Bundesliga’nın çıkış yapanları

YAZAR:

, Sayı:15 / 10 Ocak 2012

orhano@hayatimfutbol.com & twitter.com/borgesblog

 

 

Bu sene diğer sezonlarda olmadığı kadar gösterişli ve farklı bir performans gösteren futbolcuları vardı. Pizarro, Podolski gibi her devrin krallarından ziyade bu yıl sürpriz çıkışta bulunmuş isimler merceğimizin altında.

1- Marco Reus  

2011 tam anlamıyla onun senesi oldu. Takımını geçen sezonun ikinci devresinde attığı gollerle ligde tuttu, sonrasında yeni sezonda zirveye oynatacak şekilde müthiş bir performans ortaya koydu. Milli takıma seçildi ve Real Madrid’den Bayern Münih’e kadar dev kulüplerin hemen hepsi onu almak için kıyasıya bir yarışın içerisine girdi. 2010 yılında ismi Almanya içerisinde dahi duyulmayan bu genç futbolcu sadece bir sene içerisinde gösterdiği olağanüstü performans sonrası zirveye yerleşti. Almanların yeni model oyuncularının temsilcisi konumundaki Reus ofansif açıdan hemen her bölgede rahatlıkla oynayabilecek çok yönlülüğe sahip, defansif açıdan da takımın önemli bir parçası konumunda. Yeni sezonda formasını giyeceği Dortmund gibi presi oyun felsefesi haline getirmiş kulüp için biçilmiş kaftan.

2- Robert Lewandowski (Borussia Dortmund) 

Geçen sezonun Dortmund’un en pahalı transferiydi. Gerek Barrios’un golleri gerekse de yetiştirme bedeli karşılığı Japonya İkinci Ligi’nden alınan Kagawa’nın sürpriz çıkışı onu yedeğe attı. Genelde sonradan oyuna giriyordu ve Barrios’un yokluğunda ise yüzde yüzlük golleri o kadar kolay harcıyordu ki Dortmundlular ona çok ısınanamamıştı. Sezon başı Barrios’un uzun süre sahalarda olmayacağı anlaşıldığında başta Klopp olmak üzere sarı-siyahlılar kara kara düşünüyordu. Beklenilenin aksine Lewandowski bu sene öyle bir performans gösterdi ki Barrios geri dönse dahi ondan formayı alamadı.

Oynadığı 17 lig maçında 12 gol atıp 6 asist yaptı. 3 kupa maçında 3 gol.

Ayaklarına hakim, teknik ve oyun görüşü bir forvete göre oldukça iyi olan Lewandowski bitiricilik kısmında da sorun yaşamadığında ideal bir forvet oyuncusu olmayı başardı. On numara pozisyonunda da oynayabilir oluşu da Klopp’un maç içerisinde daha rahat taktiksel dönüşüm sergilemesini sağlıyor. Teknik becerisi nedeniyle ofans ve defans arasındaki bağlantıyı da kurabilecek kabiliyette olan oyuncu bugünlerde Dortmundluların vazgeçilmezi olmuş durumda

3-Bernd Leno (Bayer Leverkusen) 

Stuttgart’da Sven Ulreich ile girdiği savaşı kazanamadı. Rene Adler’in sakatlığı sonrası lige kalecisiz başlamak durumunda kalan Leverkusen aslında sadece birkaç aylığına kaleci arıyordu. Stuttgart’dan kimsenin ismini bilmediği bu genç yeteneği kısa süreli kiraladı. Bernd Leno hem lig hem de Şampiyonlar Ligi’nde muhteşem performanslar göstererek Almanya’nın sakatlığı öncesi bir numarası olmuş Rene Adler’i tam anlamıyla unutturdu. Öyle ki Stuttgartlıların dahi böyle bir kalecileri olduğunun farkında olmadığı yerde Leverkusen 7.5 milyon avro bonservis ödeyerek Leno’yu satın almak durumunda kaldı.

Rene Adler her şeye rağmen refleksleri güçlü bir kaleciydi fakat Leno’nun ceza sahası içerisine hakimiyet konusunda daha iyi olduğunu söyleyebiliriz. Üstelik 19 yaşında amatörden Şampiyonlar Ligi maçına bir anda geçiş yapmasına rağmen şaşkınlık göstermeden güven içerisinde kalede muazzam performans göstermesi her bakımdan takdire şayan.

4- Mohammed Abdellaoue (Hannover) 

2010 yazında 1 milyon avro karşılığı Valeranga’dan transfer edildi. Geçen sezon Ya Konan’ın gölgesinde kaldı ve toplamda oynadığı 26 lig maçında 10 gol atarak kendisini gösterse de 2011 onun için çok başka oldu. Bu sezon oynadığı 14 karşılaşmada daha şimdiden 9 golü bulmuş durumda. Farklı bir stili var. Maç içerisinde çok az topla buluşur, kaleye çektiği şut ve toplamda pas alışverisi gibi kriterlerde hemen hemen bütün golcülerin gerisinde. Misal ilk devrenin en fazla gol atmış 11 futbolcusu arasında Podolski ile beraber saha içerisinde en az koşanı (ortalama 9,7 km). Milyonlarca avro karşılığında satılacağı söylenilen ligin önemli golcülerinden Pappis Cisse’nin büyük şansları değerlendirme oranı %38.9 iken bu oran Abdellaoue’de %88,9. Efektif ve tam anlamıyla skorer ama bir o kadar da gösterişten uzak bir futbol karakterine sahip. Hannover bu sezon performans açısından beklentileri karşılayamasa da “Moa” bu ilk devrenin Hannover adına tartışmasız en başarılı futbolcusuydu.

5-Gökhan Töre – Hamburg 

Bayer Leverkusen’de büyük yetenek olarak biliniyordu. Chelsea’ye gidişi sonrası beklentiler daha da arttı. Lakin Premier League’de kendisini gösterme şansını bulamadan Hamburg’a geri döndü. 1.3 milyon avro ile yeteneğine yatırım yapıldı. Hamburg sezona inanılmaz kötü başladı ve arka arkaya mağlubiyetler alarak hocasını gönderen ilk kulüp oldu. Tüm bu kaosun içerisinde parlayan yıldız ise Gökhan Töre’ydi. Aynı zamanda Türkiye Milli Takımı’nda da ikinci yarılarda oyuna girerek hareketlik kazandıran ve fark yaratan Gökhan Töre, Bundesliga’da da en iyi çıkış yapan oyuncular arasında yer almayı başardı. İlkay Gündoğan ve Mehmet Ekici olabildiğince kötü bir sezon geçirirken gurbetçiler arasında bu devre en fazla göze batan yetenekti. Kullandığı kornerlerden beş gol bulan Hamburg onun kenarlara güvenle dalıp çıkardığı toplardan altı gol buldu. Koşullar ne olursa olsun ayakta kalabilecek farklı ve oldukça güçlü bir futbol karakterine sahip. Baskı ve kaos dahi onun topla olan muazzam ilişkisini bozamıyor. Driplingleri, asistleri ve tekniğinden ziyade dikkat çekici en önemli özelliği “her koşulda“ performans gösterebilmesidir.