Kale Önüne ‘Uçak’ Çeken Takım

YAZAR: Salih Demirci

Hayatım Futbol Sayı:9, 06 Aralık 2011

salihd@hayatimfutbol.com / twitter.com/noatsamisa

 

Umut Bulut’un formasını giydiği Toulouse, Fransa Ligue 1’da sezonun öne çıkan takımlarından biri. Patronu, hocası, oyuncuları ve oyun tarzıyla özel ilgiyi hak ediyor.


 

Bağrından sempatik bir futbol takımı çıkaran Toulouse şehri, Fransa’nın güneyinde yerleşim almış olan bir yüksek teknoloji sanayi ve üniversite kenti. Hava taşımacılığı piyasasının iki devinden biri olan Airbus’ın merkezi ve en son seri uçaklarının üretildiği fabrikası burada ve kent ekonomisinin lokomotifi olan şirket ile şehrin futbol kulübünün kuruluş yılı aynı: 1970. Bunu bir işaret olarak kabul etmiş olacaklar ki, bu sıralar adeta nahiyenin dinamiklerini futbol sahasına taşıyorlar.

 

Toulouse’ta Kale Duvar (foto: ahamada {Ali Ahamada}, takim)

Geride kalan 15. maç haftası itibariyle, ligin en az gol yiyen takımı tabelanın 6.sırasındaki Toulouse. Ayrıca bu 15 maçın dokuzunda kalelerini gole kapattılar. Son 8 maçlarında eğer gol attılarsa yemediler, yedilerse de atamadılar. Maç kaybediyorlarsa en az iki gol yiyerek kaybediyorlar, bugüne dek aksi yaşanmadı. Tüm bu sonuçların elbette sebepleri ve nedenleri var, ama en ilginci sezon başından bu yana takımın kalesini 21 yaşındaki Fransa Ümit Milli Ali Ahamada’nın koruması olabilir.

 

Kendi kalelerinin yakınında çok adamla bulunarak yaptıkları katı savunma ve buna dayanan oyun anlayışı, basın bir yana Toulouse’un rakiplerince de yer yer eleştiri konusu oldu. Gerçek şu ki, ilk 15 sıradaki takımlar dikkate alındığında en az gol atan takım durumundalar ve gol bulmaları yalnızca kontra ataklara ve kazanılacak duran toplara bağlı. Geçen hafta sonu Valenciennes’i 2-0 yenerken de ani baskınlarla geldiler ve suikast(!) sonrası kaleleri önüne geri döndüler. Bu aralar iyi top oynayan Valenciennes ise maç boyu rakip kalede tek bir etkili pozisyon dahi bulamadı. Sonuç almalarına karşın gelen eleştirilere cevabı kulübün patronu verdi, çünkü kendisi ‘uçak nasıl park edilir’, iyi biliyordu…

 

Havaalanından Futbola (foto: sadran {Olivier Sadran})

Şehrin hava limanında catering işleriyle uğraşan ve bir de restoran işleten Olivier Sadran, 2001 yılından bu yana Toulouse’un başkanlığını yürütüyor. Kulüp aynı yıl maddi sorunlar nedeniyle iki küme birden düşürülünce devreye girerek batık kulübü devraldı. Borçları yapılandırdı, nitekim faaliyet gösterdiği iş kolları sınırlı bir yerel yatırımcı olarak serveti kulübü destekleyecek kadar fazla değildi. Patron değil, yönetici oldu ve kendi kendini döndüren ama olabildiği kadar yüksek seviyede yer alan bir takım yaratma hayalinin peşinden gitti.

 

Yakın zamanda Şampiyonlar Ligi bileti aldıkları rüya sezonları da oldu, ama ertesi sezon küme düşmekten ancak son haftalarda kurtuldular. Buradan da bir ders çıkarmış olmalılar: “Böyle oynuyoruz, çünkü gelecek planlarımız için tutarlı, koheziv ve sağlam olmamız gerek. Amacımız bu sezon ilk 5’e girmek değil, bize gereken gelişime devam etmek” diyor Sadran, bu yıl takımının oyun tarzına yapılan eleştirilere cevap verirken. Öte yandan, bizim derginin kalem erbaplarından Fırat Topal’ın vaktiyle yaptığı araştırma, Toulouse’un son 5 yılda Avrupa’nın beş büyük ligi dikkate alındığında en fazla iniş-çıkış yaşayan (küme düşmemiş olmalarına karşın) takımı olduğunu ortaya çıkarmıştı. Bu durum, farklı bir çalışmayla benzer sonuca varması muhtemel olan Sadran’ın planının çıkış noktası olabilir.

