Klasikleşen El Clasico

, Sayı:11 / 13 Aralık 2011

Benzema’nın başlama düdüğünden 22 saniye sonra attığı ve gelmiş geçmiş en hızlısı olarak tarihe geçen golüyle birlikte, maç öncesinde kendisinin bile hayal edemeyeceği bir avantaj ve taktik üstünlük yakalasa da 90 dakikanın sonunda kazanan yine oldu. ’nun son yıllardaki klasiği değişmedi.


bu sezon ligde oynadığı 14 resmi maçta alınabilecek 42 puanın 37’sini toplamayı başararak, Schuster döneminden beri ligde yenemediği Barcelona karşısında, Bernabeu’da oynanacak maça puan farkıyla lider çıkıyor ve hiç de azımsanmayacak bir kesim tarafından favori gösteriliyordu. Barcelona’nın ligde oynadığı son iki deplasmanda Athletic Bilbao ve Getafe karşısında galibiyet alamaması  ve geçen 2 sezona göre daha normal ve kırılgan gözükmesi de şüphesiz bu durumda etkiliydi.

Maç Öncesi Tercihler

Jose Mourinho’nun maç öncesinde bu sezon genellikle tercih ettiği 4-2-3-1 ve Mesut Özil yerine pres ve defansif devamlılığı yüksek ekstra bir merkez orta saha oyuncusu ile 4-3-3 oynatması bekleniyordu. Oysa Mourinho beklentinin aksine orta sahada 2 oyuncu kullandı ve 4-2-3-1 dizilişini bozmadı.

Barcelona’da Puyol ve Pique’nin hazır olması 3’lü yerine 4’lü şablonun oynanacağını gösteriyordu ama David Villa’dan vazgeçen, en uçta Alexis Sanchez’i görevlendiren ve Xavi, Iniesta, Busquets ve Fabregas’ı aynı anda kullanan asıl sürprizi yapan taraftı.

El Clasico Tarihinin En Erken Golü ve Değişen Seyir

Maç ise bunların tamamını çöpe atan bir şekilde, 22. Saniyede El Clasico tarihinin en erken golüyle başladı. Valdes’in hatası ilk golü yemek istemeyen Real Madrid için istediği tüm şartları sağlamıştı.

Barcelona savunması pres yüzünden istediği gibi oyun kuramadı ama Real Madrid tarafı da topu kazandığında Mesut atağı olgunlaştıran ya da asist niteliğinde hiç etkili pas atamadı. Angel Di Maria hep oyunda olmasına rağmen kaleya giden son hamlede hep başarısızdı. Cristiano ise hiç etkin değildi, ama yine de maçı 2-0’a getirecek fırsatı yakaladı. Belki de kariyerinin en berbat son vuruşlarından birini yaparak maçtaki ilk kırılma anına imza attı.

Real Madrid ilerideki 4’lünün kötü ve verimsiz oyununa rağmen, hücumdaki presiyle Barcelona’nın dengesini bozarak oyunda direksiyonu elinde tutan taraftı. Ta ki Guardiola’dan hamle gelene kadar.

Guardiola Dokunuşu

İlk 25 dakikadaki görüntüden sonra Guardiola hem dizilişte hem de stratejide değişikliğe gitti. 4-4-1-1’e dönerek Busquets’i stopere, Puyol’u sağ beke, Dani Alves’e sağ öne çekti. Iniesta sol önde normalde oynadığından daha çizgiye yakın görünse de orta sahanın merkezindeki Xavi ve Fabregas ile aynı hatta kalarak toplu oyunda merkezde oynadığı zamanki tüm görevlerini yerine getirdi.

Guardiola’nın bu kalın dokunuşundan sonra, Busquets orta sahada Mesut’tan yediği presten kurtularak daha rahat top kullanmaya ve Barcelona da böylece gerideki pas trafiğini hızlandırmaya ve daha iyi oyun kurmaya başladı. Busquets ayrıca Barcelona ataklarında geri dörtlüden ayrılıp orta sahaya yaklaşarak hem Mesut’u takip etti hem de Xavi’nin üzerindeki dönen topları toplama yükünün bir kısmını alarak maestronun ceza sahasına koşu yapabilmesi için özgürlük sağladı.

