5 Maçta Süper Lig



 

Spor Toto takımları sonunda rahat bir nefes verdi, Avrupa mesaili Beşiktaş ile Trabzonspor hariç diğer ekipler uzun bir aranın ardından haftada bir maç yapmanın nasıl bir şey olduğunu hatırladı. Dinlenme dönemleri uzayıp rekabet kızıştıkça oyun kalitesinin ve temposu yüksek maçların artacağı da aşikâr. Bu açıdan her ne kadar federasyon seçimleri, şike soruşturması ve futbol dışı bilimum tartışmalar gündemin ortasına hiç gitmeyecekmişçesine otursa da bir yandan da saha içinde güzel maçlar seyretme ihtimalini de göz ardı etmemek gerek…

 

27.haftada hem ligin zirvesini hem de dibini ilgilendiren önemli mücadeleler vardı. Karabükspor’un Eskişehirspor’u Mehmet Yıldız’ın golleriyle 2-1 mağlup edip ligde ilk kez bir deplasmandan galibiyet çıkarıyor olması aynı zamanda Bülent Korkmaz’ın öğrencilerinin küme düşme hattının üzerine çıkması anlamına geliyordu. Bir başka kritik mücadelede ise freni patlamış kamyon gibi ikinci lig yolunda ilerleyen Gaziantepspor, kısır geçen maçta Orduspor’u bir duran top golüyle mağlup ederek kritik üç puanı hanesine yazdırmayı bildi.

 

Bu haftanın dikkat çeken bir diğer yönü de ligin en başarılı Anadolu takımları konumunda bulunan Sivasspor ile Gençlerbirliği’nin İstanbul’a geliyor oluşuydu. Kadıköy’de Fenerbahçe’ye konuk olan Rıza Çalımbay’ın takımı cesur bir futbol oynayıp maçı koparacak noktaya getirdiyse de Pedriel’in kaleye gönderemediği top Alex’e geldi ve işler değişti. Dolmabahçe’de de benzer bir senaryo vardı. Gençlerbirliği maçın son bölümünde 2-2′yi yakalamış olmasına karşın sarı kart cezasıyla gündeme oturan Fernandes’in nefis golüyle Beşiktaş’a mağlup oldu.

 

Bu hafta Beşiktaş ve Trabzonspor’un oynadığı karşılaşmaları ayrıca hazırladığımız dosyalarda ele aldık, beş Süper Lig maçı geleneğimizi ise bozmadık. Sonraki sayfalarımızda Mersin İdman Yurdu-Galatasaray, Fenerbahçe-Sivasspor, Bursaspor-İstanbul Belediye, Antalyaspor-Manisaspor ile Gaziantepspor-Orduspor mücadelelerinin analiz ve yorumlarını bulabilirisiniz. Keyifli okumalar…

 

27. haftanın toplu sonuçları:

Mersin İdman Yurdu-Galatasaray: 1-3, Ankaragücü-Samsunspor: 0-3, M.P. Antalyaspor-Manisaspor: 1-2, Fenerbahçe-Sivasspor: 4-2, Gaziantepspor-Orduspor: 1-0, Kayserispor-Trabzonspor: 3-3, Eskişehirspor-K.Karabükspor: 1-2, Beşiktaş-Gençlerbirliği: 3-2, Bursaspor-İstanbul B.B:2-1.

 

28. haftanın programı:

Cuma: 20.00 Orduspor-Kayserispor. Cumartesi: 13.00 K.Karabükspor-Ankaragücü / 16.00 Samsunspor-Bursaspor, 16.00 Manisaspor-Gaziantepspor / 19.00 Eskişehirspor-Fenerbahçe. Pazar: 13.00 İstanbul BB-MP Antalyaspor, Gençlerbirliği-Sivasspor / 16.00 Trabzonspor-Mersin İdman Yurdu / 19.00 Galatasaray-Beşiktaş.

 

Engin ve Emre farkı

Ligin deplasmanda en başarılı takımı olan Galatasaray kendi evinde en az puan toplayan Mersin İdman Yurdu’na konuk oldu. Skor maçın içeriğini yansıtma adına aldatıcı olsa da gerçek üç puanın oldukça zorlu geçen karşılaşmada Galatasaray hanesine yazıldığıdır.

