Yazar: Emre Özcan
Hayatım Futbol Sayı 9, 06 Aralık 2011
Mail: emreo@hayatimfutbol.com / twitter.com/parmamaniac
1993′te başlayan Juventus kariyeri Alessandro Del Piero için sona mı eriyor? Post Baggio döneminin uyuşturucusu bu aralar çok farklı düşünceler içinde
Bu sözcük İtalyanların hayatına net olarak girdiğinde 90 ve 94 Dünya Kupası’nda en üst seviyelere yaklaşan İtalya Milli Takımı’nda Roberto Baggio, muhtemelen Arrigo Sacchi kariyerinin en sıkıcı futbolu içinde altın gibi parlayıp ülke futbolunu var olduğundan çok daha yukarı doğru çekiyordu. Serie A’nın tüm dünyada zirveyi gördüğü yıllardı ve dünyanın en iyi futbolcuları Çizme’de oynardı…
“İlk trequartista” kulüp futbolunun kişisel zirvesine çıktığında yıl 1995′ti ve iki yıl önce UEFA Kupası’nı kazanan Juventus, o yıl hem ligde şampiyon olmuş, hem de UEFA’da bir kez daha final oynamıştı. Baggio takımdan ayrıldı ve doğal bir üzüntü dışında bu, Torino’da kimsenin karalar bağladığı bir konu değildi. Onun gibi karizmatik ve yakışıklı, onun kadar büyük potansiyel vadeden başka bir oyuncuya sahiplerdi ve o adam da ileride “son trequartista” olarak anılacaktı.
Forvet arkasının evrimi
Terim, günümüzde evrildiği haliyle klasik forvet arkası oyuncuları açıklamak için kullanılır ama aslında önemli bir nüans vardır. Taktik tahtasında forvet arkası olan “supporter” ve klasik forvetin tam arasında konumlanan ve ikisi arasındaki geçiş noktası olarak ortaya çıktı. Klasik anlamı takım arkadaşlarına gol pozisyonu yaratabilen ama bunun yanında direkt bir şekilde golü de yapabilen yaratıcı bir son vuruşçuydu. “Three Quarter”dan türemiştir ve oyuncuların sahanın 3/4′lük bölümünde etki yaratmasını kasteder. 20 yıllık dönem içinde öncelikle çift forvetin arkasında gerçek bir “supporter” gibi ya da bir merkez forvet ve klasik bir hücumcu orta sahayla beraber ikincil forvet olarak düşünüldüler ama son yıllardaki dönüşümüyle birlikte artık her forvet arkası oyuncuyu nitelemek için trequartista kullanıldı ve terim sanal menajerlik oyunlarına kadar girdi. Şimdi ise modası geçmek üzere ve yerini tek forvet arkasında merkez oyuncularıyla bütünleşen yaratıcı güçlere bırakma eşiğinde.
Pele ve Maradona kuşkusuz futbol sahası içinde bir futbolcudan ve klasik bir pozisyondan çok ötesiydiler. Ama Roberto Baggio tam anlamıyla bu kalıplar içinde değerlendirilebilen bir büyük yetenekti. Ondan sonra gelen Alessandro Del Piero’ysa bu bayrağı alıp çok farklı bir noktaya taşıdı. Forvet arkasında yaratıcı oyuncu oldu, ikincil forvet olarak takıma bir kişi fazla oynama şansını verdi, tek forvet olarak sahada yer aldığı zamanlar oldu. Fiziksel kalitesi iyi olduğunda kenarda dahi oynadı. Pozisyonun dönüşümünde ve bitmeye yakınsayışının her hattında teri var. O, muhtemelen “son trequartista”. İtalyan futbolunun en büyük yeteneğinin arkasından Juventus’taki ilk başrol deneyiminde Şampiyon Kulüpler Kupası’nı takımına ikinci defa getiren ve orada üst üste üç final oynamasını sağlayan oyuncu. Şu an hayal ettiği şey futbolu bırakacağı zaman nasıl bir törenle uğurlanacağı olmalıydı ama Del Piero, bu ara önümüzdeki sene hangi ligde oynayacağını düşünüyor.
