YAZAR: Fırat Topal
Hayatım Futbol , Sayı:13 / 27 Aralık 2011
firatt@hayatimfutbol.com & twitter.com/flyngdtchmn
Genç yıldızların çıkış noktası Hollanda’da ligin ilk devresinde parlayan yıldız adaylarını mercek altına aldık.
Hollanda, Romanya, Portekiz, Yugoslavya gibi içlerinden Avrupa şampiyonu çıkarmış ülkeler yıllar geçtikçe hedef değil, basamak ligler olma statüsünü kazandılar. Bunlara Rusya, Belçika, İsveç, Norveç, Danimarka gibi ülkeler sonradan eklendi. Sonuçta gelişen maddi koşullar ve transfer marketinin aldığı şekil bu liglerdeki takımların oyuncu yetiştirip satarak kendi yağında kavurlması gerekliliğini de beraberinde getirdi. Hollanda Ligi bu ekolün en önde gelen temsilcisi. Üstelik onlar İskandinavya ve Güney Amerika’yı da arka bahçeleri olarak kullanıyorlar. Bu sezon sonu yine bir dolu Eredivisie çıkışlı oyuncu başka liglere, ya da o ligin kendi içinde orta karar ve küçük takımlardan daha yukarıya doğru hareket edecekler. İlk yarı tamamlandığında Hayatım Futbol olarak yeni yıldız adaylarına bir göz atalım dedik.
1-Jordy Clasie (Feyenoord): Excelsior’la yürütülen pilot takım projesinin bir ürünü Clasie. Orta sahanın ortasında, kısa boyu ve hareketli karakteriyle, genelde Feyenoord kadrosunun fizik gücünü iyi kullanan siyahi oyunculardan kurulu yapısında önemli bir alternatif. Yaşı 20. 9 yaşında Feyenoord altyapısına girdi. 2010-11 sezonunda artık tecrübe kazanmasının zamanı gelmişti ve Excelsior’a gönderildi. Çıktığı ilk profesyonel maç bir gün döneceği Feyenoord karşılaşmasıydı ve 3-2 kazandılar. Clasie sezon sonu Koeman’ın isteğiyle önce Feyenoord’a döndü, sonra da ilk 11’in önemli oyuncularından birisi oldu. Oyun stili, mevkisi ve yapısı bana Danimarkalı arıza adam Stig Tofting’i hatırlatıyor. Geçen hafta içi kontratını 2015 yılına kadar uzattı. Genç milli takım yolu açık.
2-John Guidetti (Feyenoord): Hayatım Futbol’un 12.sayısında ona geniş yer ayırdık Fazla söze gerek yok. Ekleyebileceklerimiz Feyenoord yöneticilerinin Manchester City ile çoktan masaya oturdukları ve oyuncunun geleceği hakkında fikir birliğine varmaya çalıştıkları. Elbette kadroda tutmak istiyorlar. En büyük silahları kendi önerecekleri şeylerden çok alttan oyuncu yetiştirmekten çok benzin depolarını doldurmayı seven City ile pazarlık yapıyor olmaları. Zira İsveçli’nin o takımda şans bulması, bulsa da tutunabilmesi çok zor. Kırmızı-beyazlılar onu Rotterdam’a getiremezlerse, 19 yaşındaki oyuncu muhtemelen bir Bundesliga kulübüne doğru, bonservisiyle birlikte yelken açacaktır.
3-Adam Maher (AZ): AZ için tam bir bonus oldu bu sezon Maher. Fas’ta doğdu, Alkmaarlı oldu. 11 yaşında kapısından girdiği kulüpte manşetlere çıkması için 18 yaşını beklemesi yetti. Elm, Holman, Altidore, Wernbloom, Beerens, Poulsen gibi Gertjan Verbeek’in takımını zirveye çıkartan oyuncuların yanında attığı 4 golle çok önemli bir katkı yaptı. Özellikle Heracles deplasmanında 89. dakikada attığı ve takımına 3 puan getiren gol çok önemliydi. Kasım ayında Hollanda U-19 Milli Takımı’na çağırıldı. Hollanda ile Fas arasında yakında bir seçim yapmak zorunda kalacak. Gerets bu konuda oldukça agresif. Maher’i de ülkeye kazandırmak isteyecektir. BATE Borisov’a Avrupa Ligi’nde attığı gol onu Hollanda tarihinin Avrupa kupalarındaki en genç yerli golcüsü yaptı. 18 yaşından 147 gün almıştı.