Her iki takım da maça pres yaparak birbirlerine üstünlük kurma çabası içerisinde başlasa da Terim’in takımı kısa sürede dümenin başına geçti. İlk devrenin ilk çeyreği sonlanmadan Mersin’in sağını Engin Baytar ile Galatasaray üç kez delmeyi başardı. Emre’nin ise soldan önce Elmander’i, akabinde Selçuk’u buluşturduğu o ince ayar dokunuşları 22 kişi arasında geçen kör döğüşün zirve noktalarını oluşturuyordu. Galatasaray’ın farkı Emre-Engin ile kalabalık Mersin defansını delebilecek ince ayar dokunuşları olan iki futbolcuya sahip olmasıydı.

Melo’nun yerine oynayan Ceyhun Gülselam orta sahadaki pas trafiğini yavaşlatsa da mücadelesi ve hırsı ile alkış almayı başardı. Üstelik o Ceyhun rakibinden bir adım önde olmayı başararak kazandırdığı topu Necati’ye iteleyince bu oyuncunun sol kenarda gördüğü Engin’in karambole ortalamak yerine arkadan tüm hırsıyla koşarak uçan Necati’yi beş savunma oyuncusu arasında bulması sonucu Galatasaray rakibi ile arasındaki farkı gösterip ilk golüne de ulaşmış oluyordu.

İkinci devreye girerken ilk yarı ortalarında sakatlanan Elmander yerine giren Sercan’ı Fatih Terim oyundan çıkarmadıysa bu Terim’in iyi niyeti kadar yerine oynayacak bir başka forvet oyuncusunun bulunmamasından da kaynaklanır.

Barış Ataş’ın Selçuk’u iki kez biçmesinin ardından Mersin İdman Yurdu 10 kişi kalsa da strateji açısından takımına olumlu değişimi sağlaması açısından yokluğu varlığından daha değerli olmuştur. Hücum fikrine ancak kaybedecek bir şeyi kalmayınca sahip olan Nurullah Sağlam gerekli değişiklikleri yaparak Sercan ile zayıflayan rakibinin üzerine bütün riskleri alarak gidip bunun meyvesini de almayı başardı. Bir puanı da yeterli görmeyen Nurullah Sağlam Dimyat’a pirince giderken maçın bitimine dakikalar kala evdeki bulgurdan Necati yüzünden oldu.

Orhan Uluca

 

 

Şanssız gol yediler(!)

Şikedir, soruşturmadır, yönetici takımıdır, bunlar biz futbolseverleri Türk futboluna karşı biraz mesafeli durmaya itiyor belki itmesine ama bu Süper Lig’de bu sezon güzel hikâyeler yazılmadığı anlamına da gelmiyor. Röportaj yapma fırsatı bulduğum Rıza Çalımbay, bu sezon için bir hedef koyup koymadıklarını sorduğumda “Tek hedefimiz sağ salim ligi bitirmek, bu sene oynanan futbola pek bakmamak lazım” demişti. Aradan geçen zaman gösterdi ki sahaya ve futbola bakılacaksa ilk konuşulacak takımlardan birisi de Rıza Çalımbay’ın Sivassporu olmalı.

 

Fenerbahçe ilk devrede tam da Sivas’ta bir kırılma noktası yaşamış, fiziksel olarak bir türlü toparlanamayan Kocaman’ın öğrencileri, soruşturma kaynaklı kendini ispatlama arzusu ve bunun getirisi olarak elde ettiği motivasyonu zamanla kaybetmişti. Aradan geçen zaman maç öncesinde lider Galatasaray lehine 10 puanlık bir fark koymuştu ve sarı-lacivertliler kaybederse üç puandan fazlasını da kaybedecekti. Rakip de dişliyken işler zor gibiydi ki maç büyük ölçüde Sivas lehine giderken tanıdık bir sihirbaz devreye girdi ve işleri değiştirdi: Alex de Souza.

 

Kadıköy gibi bir kalede savunmasını yarı saha çizgisine kurma cesaretini gösteren Sivas, Kamil Grosicki ve Erman Kılıç’ın son paslarda etkin olduğu anlarda sürekli pozisyon üretse de 2-1′ken Pedriel’in topu 5 metreden auta atışı, dönüşünde Alex’in 25 metre mesafeden ve çaprazdan ağları bulması işin rengini değiştirecekti. Antep maçında da bu tip bir kırılma yaşayan Sivas, takımla birlikte yükselirken, bireysel yetersizlik ve kaliteyle 3 puanı ev sahibine bırakıp evine dönüyordu.

