YAZAR: Salih Demirci
Hayatım Futbol, Sayı:10 / 06 Aralık 2011
salihd@hayatimfutbol.com & www.twitter.com/ noatsamisa
Sezon başı dibe çöken Tottenham, akabinde yaptığı müthiş çıkışla ligin ‘gizli’ ikincisi oldu. Vitesi beşe taktıklar, dağ-bayır farketmeksizin yola devam ediyorlar.
Epey geride bıraktığımız 7 Mayıs günü, Arsenal taraftarınca tarihe not düşülmüştür. Birkaç yıldır ulusal basında da yer bulduğu üzere St. Totteringham’s Day, yani ezeli rakip Tottenham’ın sezonu Arsenal’in altında bitireceğinin kesinleştiği gün, ufak çaplı etkinliklerle kutlanır. Tribün jargonuyla bu bir kontradır, zira bir süredir Spurs’ün yegâne hayali, Kuzey Londra’nın kırmızı yakasını oluşturan Arsenal’i geçebilmektir. Son yıllarda çok para saçtılar, yetkin hocaları harcadılar ama nihayet saadeti bulmuş görünüyorlar. O sezon, bu sezon olabilir; Tottenham, Arsenal’i geçebilir… mi?
En Formda Takım
Bugünlerde İngiltere’de Tottenham’dan iyisi yok. İlk maç haftasını Londra’daki olaylar nedeniyle boş geçtikten sonra toplam sekiz gol yedikleri iki yenilgi ile sezona başladılar, son sıraya dek indiler. Fakat sonrasında oynadıkları 11 lig maçının 10’unu kazandılar ve geçtiğimiz cumartesi günkü 3-0’lık Bolton galibiyetiyle ortada duran potansiyel 33 puanın 31’ini almayı başardılar. Daha da fazlası, söz konusu 11 maçın her birinde rakip fileleri en az iki kez havalandırdılar. Bu çıkış, onları üçüncü sıraya taşıdı, üstelik bir maç eksiğiyle.
Bale’ın Hücum Dörtlüsü
Galli solak Gareth Bale, bu çıkışın başrol oyuncusu. İki yıldır devam eden yükselişini artık istikrarla birleştiriyor. Giderek çok daha iyi, çok daha vaatkar bir oyuncuya dönüşmüş durumda. Son Bolton maçında sol kanattan yaptığı akınlara ek olarak, birinci ve üçüncü gollerde Modric’in kullandığı köşe vuruşlarında yaptığı ön direk koşuları takımına bir gol, bir de asist kazandırdı ve böylelikle son beş lig maçındaki net katkısını 3 gol, 4 asiste çıkardı.
Sol ayağına giydiği krampona yakın zamanda hayatını kaybeden ulusal takım hocası ve Galler futbolunun efsane ismi Gary Speed’in adını yazdıran Bale, zaman zaman ters kenarda da görev alıyor. Kanada takılı kalmadan, daima hareket halinde futbol oynuyor ve aslında Spurs’ün tüm hücum elemanları, Bale gibi çok yönlü oyunculardan oluşuyor. Birbirinin işini yapabiliyorlar.
Forvetler kenarlara açılıyor, kanat adamları gol bölgelerine dalışlar yapıyor ve ortaya enfes ataklar çıkıyor. Çok çabukça, müthiş bir ahenk ve tempoyla rakip kaleye ulaşıyorlar. Hele ki orta sahada yaptıkları presten iyi sonuç alıp, rakibi sindirdiklerinde inanılmaz bir ritim tutturuyorlar. Keza son Bolton maçında da ilk yarı maç 5-0 olabilirdi, eğer kaleci Jaaskelainen ekstra bir performans sergilemeseydi.