Puyol’un sağ beke geçmesi, kademesinde Pique’nin ve önden de Dani Alves’in yardım getirmesi Cristiano Ronaldo’nun zaten düşük olan etkinliğini neredeyse sıfıra indirdi. Mourinho ikinci yarıda Ronaldo’yu sağa çekti, şirazesi bozulmuştu bir kere. Bernabeu’da ıslıklanmaktan kurtulamadı.

Dani Alves’in mevki değişikliğinin semerisini Barcelona hücumda da aldı. Brezilyalı oyuncu Marcelo ile Ronaldo’nun arasındaki boşluğu kullanarak Barcelona’ya hücumda ilk 20 dakika bulamadığı genişliği kazandırdı. 3. golde gördüğümüz türden sıfıra koşular ve bindirmelerle kendisi için de oyun daha kolay hale geldi.

Farkı

Messi yine sahadaki diğer tüm isimlerin üzerinde bir etkiye sahipti.

Mourinho’nun merkezdeki Lass ve Xabi Alonso’nun arkasında üçüncü bir isim kullanmaması, maçın başında sorun yaratmasa da Guardiola’nın 4-4-1-1’e dönerek Messi’yi yalancı 10 numara olarak Alexis Sanchez’in arkasına yerleştirmesiyle birlikte görüntü değişti.

Lass ve Xabi Alonso ortada Xavi ve Fabregas ile uğraşırken, Messi rakibin orta saha ve savunma tandemi boşluğu arasında cirit atmaya başladı.

İlk golde Messi’nin boşlukta aldığı topla katedip, Diarra’yı ekarte etmesi ve Şilili oyuncunun koşusunu görmesi ve üçünc golde yine aynı bölgede aldığı topu Dani Alves’in koşusuyla buluşturması golü getiren vuruşlar kadar değerliydi.

Messi bu maçta takımının en çok gole dönük pas veren oyuncusuydu.

Oyuncu Değişiklikleri

Real Madrid skorda 2-1 geriye düştükten sonra en değerli oyuncusu Cristiano Ronaldo ile bir kırılma anı daha yaşadı. Beraberliği yakalayabilselerdi ivme yakalayabilirlerdi ama Portekizli kafayı dışarı vurdu.

3-1 olduktan sonra Mourinho verimsiz ileri dörtlüsünden Mesut ve Di Maria yerine Kaka ve Higuain’i oyuna dahil etti. Son değişiklik ise sarı kartı olan Lassana Diarra’nın oyundan atılma ihtimaline Khedira hamlesiydi.

Real Madrid daha enerjik görünse de oyunda ne taktik ne verim açısından belirgin bir fark yaratamadı. Barcelona topa sahip olarak, Guardiola da tüm oyuncu değişikliklerini son 10 dakikada yaparak kalan süreyi öldürdü ve skoru koruyacak bir derbiyi daha kazanarak evine döndü.

Real Madrid, Türkler ve Sonuç

Mourinho daha önce hep El Clasico’da takımının hücum kapasitesine ket vurduğu ve anti futbol oynattığı için eleştiriliyordu. Bernabeu’da bu kez hücumu düşündü. İdeal ortamı da buldu ama Guardiola orta sahadaki nicel fazlalığını ve Mourinho’nun savunmanın önünde bir çapa oynatmamasını Messi’yi kullanarak cezalandırmayı başardı.

Guardiola kadronun ekmeğini yiyor diyenler için bir mesaj daha yolladı.

Mourinho maç sonunda Coentrao, Lass ve Benzema tercihi, Özil ile oyuna başlaması gibi detaylarda eleştirilecektir ama onun kellesini almak imkansız. Madrid basınına da bir kurban lazım. Barcelona yeni transferi Alexis Sanchez ve Fabregas ile El Clasico’yu kazanıp evine dönerken, maçı tribünden izleyen Real Madrid’in yeni transferleri Nuri ve Hamit podyumda başı çeker. Kaka da arkalarından gelir.