4-Ahmed Musa (VVV): Henüz 17 yaşında Nijerya Premier Ligi’nde bir futbolcu tarafndan atılmış en fazla gol rekorunu 18 gol kaydederek kırdı Musa. 2010 yaz aylarında onu yakından takip eden ve son yıllarda Nordin Amrabat ile Keisuke Honda gibi önemli oyuncuları futbol dünyasına kazandıran Venlo kulübü kendisini keşfetti ve Hollanda’ya getirdi. Daha bir sezonu doldurmadan Tottenham ve Ajax onun için kulübün kapısını çalmışlardı. Bu yıl Kolombiya’da düzenlenen FIFA U-20 Dünya Kupası’ndaki grup maçlarının tümünde gol attı. Takımı çeyrek finalde elenince Hollanda’ya döndü ve bu sezon 3 golün altına imza attı. Kulüp, ismini açıklamadıkları bir Bundesliga ekibinden gelen 10 milyon Euro’luk teklifi reddettiklerini açıkladı Eylül ayında. Afrika kıtasının geleceği en parlak oyuncularından, 12 kez A milli oldu bile.
5-Jeffrey Gouweleeuw (Heerenveen): Hollanda futbolunun son yıllarda yetiştirdiği en parlak defans oyuncularından birisi olarak gösteriliyor. Bizzat kulübün altyapısından yetişti ve 2014’e kadar uzatma opsiyonlu bir kontratı var. 2009 yılında takımın başında olan Trond Sollied onu Türkiye’deki hazırlık kampına götürdüğünde ilk kez A takımla çalışma şansı buldu. Defans hattında görev yapan Arnold Kruiswijk ve Milan Kopic’in sakatlıklarında formayı 5.haftada aldı ve bir daha da bırakmayarak kalan tüm lig maçlarında 90 dakika forma giydi. Rakip filelere bıraktığı bir de gol var. Hollanda futbolundaki genel problem olan sağlam defans oyuncuları (Dünya Kupası finalindeki stoper ikilisinin Heitinga-Mathijsen olduğunu unutmayalım) yokluğunu gidermesi umut ediliyor.
6-Alex Schalk (NAC Breda): Bir başka 19’luk yıldız adayı. Takım bugün ligin 10.sırasında ise ona gerçekten çok şey borçlu. Sezonun ilk yarısında oynanan 17 maçın 16’sında ilk 11 veya değişiklik yoluyla sahadaydı. Geçtiğimiz yıl 1 kez forma giyebilmişti. Önce ligin ilk üç haftasının ikisinde oyuna sonradan girdi ve bunların sonuncusunda Groningen ağlarını sarsmayı başardı. İzleyen haftadaki Feyenoord maçıyla da ilk 11’e girişini yaptı. Sezon başında çok daha iyi bir performans gösteriyordu ama devrenin sonunu pek iyi getiremedi ve yedek kulübesine döndü. Yine de Bredalılar’ın başı sıkıştığında sahaya ilk gönderdikleri isim. 175 cm’lik boyu ile kısa sayılabilir ama Afellay’ı andıracak kadar mücadeleci ve rakip defanslara yapışan bir forvet. Bir sonraki hamlesi muhtemelen üst düzey bir Hollanda takımı olacak.
