YAZAR: Fırat Topal
Hayatım Futbol , Sayı:12 / 20 Aralık 2011
firatt@hayatimfutbol.com & twitter.com/flyngdtchmn
Stoch, Ben Sahar, Rajkovic… İngiltere’den kiralanıp Hollanda’da parlayarak transfer yapan bu yeteneklere katılması sırası Feyenoord’un Manchester City’den kiraladığı İsveçli John Guidetti’de.
Premier League’de lig ve kupa şampiyonlukları yaşamış İsveçli Anders Limpar’ın ilk kez profesyonel futbola adım attığı kulüp Stockholm yakınlarındaki IF Brommapojkarna kulübüdür. İşte Guidetti de 6 yaşında bu kulübün kapısından içeri girdi. Ancak 10 yaşına geldiğinde onu bir sürpriz bekliyordu. Babası Mike, İsveç Eğitim Bakanlığı’nın Kenya’nın başkenti Nairobi’deki bir okul projesi için Kara Kıta yollarına düştüğünde onu da yanında götürdü. Küçük John, 2 yıl boyunca Impala Bromma Boys ve Mathare kulüplerinin genç takımlarında oynadıktan sonra, 2002 yılında kurulmuş, bugün Kenya’daki genç yetenekleri bulup cilalamayı amaç edinmiş, başkent Nairobi’deki, Ligi Ndogo futbol akademisine girdi. Bir yıl sonunda babasının Afrika’da işi bitmiş ve İskandinavya yolları görünmüştü. Guidetti bugün hâlâ Kenya’da geçirdiği yılların ve orada kendisinden daha büyük, fakir kesimden gelen çocuklarla oynadığı futbol maçlarının futboluna büyük katkı yaptığını düşünüyor. Brommapojkarna kulübü ona yine kollarını açtı. Ancak kulüpten bir dahaki çıkışı çok daha farklı olacaktı.
Eriksson’un rolü
Ajax’ın pilot kulübü Ajax Cape Town’ın da içinde olduğu bir dolu kulüp onun peşindeyken, Manchester City, o sıralar takımın başında olan Sven-Goran Eriksson’un nüfuzuyla onu 16 yaşındayken kadrosuna kattı. Önce Manchester’da rezerv takımı, sonra kiralık olarak yine Brommapojkarna ve Burnley FC. Bu sezonun başında Abu Dabi’li patronların oluşturduğu yıldızlar topluluğunda forma bulması çok zor olacağını bilincindeydi ve artık 19 yaşına gelmişti. Twente ile bir kontrat imzaladı, ancak kulüp ve o sıradaki menajeriyle yaşanan bazı hukuki sorunlar anlaşmanın bozulmasına ve onun City ile kontratını 3 yıllığına uzatmasını beraberine getirdi. Twente’nin yapamadığını Feyenoord yaptı ve yaz transfer döneminin son günü onu sezon sonuna kadar kiraladı.
Twente’ye hafta sonunda attığı 3 gol birbirinden farklı gollerdi ve muazzam oynadı. Toplam 11 gole ulaşmış durumda ve bunu 12 lig maçında başardı. İsveç 19 ve 21 yaş altı takımlarında çoktan golleriyle kendini tanıtmış bir isim. Bu formu onu Euro 2012 için çok önemli bir alternatif haline getiriyor. Ibrahimovic ve Elmander’in yerleri tehlike altına girebilir. Uzun boyuna ve güçlü fiziğine rağmen, anne tarafından İtalyan kanı da olan oyuncu, İsveç soğukkanlılığı ile Afrika motiflerini, anne tarafından gelen fırsatçılıkla birleştirmiş durumda. Bu ilginç sentez gelişmeye son derece yatkın bir oyuncu ortaya çıkarıyor (Feyenoord:3 – Twente:2).
Çarşamba-Pazar fikstürünün etkisi
Hollanda takımları bu sezon Avrupa kupalarında oldukça iyi bir performans sergileyip 2012 yılına 4 takım taşıdılar. Bununla beraber bu takımların Çarşamba-Pazar maçlarındaki performansı da ligin zirvesini doğrudan etkiledi. Bu sezon başında Avrupa kupalarına 5 takım göndermişti Hollanda. ADO Den Haag, onları uzun süre sonra Avrupa kupalarına götüren John van den Brom’un Vitesse’nin başına geçişinin etkisini çok çabuk hissetti ve daha ön eleme turlarında Avrupa Ligi’ne veda etti. Kalan 3 Avrupa Ligi takımı Twente, AZ ve PSV gruplarından çıkarken, Ajax da spekülatif bir Dinamo Zagreb hadisesi yaşadıktan sonra üçüncülüğe razı oldu ve onlara katıldı. Böylece 2005’te PSV’nin oynadığı Şampiyonlar Ligi yarı finalinden sonra uluslararası arenada zorlanan Hollanda takımları 5’te 4 ile yoluna devam ederek şu anda yüzde olarak bu sezonun en iyi ülkesi unvanına sahip durumda. UEFA Katsayı listesinde 9. sıradalar ama bu sezon toplanan puanlara bakıldığında 6. en iyi performansa sahipler. Ancak bu zorlu koşunun lige de doğrudan yansıması oldu elbet. 4 takım hafta içi oynadıkları maçlardan sonra çıktıkları mücadelelerde gösterdikleri performansa göre kaderlerini tayin ettiler. Ligin zirvesindeki AZ Avrupa kupalarında oynadığı üstüste 7 maçtan sonra gelen lig maçlarında hiç puan kaybetmedi. Ancak Malmö deplasmanına gittikleri haftanın sonunda Heerenveen’e 5-1 mağlup olarak sezonun en ağır yenilgisini aldılar. Yine de 2 maçlı haftalarda ligde sadece 6 puan kaybettiler ve ligin tepesinde olmalarını buna borçlular.
Alkmaar takımının 4 puan gerisinde ikinci sırada bulunan PSV ve Twente ise Avrupa kupası maçlarının ertesinde oynanan maçlarda tam 7 puan kaybetti. Ve evet bu tam olarak aradaki puan farkını açıklıyor. Nitekim AZ ve PSV’nin aralarında oynadıkları maç hafta içi fikstürünün ardına denk gelmiş ve AZ 3-1 kazanmıştı. Ama Avrupa maçlarının en kötü etki bıraktığı takım Ajax oldu. Tam 10 puan bıraktı Ajax Şampiyonlar Ligi’ni izleyen maçlarda ve NEC, RKC ve ADO Den Haag gibi dişine göre rakipleri mağlup edebildi.
İlk Devrenin Sonu
Eredivisie’de ilk devre kapandı. AZ lider ama artık takipçileriyle arasındaki fark öncesi kadar rahatlatıcı değil. PSV, onların 5 gol yediği deplasmandan 5 gollük galibiyetle döndü ve kış arasına zirve ile 1 puan farkı olduğu halde girdi. Bir gerçek var ki 2011-12 sezonu, son haftaya 3 takımın aynı puanla girdiği 2006-07 sezonundan beri oynanan en iyi sezon.
Diğer sonuçlar: NAC Breda-AZ Alkmaar: 2-1, Ajax-ADO Den Haag:4-0, De Graafschap- RKC Waalwijk: 1-3, Heracles-Vitesse: 0-1, NEC-VVV Venlo: 2-0, Groningen-Utrecht: 1-0, Roda JC-Excelsior: 7-0, Heerenveen-PSV: 1-5.
Tweet


