Geçmişe Dönüş: Üçlü’nün Yükselişi

YAZAR: Emre Özcan

, Sayı:17 / 24 Ocak 2012

emreo@hayatimfutbol.com & twitter.com/parmamaniac

 

Son iki sezon itibariyle oyun temposunda belirgin bir artış gösteren ’da üçlü defansın yeniden hakimiyet kurma çabası ilginç açılımları da beraberinde getiriyor. Ligdeki takımların yaklaşık yarısı aktif bir üçlü defans takımıyken zirve takımları da 20 yıl öncesinin modasına göz kırpıyor.

 

Modern futbol sistemlerinin temelini oluşturan WM’nin (3-2-2-3) ortaya koyduğu ama yeşil zemin üzerinde bambaşka dinamiklerle yürüyen bu ilk dizilişten sonra 1980′lere kadar esamesi dahi okunmayan üçlü defansı tekrar yürürlüğe koyan hoca Arjantin’in efsanevi isimlerinden Carlos Bilardo’ydu. 1986 Dünya Kupası’nda Diego Armando Maradona’yı da kendisi gibi efsane yaparak Arjantin’i şampiyonluğa götüren yol öncesinde Bilardo’nun üçlü defansı deneyecek olması sadece ülke basınında değil, dünyanın genelinde de büyük tepki olur. Onun Arjantin’i öncesinde 3-5-2′yi düzenli ve sistemli bir şekilde sahaya koyan bir takım dahi yokken yapılan bu değişiklik, Arjantinlilerin tamamının başarı beklediği süreç öncesinde fazla akıl kârı görünmemektedir ama dönemin çift statik forvetli takımlarına karşı savunmada 4 adam tutmanın mantıklı olmadığını düşünen Carlos Bilardo, forvet sayısına +1 ekleyerek savunmada yapı kurmanın yeterli olduğuna inanıp buradaki bir oyuncuyu orta sahaya atarak daha hücumcu bir sistem oluşturulabileceğini söyler.

 

1986 ve Arjantin 

Sonuç Bilardo’nun beklediği gibidir. Tarihin en önemli 10 numaralarından biri olan Diego Armando Maradona orta sahaya eklenen bir oyuncunun da varlığıyla sahada çok daha özgürdür ve kazanılan şampiyonluk yeni bir modanın da oluşmasına ön ayak olur. Dört yıl sonra 1990 Dünya Kupası’nda başrolde bu sefer Almanya vardır ve Almanya, Bundesliga’yla birlikte üçlü defansın kalesi konumuna gelmiştir. Onların şampiyonluğu, kenar oyuncularının da tam anlamıyla yarım beke dönmesiyle birlikte 3-5-2′yi savunma odaklı bir sistem haline getirir ve 90′lı yılların ilk yarısı bu şekilde geçer. 1996 yılında Arsenal’in teknik direktörlüğüne getirilen Arsene Wenger’in Premier League’de yaptıklarıysa başka bir furyayı beraberinde getirir. 4-4-2′yi yaratıcı bir mekanik yapı içinde kullanarak özellikle savunmadaki bekleri hücumda gelişmiş bir rolle kullanmaya başlayan Fransız teknik adam dörtlü defansın tekrar dirilişinde önemli rol oynar. Üçlü defansın orta sahaya bir adam ekleyerek hücumda kurduğu üstünlüğe futbol teorisyenleri dörtlü savunmada iki beki de oyuna sokarak bir artı adam daha yaratılabileceğini ortaya koyarlar ve böylece hem savunma yerleşiminde daha fazla, hem de hücumdayken daha çok oyuncuyla mücadele etme fırsatı tekrar dörtlü defansı futbolun önderi haline getirir. Artan tempoyla birlikte futbolcuların fizik kalitesinin de zirveye yaklaşması sistem için melez yapıların ortaya çıkmasında elbette en büyük etkendir.

 

20 yılı aşkın süredir üst düzey futbolun içinde istisnalar dışında istikrarlı bir yapı gösteremeyen üçlü defans sistemleri yeniden ortaya çıkma çabası içinde. Bunun için “catenaccio” temelli üçlü (aslında beşli) yapının bir dönem ülke futboluna egemen olduğu eski tanıdıklardan İtalya, bu sezonla birlikte yeni bir modayı ortaya çıkaracak gibi görünüyor. 20 takımlı Serie A’da bu sezon aktif olarak 8 takım sahaya üçlü defansla çıkıyor ve bunların önemli bir bölümü savunma değil de hücumda fark yaratmak için 3-5-2 ve türevlerini kullanarak futbolun evrimleşmesine katkıda bulunuyorlar.

 

Her şeyin başlangıcı Gasperini 

Gian Piero Gasperini’nin 2006′da teknik direktörlüğüne geldiği Genoa’da ortaya konan etkileyici futbolun temeli Gasperini tarafından oluşturulan tamamen hücuma dönük 3-4-3′tü. Dönemi içinde İtalya’daki üçlü defans ateşini yakan teknik adamlardan biri olan İtalya, Inter’de büyük başarılara ulaşan Jose Mourinho tarafından da “ligin en iyi teknik direktörü” olarak gösterilip Massimo Moratti’nin aklına giriyordu. Bu sezon, Inter’e teknik direktör olup çok kısa sürede üçlü defansı bırakması istenen Gasperini, kendinden fazla taviz vermek istemedi ve Ranieri’yle Inter yeniden eski yoluna dönüş yaptı ama bir zirve takımının bilerek ve isteyerek Gasperini’yi teknik direktörlüe getirmesi lig futboluna dair önemli bir detaydı.