 

Daha stabil, daha verimli olmaya çabalıyor ve sahip oldukları 40 milyon Euro’luk bütçeyi artırmaya çalışıyorlar. İcabında kale önüne otobüs değil, uçak park ediyorlar ve bu seçimin hem takım, hem de oyuncular için gerekli olduğunu düşünüyorlar. Nihayetinde tüm seçimler kendini sonuç üzere haklı kılıyor ve kazanma durumu, ‘özgüven’ denilen zor bulunur, kolay kaybedilir bir hissiyatı geleceğe taşımakta çok başarılı.

 

Casanova ve Umut Bulut (umut-casanova {Umut Bulut ve Alain Casanova}, umut1, umut2)

Olivier Sadran çok iyi bir yönetici, vizyon sahibi bir planlamacı ama bu yolda tek başına yürümüyor. En büyük yardımcısı, mevcut Ligue 1 takımlarında en uzun süre görev yapmakta olan üçüncü hoca, Alain Casanova. Yakında dört yıla girecek olan birliktelik, genç oyuncular ve al-parlat-sat modelinden oluşan bir stratejide karar kılmış durumda. Fakat takımda tecrübeli isimler de var, neredeyse her mevki bir genç-bir tecrübeli olarak kendi içerisinde kategorize edilmiş durumda. Gününe göre kim iyiyse, kim gerekliyse o oynuyor.

 

Umut Bulut da takımın bugünü için transfer edilmiş oyunculardan biri. Casanova onu iki yıl takip ettikten sonra savaşçı-atletik yapısını dikkate alarak ‘defansif forvet’ rolüne yerleştirdi. Fakat aynı bölgede rekabet ettiği Emmanuel Riviere, bir de maç kazandıran gol atınca forma yarışında öne geçti. Ama pek önemi yok, Umut Bulut şu geçen zamanı alışma dönemi sayabilir.

 

PSG Fena Dağıldı (fotolar: kombouare {Antoine Kombouare}, ayew-pastore {Andre Ayew ve Javier Pastore}, marsilya)

Pazar akşamı oynanan ‘Le Classique’, Fransa’nın en büyük maçı geneli itibariyle hayal kırıklığıydı. Temposuz bir maç oldu, oyun çok sık durdu. Daha kötü olansa Paris Saint Germain’nin oyunuydu. Yetenekli hücum oyuncularının bireysel oyun bağımlılığı fena sırıttı. Javier Pastore transferinden bu yana en kötü oyununu oynadı, zaten son yarım saat kulübede oturdu.

 

Şu anekdot çarpıcıdır: Palermo’daki hocası Walter Zenga, Pastore’ye pas kotası koyarmış ki, kendine güveni zayıf Pastore işler iyi gitmediğinde her topu ayağından çıkarmaya çalışmasın. Maç öncesi koyduğu sınır aşıldığında anda Pastore’yi oyundan alırmış. Herhalde bu maçta Paris Saint Germain’in başında Zenga olsa, ilk yarım saat sonunda Pastore çıkmış olurdu. Hoca Kombouare içinse zor günler başlıyor.

 

Sonuçta fiziken güçlü ve motive Marseille, başkent ekibini tümüyle sürklase ederek 3-0 kazandı. Ligin yeni lideriyse Montpellier.

Diğer Sonuçlar: Bordeaux-Caen: 2-0, Nancy-Dijon: 1-2, Rennes-Evian: 3-2, ASSE-Ajaccio: 3-1, Sochaux-Montpellier: 1-3, Lille-Brest: 2-0, Auxerre-Lyon: 0-3, Lorient-Nice: 1-0.