 

Alex’in sadece Sow’la pas yaparak çıkardığı üçüncü gol, maçın en iyilerinden Emre Belözoğlu’nun kontratakta pek sık görmediğimiz şekilde ikinci golünü atması tamam, takdiri de hak ediyor. Fakat tüm yollar, tartışmalar ve tespitler hep alay edilen, konuşulan o beyanata çıkıyor: “Şanssız goller yedik, bireysel hatalar canımızı yaktı.” Açık ve net, Rıza hoca haklı beyler…

Uğur Karakullukçu

 

 

3 Puan: Kime Daha Çok Lazım?

Haftanın en zor maçlarından biri olduğuna şüphe yoktu. Yakın kalitede futbol oynayan iki takımdan ev sahibi Gaziantepspor düşme hattındaydı ve son 5 maçının 4’ünü kaybetmişti. Orduspor ise 5 hafta önce rakibinden puan olarak geride olmasına karşın, aynı süreçte 4 galibiyet alarak 35 puana ve 10.sıraya ulaşmıştı.

 

Antep’in hocası Hikmet Karaman, Ordu’ya karşı sahaya 4 yabancılı bir takım sürerek geçen haftaki 7 yabancı skandalına karşı bir önlem mi(!) alıyordu bilinmez, ama takımının orta saha kurgusu farklıydı. En uçtaki Popov-Muhammet ikilisinin arkasına Sapara’yı koymuş ve orta sahada bir dörtgen kurgulamıştı. Kanatsız Antep, beklerini çıkarmayan Ordu’ya karşı diziliş kaynaklı sorun yaşamazken, ceza yayı civarında kalabalık olmalarının karşılığını aldı. Sapara’nın direkten dönen şutu, aynı sebepten kaynaklanan boşta kalma durumunun sonucuydu. Fakat maçı kazanmaya ilk yaklaşan taraf, konuk Ordu oldu.

 

Ivan de Souza fahiş bir dikkatsizlik sonucu sırtı kaleye dönük ve taca yönelmiş Yalçın’ı düşürünce Culio penaltı noktasına geldi. Aslında iyi de vurdu, ama Antep’in devre arası transferi kaleci Özden’in çabasına direk de yardım edince penaltı kaçtı.

 

Maçın genel seyri içinde bakıldığında Ordu’nun önüne gelen tek üç puan fırsatı buydu. Antep daha çok pas yaptı ve daha aktif görünen taraftı, lakin onlar da tıpkı Ordu’nun penaltı kazandığı pozisyon gibi, skor 0-0 iken bir şeyler üretmek için duran toplara muhtaçtılar. Devre biterken kazanılan serbest vuruşta Sapara ortaladı, genç golcü Muhammet çabuk ayakları ve sezgisiyle iyi pozisyon alarak tabelayı değiştirdi.

 

Gol sonrası seyri değişmeyen maçta Ordu’yu hareketlendirense Javito’nun yerine oyuna gire Dalmat oldu. Son bölümde bir ara maçın kaderi duran topların dışına çıktı, akış içerisinde üretilen gollük pozisyonlar gördük. Ama önce Stancu, sonra da diğer kale önünde Muhammet kale ağzında topa dokunamayınca bu tipik Süper Lig maçı 1-0 bitti. Gaziantespor, zorlu sürecin ardından nihayet kazanmış olsa da rahatlamak için kazanmaya devam etmek zorunda.

Salih Demirci

 

 

Dişe diş, kana kan

İlk 8 mücadelesi veren iki ekibin mücadelesinde kafa olarak Bursaspor daha iyi hazırlanmıştı. Taraftarının da desteğiyle atak başlayan yeşil-beyazlılar, İstanbul Büyükşehir Belediye’yi ilk dakikalardan itibaren bunalttı. 3.dakikada penaltısı verilmeyen ev sahibi, 13.dakikada da N’Diaye’nin kornerden golüyle öne geçti.

 

Bursaspor’un orta sahası Adem-N’Diaye ikilisi, Efe-Mahmut-Holmen üçlüsünü sindirince, Batalla sağa, sola, öne, arkaya çok rahat paslar atarak tüm oyunu şekillendirdi, hatta tüm maçın kaderini çizdi. Batalla son haftalarda yeşil-beyazlıların en etkili ismi. Onsuz Bursa, pas yapmakta oldukça zorlanıyor, pozisyona girmesi imkansız hale geliyor.

