındaki 4-0’lık Sochaux yenilgisiyle Tigana ve Bordeaux arasındaki uzatmalı birliktelik son buldu.
Yeni hoca ise uzaklarda aranmadı. Tigana’nın takımına 4 atan Sochaux’nun hocası Francis Gillot, zamana yayılmış ve nispeten makul hedefler ile göreve getirildi.
Gillot’yla yeni dönem
Francis Gillot, geçen sezon Sochaux’yu sürpriz şekilde 5. yapmıştı. Çok sayıda yetenekli genç oyuncu çıkarmış, sıradışı atak futbol ile ülke çapında ciddi bir sempati kazanmıştı. Lakin Montesquieu’nün memleketi Bordeaux’da zaman bir süre normal aksa, ertesi sezon terse dönüyordu. Bu sezon bir ara geçen sezon bıraktıkları yerden daha kötüsünü gördüler, düşme hattında debelenip durdular. Fakat son 9 maç haftasında 6 kez kazanarak yukarıya tırmandılar, bir çeşit bahar yaşıyorlar. Düşme korkusu artık çok uzakta.
Geçtiğimiz Pazar günü de Lille’i deplasmanda mağlup ederken tarihe geçen bir maç oynadılar. Son şampiyona karşı deplasmanda 1-4 öne geçtikleri maç 4-4’e geldiğinde dakika 89, Ludovic Obraniak’ın Bordeaux’ya galibiyeti golünde ise dakika 90+3’tü. 4-5 kazandılar, ama hikaye bununla bitmedi.
Obraniak’ın intikamı
Biri maç kazandıran gol olmak üzere bu maçta iki gol atan Obraniak, 1 milyon avro karşılığında bu sezonun devre arası Lille’den Bordeaux’ya transfer olmuştu. Hafta sonu attığı gollerde mütevazi bir sevinç yaşayan 28 yaşındaki forvet, Lille hocası Rudi Garcia’ya herhangi bir kırgınlığı olmadığını açıklarken açık sözlü: “Kulübeye düşmeden evvel de kendimi takım için (Lille) hayati bir oyuncu olarak görmüyordum. İyi bir takımımız vardı ve ben hocanın planlarında yoktum. Ama sezon sonunda Euro 2012 var ve turnuvaya dek daha fazla oynamam gerekir.”
Fransa doğumlu Polonyalı Obraniak, kısa zamanda müthiş bir etki gösterdi ve Gillot’nun takımının en önemli parçalarından biri oldu. Bir süredir 3-5-2 oynuyorlar, bunda Fluminense’den transfer ettikleri sağ kanat beki Mariano’nun da payı büyük. Gillot’nun Sochaux’dan getirdiği Maurice-Belay ve Gouffran da takımın gol yükünü çekiyorlar, arkadan da Obraniak ve Plasil destekliyor.
Bordeaux laneti
Bordeaux şimdilerde başaltı gruba dahil olmuş durumda. Tabeladaki sıraları 9, ama üçüncü sıradaki Lille ile aralarında yalnızca 6 puan var. Belki yine Şampiyonlar Ligi hedefine ulaşamayacaklar; ama çöküşün, sakatlıkların, hayal kırıklıklarının dönemi geride kalmışa benziyor. Geride ise bir enkaz var. Blanc’ın Fransa milli takımındak geleceği görünmüyor, Gourcuff bir türlü başını dik tutamıyor ve Francis Gillot’nun eski takımı Sochaux, bugün itibariyle lig sonuncusu.
Tweet