Modric–Parker
Onları daimi kazanan haline getiren güç ise orta sahada. Sahip oldukları orta saha ikilisi belki de ligin en iyisi. Luka Modric’i Chelsea’nin ısrarlı tekliflerine rağmen elde tuttular, ardından transferin son günü yanına Scott Parker’ı koydular. Her ikisi de çok enerjik, hareketli, liderlik vasfı sahibi ve üst düzey pasör. Hem hücum dörtlüsünü besliyor, hem de ortaya koydukları çabayla takımı dengede tutuyorlar. Onları -tabirin tam anlamıyla- sahanın her yerine görebilirsiniz.
Bu sezon 7 golü bulunan Emmanuel Adebayor’la birlikte takımın yeni parçalarından olan Parker, Premier League’de Kasım ayının oyuncusu seçildi. Ayrıca onun sayesinde Rafael Van der Vaart’a olan bağımlılık azaldı. Artık Hollandalı olmadan da kazanıyorlar. Ek olarak merkezdeki yüksek pres gücü, takımın ideal stoperleri King ve Dawson’ın yokluğunu tolere etmeye devam ediyor.
Harry ‘Basit’ Redknapp
Parker ayın oyuncusu seçilirken, Spurs hocası Harry Redknapp da bu sezon ikinci kez ayın menajeri seçildi. Aslında bu ödüle layık görüldüğü Kasım ayının neredeyse yarısında takımının fiilen başında değildi, geçirdiği kalp ameliyatı sonrası istirahat halindeydi.
Harry Redknapp, eski kafa bir teknik adam. Metotları modern değil, ama modern futbolculara fazlasıyla uygun. İnsan yönetimi becerisiyle övünüyor ve elindeki futbolculardan en iyisini çıkarabiliyor. Onun oyuncuları sahada olabildiğince özgür. Öyle ki, teorik futbol eğitiminin Oxford’u Ajax’tan mezun olan Rafael Van der Vaart vaktiyle şu sözleri sarfetmişti:
”Tottenham’da Ajax ve Real Madrid’de olduğu gibi taktikler hakkında uzun ve sıkıcı konuşmalar yok. Gerçi soyunma odamızda bir taktik tahtası var, ama Harry (Redknapp) herhangi bir şey yazmıyor.”
64 yaşını deviren İngiliz menajer, Tottenham’daki ilk günlerinde Liverpool’u geriden gelerek mağlup ettiği maç sonrasında maçı çeviren hamleyi, “Roman’ın (Pavlyuchenko) tercümanına dedim ki, ona söyle, oraları biraz karıştırsın” cümlesiyle açıklıyordu. Buradan da anlaşılıyor ki, futbolculardan sahada kendilerini iyi ifade etmelerini istemek ve sahaya her şeylerini koymalarını sağlamak dışında inandığı bir metot yok, ama onun yolu, hedefe ulaşmaya yetecek kadar iyi.
Avrupa Ligi’ne de havlu atmışken hedef artık şampiyonluk, ama en önemli rakip Manchester City çok çetin, çok güçlü. Son yarım yüzyılın en iyi Spurs’ü olarak nitelenen bu takımın makul hedefi, 1995’ten bu yana yapamadıklarını yapıp, nihayet Arsenal’i geçebilmek olabilir ve bunu başarabilirler.
Haftadan Geriye Kalanlar:
- Bir önceki maç haftası ligin ilk yedi sırasındaki takımlardan hiçbiri kazanamamıştı. (Tottenham hariç) Bu hafta ise ilk beş en az iki farklı galibiyetler aldı, sıralama değişmedi.
- Blackburn’ün santraforu Yakubu, Swansea ağlarına 4 gol birden gönderdi. Daha önce Portsmouth’ta da aynısını yapmıştı. Böylece Berbatov’dan sonra iki farklı Premier League takımında ve bir maçta 4 gol atan ikinci oyuncu oldu. Onun bu performansı, takımını yoğun bakımdan çıkardı. (4-2)
Diğer skorlar: Newcastle-Chelsea: 0-3, Manchester City-Norwich: 5-1, QPR-WBA: 1-1, Wigan-Arsenal: 0-4, Aston Villa-Manchester United: 0-1.
Tweet