Üçlü defansla ligdeki asıl etkiyi yaratan takımlar geçtiğimiz sezonun yıldızları Napoli ve Udinese. Walter Mazzarri’yle Gasperini’nin 3-4-3′üne yakın çok hücumcu bir yapı ortaya çıkaran Napoli, geçtiğimiz sezon hücum hattında Cavani, Hamsik ve Lavezzi üçlüsü ve hücumcu ek kenar oyuncularıyla çok tempolu bir futbol oynayan Napoli geçtiğimiz sezonun en flaş takımlarından biriydi ama özellikle Udinese’nin Francesco Guidolin’le yaptıkları bu sezon içinde artan üçlü defans sayısında çok etkili oldu.

 

Udinese faktörü 

Geçen sezon daha önce bir kenar adamı olan Alexis Sanchez’i forvetteki Antonio Di Natale’nin arkasına çekerek takımı 3-5-1-1 şeklinde dizen Guidolin’in Udinese’ye oynattığı pozisyonel futbol pas üçgenleri kurmaya çok da yatkın olmayan klasik 3-5-2 türeviyle ülke ezberinin oldukça dışındaydı. Udinese geçen sezon ligin ‘Küçük Barcelona’sıydı, bu sezon ise omurgada yaşanan kayıplar nedeniyle yine üçlü defansla çok daha temkinli ve düşük tempolu bir yapıya döndüler ama geçtiğimiz sezonda gelen pozisyonel futbol refleksi özellikle düşük profilli takımlara karşı devam ediyor. Bu anlamda Francesco Guidolin’in farklı stillerle takımı üst düzeyde tutmayı, hatta performansını artırmayı başarması da işin takdir edilme boyutunu artırıyor.

 

Fiorentina’da Delio Rossi’nin Sinisa Mihajlovic’in yerine geldikten sonra takımın yaklaşık 1,5 sezon boyunca karakteristiği haline gelen 4-3-3′ü önce 4-3-1-2′ye çevirmesi, performans değişimi gelmeyince de üçlü defansa dönerek hem Vargas’ın önünü açmayı, hem de Adam Ljajic’ten Stevan Jovetic’in yanında yararlanmayı düşündü. Üçlü defansla çıkılan ilk maçta ilk deplasman galibiyetini elde etti ve kariyeri boyunca fazla tercih etmediği üçlü defansı da bırakmayacak gibi görünüyor.

 

Lazio’da Edoardo Reja dörtlü defans kullanmasına rağmen zaman zaman takımı üçlü defansa çeviriyor. Sezona dörtlü defansla giren ve berbat sonuçlardan sonra hoca değişikliğine giden Lecce’de Serse Cosmi, son beş maçta takımını sahaya 3-5-2 olarak diziyor. Catania’nın bu sene ligin en dirençli takımlarından biri olmasına üç merkez orta sahalı klasik 3-5-2′nin çok büyük bir katkısı var. Sezona Franco Colomba ve onun 4-3-1-2′siyle giren Parma’da teknik direktörlüğe Roberto Donadoni’nin gelişiyle birlikte takım ilk iki maçında Walter Mazzarri’nin Napolisi gibi 3-4-3′le mücadele ediyor. Yine ligin en zayıf takımı konumundaki Novara da sezon başından beri üçlü defansla mücadele ediyor.

 

Futbolun evrimi? 

Futbolda değişim ve gelişim devam ediyor. Zamanında eksilen savunma sayısıyla hücumda üstünlük sağlamaya bekler üzerinden verilen cevap, yine bekler üzerinden terse dönüşün ortaya çıkmasını sağlayabilir. Dörtlü defansta gün geçtikçe artış gösteren stoper bekler sistemi görünürde üçlü defansa çevirdi ve bunun uzantısı olarak Serie A’daki yükseliş dikkat çekmeye başladı. Son 15 yıllık dönem içinde Roma’nın Fabio Capello’yla kazandığı Scudetto ve CSKA Moskova’nın UEFA Kupası şampiyonluğu dışında üçlü defansla kazanılmış büyük bir başarı mevcut değil. Milli takımlar düzeyindeyse Brezilya’nın Luis Felipe Scolari’yle ezberleri bozarak 3-5-2′yle kazandığı 2002 Dünya Kupası ve Marcelo Bielsalı Şili’nin sansasyonel mücadeleleri mevcut. Ve elbette Barcelona… Pep Guardiola’nın bu sezon ortaya koyduğu farklılık olan 3-4-3 üzerinden üçlü defansla hücum yapılmaz ezberini yıkmak üzere son yılların zirve belirleyicisi Barcelona da bu konuda sözü olan kulüplerden. 2010 Dünya Kupası bunun işaretini vermişti, bu sezonun Serie A’sı teorileri çok daha güçlendiriyor. Önümüzdeki 10 yıl, üçlü defans ve de spesifik olarak 3-4-3′ün çok daha etkin olduğu bir dönem olabilir. Bunu hissedebilmek için Çizme’ye ve orada iki sezondur ortaya çıkan tempo artışına dikkat kesilmek yeterli olacak.