Peki neden?
Hikayenin başlangıcı bir sene önceye dayanıyor ama zirveye Juventus Başkanı Andrea Agnelli’nin üstü kapalı bir şekilde Del Piero’yu gelecek sene takımda düşünmediklerini açıklamasıyla oldu. Futbolu bırakmasıyla ilgili ortaya atılan spekülasyonlara “40 yaşına kadar oynamak istiyorum” ve “Eğer Juventus’ta devam edemeyeceksem başka bir ligi düşünmeye başlarım” şeklinde cevap veren Del Piero’dan sonra Agnelli’den geri vites geldi ama çok büyük bir ayaklanma olmaması durumunda tecrübeli oyuncunun takımda kalma şansı yüksek görünmüyor.
Juventus’un bu düşüncesinin altında Conte’yle başlayan yeniden yapılanma ve çoğunlukla da maaş politikası bazlı ekonomik nedenler yatıyor. Hadiseyi görünce kanatacak yara arayan İtalya medyası her ne kadar Del Piero’nun zamanında kaptanlığı aldığı Antonio Conte’nin intikamını yavaş yavaş servis etmeye başlasalar da Conte’nin Del Piero’nun yaşadıklarıyla ilgili önemsemez tavırlarının altında görüntü itibarıyla Juventus’un bu sezonki geri dönüşü ve muhtemel şampiyonluğu dışında bir şey yok gibi.
Hedefler ve umutlar
Oyuncu da son dönemde kendisi üzerinden karışan ortalık ve kulüp için son günlerde çok daha temkinli. “Şu anda Juventus’un başarısından başka hiçbir şey düşünmüyorum, tek hedef zirve” açıklamasının altındaki hayal kırıklığını görmemek mümkün değil fakat ciddi anlamda şu anda yapılabilecek başka bir şey yok ve Del Piero da bunun farkında. Başka ligleri araştıran bir menajer ve üzüntüsünü kulüpteki son sezonunda kazanılacak bir şampiyonlukla nötrlemenin hayalini kuran bir büyük efsane. Daha önce birçok kez 18 yıllık kariyerlerin kulüp planlamaları neticesinde takımdan ayrılışlarını izledik ama 2006′daki “Calciopoli Skandalı” sonrasında büyük bir işin önderliğini yaparak önemli oyuncuları takımda tutan ve bir alt ligde hırsını kaybetmeden 20 golü bulan Del Piero için bir istisna yapılamaz mıydı? Kim bilir, belki de Juventus yönetimi ve Antonio Conte’nin fikirlerini değiştirecek bir şeyler gerçekleşir. Ya da bu etik tartışma çok daha alevli bir şekilde İtalya ve dünya basınını meşgul etmeye devam eder.
İtalya’da Bu Hafta:
-Belki Del Piero yine oyuna girmediği maçlardan birindeydi ama bu Juventus’taki muazzam değişimde bir sıkıntı yaratmıyor. Bu sezona da flaş bir başlangıç yapan Lazio deplasmanından da 1-0′lık galibiyetle döndüler ve liderlikleri iyice belirginleşti. Juventus her maçta topa sahip ve bunun zarar verebildiği savunma konsantrasyonundan zerre muzdarip değiller.
-Geçen hafta hocası değişen Fiorentina deplasmanında çok baskılı oyunun dönüşmediği 3 puandan sonra San Siro’da ligin dirençli takımı Chievo’yu 4 golle geçtiler. Zlatan Ibrahimovic yine maçın yıldızı oldu ama daha önemlisi Serie ‘yı bu sezon iki takımlı bir lige doğru götürme tehlikesini körüklediler. Juventus rahatlayamıyor.
-Udinese’nin oyunundaki başkalaşım tüm hızıyla devam ediyor ama bundan skor anlamında zarar görmemeleri araştırma konusu olmalı. İç sahada geçen seneden bile daha iyiler. 6 maçta 6 galibiyet ve kalede görülen sadece 1 gol. Geçen sene en çok gol atan ikinci takımdılar. Bu seneyse şu an için ligin en az gol yiyen savunması. Francesco Guidolin fanusa alınsın!
Tweet