 

İstanbul Büyükşehir Belediyespor ise Bursaspor’a orta alanda reaksiyon gösteremeyince maçta başaktör olamadı. Zaman zaman pozisyonlar bulan İstanbul ekibinde Holmen sahadan silindi desek yeridir. Efe biraz çabalasa da Mahmut tek başına yükü kaldıramadı. Çetin mücadelenin neticesinde her iki takım da sert faullerle birbirini durdurmaya çalıştı. Hatta Bursasporlular o kadar çetin cevizdi ki maçı 5 sarı kart, 1 kırmızı kartla tamamladı. İBB’nin orta sahayı rakibe teslim etmesindeki en önemli sebep de buydu. İkinci yarıda sadece Holmen değil, Tom ve Doka da sahada yoktu. geriden hiçbir destek alamayan Webo da doğal olarak etkisizdi. Konuk ekibin tek sarı kart gören oyuncusu olan Kamerunlu, oyuna isyan edercesine yaptığı hareketle direk kırmızı kart da görebilirdi ama hakem onu ikinci sarı karttan oyundan attı.

 

Kalan 7 haftada iki takımın da amacı ilk 8 içerisinde yer alarak Avrupa Ligi play-off’una kalmak. Arkalarında Antalyaspor ve Orduspor gibi iki zorlu ekip var. Evinde sadece 8 gol yiyen Bursaspor’un Atatürk Stadı’nda sadece 3 maçı kaldı. Deplasmanda Samsunspor, Eskişehirspor, Fenerbahçe ve Antalyaspor’a konuk olacağı düşünülürse durumunun bir hayli zor olduğunu söyleyebiliriz. İstanbul Büyükşehir Belediyespor’un ise Olimpiyat’ta 4 maçı var. Gerçi onlara her yer deplasman…

İlker Yılmaz

 

 

Manisa Serbest Düşüşte

Stratejik olarak büyük önem taşıyan bir karşılaşmaydı. MP Antalyaspor kazanırsa play-off ümitlerini yeşertecek kaybederse ateş hattına epey yaklaşacaktı. Manisaspor ise tam bir kader sınavına çıktı. Kaybetmeleri halinde stres dolu bir son 7 haftaya adım atacaklardı. Neticede MP Antalyaspor kazanarak play-off yarışına, Manisaspor kaybederek kümede kalma yarışına koşar adımlarla girdi.

MP Antalyaspor 4-3-3 dizilişiyle karşılaşmaya başladı. Jaba’nın maça 11 başlaması ve 90 dakika sahada kalması beklemediğim bir gelişmeydi. Manisaspor 4 önemli eksikle bu hayati maça çıktı. İlk 11’in temel oyuncularından kaleci İlker, Yiğit İncedemir, Ahmet İlhan ve Makukula sakat veya cezalı olmalarından ötürü 18 kişilik kadroda yoktu.  4-2-3-1 dizilişiyle karşılaşmaya başladılar ve bu 4 eksiğin yerine Volkan Babacan, Hikmet, M. Erdoğan(sağ açık) ve Isaac(santrfor) forma giydi.

Antalyaspor karşılaşmaya çok hızlı girdi. Önce çok tartışılan bir penaltı pozisyonu yakaladılar ardından Mehmet Eren’in ortasında Tita’yla golü buldular. Gole kadar müthiş baskı yapan Antalyaspor, golle birlikte yavaş yavaş düştü. Bu düşüşün akabinde Manisaspor’un en diri adamı olarak dikkat çeken, teknik direktör Ümit Özat’ın Köln’den takım arkadaşı Vucicevic 16. Dakikada Antalyaspor savunmasından kaptığı topu Isaac’a aktardı, Isaac de Ömer’in sağından fileleri görerek durumu 1-1 yaptı.

İkinci yarıda beklediğimin altında bir futbol vardı. Antalyaspor ağırlıklı olarak ortada geçen karşılaşma 65. dakikada Tita’nın ortasına Volkan Babacan’ın şut muamelesi göstermesiyle bir anda 2-1 oldu. Bu dakikadan sonra kayda değer bir durum yaşanmayınca karşılaşma 2-1 sona erdi. Maçın oyuncusu tartışmasız bir biçimde Tita’ydı.

Karşılaşma böyle bitince MP Antalyaspor 35 puana yükseldi ve play-off’lar için ciddi anlamda umutlandı. Skordan esas darbeyi alan Manisaspor’du. 29 puanla 14. sırada başladıkları hafta, yine 29 puanla 15. sırada sona erdi, Manisaspor ateş hattına biraz daha yaklaştı. Kış transferinde Simpson, Yiğit İsmail gibi en önemli oyuncularını kaybeden Manisa, sakat Mehmet Güven’in ve giden bu iki ismin yerini hakkıyla dolduramayınca bugünkü hale geldi. Ankaragücü maçını saymazsak Manisaspor’un son galibiyeti 12. Haftaya ait. Manisaspor ilk 12 haftada 22 geri kalan 15 haftada 7 puan toplamış ve gidişat böyle sürerse işleri çok zor olacağa benziyor.

Göksel Sert