7-Zakariya Labyad (PSV): Geldik bir başka Faslı’ya. 11 yaşından beri Işık Şehri Eindhoven’da sırasını bekleyen 18 yaşındaki oyuncu 2009-10 ve 2010-11 sezonlarında kadronun eşantiyonu statüsündeydi ama bu sezon koza dönüştü. Ibrahim Afellay PSV’den ayrılana kadar onun abisi ve mentörüydü. Ama onun gibi Hollanda’yı seçmedi. Alt yaş gruplarında oynadıktan sonra Gerets onun aklını çelip geçtiğimiz ay oynanan 2012 Olimpiyat Elemeleri’nde Fas formasını giydirdi. Onu Londra’da izleme imkanı bulacağız. PSV ile ilk yarıda 14 maçta sahadaydı ve 3 golün altına imzasını koydu. Geçtiğimiz yılın başında eğitimini de sürdürdüğü Utrecht’te ailesiyle yaşıyor ve Eindhoven’a antrenmanlar için trenle gidip geliyordu. Şimdi hayatı daha oturmuş durumda ve kendi ifadesiyle “İki ayağı da yere basıyor.”
8-Ola John (Twente): Bryan Ruiz ve Theo Janssen’in gidişi, Marc Janko’nun formunu geç bulması ve “klasik 10 numara” rolüne kaydırılan Luuk de Jong’un bu bölgede istikrarsız performansı aslında Co Adriaanse’nin takımını liderin 5 puan gerisinden daha iyi bir yerde tutabilirdi. Bütün bunlara rağmen Liberya asıllı Hollandalı Ola John’un 19 yaşındaki yükselişi onlar için sezonun en büyük kazanımlarından birisi. Yaptığı 7 asistle bu alanda takımının lideri ve lig bazında da dördüncü. Asistlerin yanına eklediği 5 gol de hücuma yaptığı büyük katkıyı gösteriyor. Çabuk, çevik, bileklerine hakim ve bazı şut ve pas seçimlerini geliştirmesi ile yuvadan uçuşunu erkene çekecek bir genç. Manchester United’ın onu takibe aldığı dedikoduları var. Hollanda ümitlerinde forma giyiyor.
9-Lorenzo Burnet-Virgil Van Dijk (Groningen): Neden bu maddede iki adam var? İkisi de Groningen’in defans hattının güvenceleri, ikisi de 20 yaşında ve ikisi de bu sezon görücüye çıktılar. Lorenzo Burnet Ajax’ın altyapısına girip elekten geçen ve profesyonel kontrat önerilmeyen adamlardan. Groningen’in böyle Ajax’ın beğenmediği adamı alıp törpüleyip sonra Ajax’a milyonlara okutması ünlüdür (bkz: Rasmus Lindgren). Milli takımın eski defans oyuncularından Michael Reiziger, 1993-94 sezonunda Ajax’tan Groningen’e kiralanmış ve o sezonki oyunu Louis van Gaal’in dikkatini çekerek onu kadronun değişmezlerinden yapmıştı. Onun gibi iki siyahi defans oyuncusu kuzey kulübünün güvencesi durumunda bugünlerde.
10-David Texeira (Groningen): Groningen ve genç oyuncu deyince bunu iki tane ile bitirmek mümkün değil. Tüm dünya üzerine onlarca gönüllü futbolcu avcısı olan bu futbolcu pazarlama makinesi kulübün Güney Amerika’da da portföyü var elbet. Yoksa Luis Suarez bugün Liverpool forması giyiyor olmayacaktı muhtemelen. Texeira aynen Suarez gibi daha 20’li yaşları görünce Hollanda’ya yolu düşmüş bir Uruguaylı. Onu da derginin 10.sayısındaki panoramada incelemiştik. Onun “tamam artık başlayalım beyler” dediği an 15.haftada NEC’e karşı yaptığı hat-trick oldu. Attığı 7 gol ilk senesini geçiren bir oyuncu için oldukça iyi (Suarez’in kulüpte kaldığı tek sezonda toplam 10 gol attığını hatırlatalım). İkinci yarıda gaza basarsa 20 gol barajını zorlayacaktır. Sonrası… Ver elini beş büyük lig. Liverpool olur mu dersiniz?
Tweet


