Galatasaray’ın İlacı: 4-4-2

YAZAR: Emre Özcan

Hayatım Futbol Sayı:9 , 06 Aralık 2011

emreo@hayatimfutbol.com / twitter.com/parmamaniac

 


Deplasmanda edilgen, iç sahadaysa dominant ama üretemeyen Galatasaray’ın mevcut düzeninin kolu kanadı kırık. Bunu değiştirmek içinse yapılabilecek şeyler var.

 

Sezon başında ısrarla forvet transferine vurgu yapan ve takımın son 10 yıllık zamandan süregelen teşhisi konmuş net problemlerini dillendirmekten uzak açıklamalar yapan Fatih Terim’in kafasında çok kaliteli bir forvet ve Baros-Elmander ikilisinden seçilecek bir partnerle sahaya 4-4-2 formasyonunu koyarak bir yapı oluşturmak vardı. Milan Baros’la ilgili memnuniyetsizliğini her basın toplantısında belli eden, Johan Elmander’i de ilk etapta yedek forvet olarak değerlendiren Fatih Terim, merkeze gelen Melo-Selçuk ikilisi, savunma hattında Ujfalusi’yle birlikte yıllardır anlaşılmaz bir güven beslediği Türk oyuncularla birlikte çözülmesi gereken ilk problemin ileri uçta olduğunu belirtti ama Arda Turan’ın gidişi, Galatasaray’da her şeyi değiştirdi.

 

Son önemli yabancı kontenjanı Albert Riera’yla sol açığa kullanıldı ve forvet transferi rafa kalktı. Terim iki opsiyondan biri olarak nitelediği 4-1-4-1′i (aslında 4-3-3) ana plan haline getirdi ve Belediye deplasmanında en uçta Milan Baros’la lige başlangıç yapıldı. Gelen mağlubiyet sonrasında  Fatih Terim, “Baros ve Elmander bizi Ocak ayına kadar idare eder” diyerek verdiği mesajları yineledi. Ama daha büyük sorun üçlü merkezle birlikte Selçuk ve Melo’yu tamamlayacak oyuncuyu bulmaktı. İlk iki maçta Eboue, bu beklentiyi karşılayamadı. TT Arena’da yine etkisiz kalan bir Baros’tan sonra Elmander ve Sercan hamleleriyle çözülen Samsunspor maçıyla birlikte Karabükspor deplasmanında Fatih Terim, Eboue’yi ilk kez sağ beke çekerek klasik 4-4-2′yi Elmander’le birlikte denemek istedi ama Muslera’nın erken kırmızı kartıyla düşüncesi tamamen taca çıktı. Galatasaray ise zor şartlarda bir puan kazandı. Bir hafta sonra TT Arena’da rakip Eskişehir’di ve Eboue’nin Karabük’teki sakatlığı sonrasında Sabri’nin sağ beke geçmesiyle Terim ilk kez Engin Baytar’ı Melo ve Selçuk’un partneri olarak denedi. Baytar’ın standart üstü performansı 4-4-2 ve 4-3-3 arasında kalan Terim için fikir ayrıştırıcı oldu ve merkezde ideal üçlüsünü bulan Galatasaray, sezon başında girdiği yolda kalarak bunun üzerinden yürümeye devam etti. Takımın ileri ucunda da Johan Elmander yararlı “target striker” özellikleriyle ön plana çıkıyordu.

 

Engin sonrası düzelme

Orta sahada ve merkez forvette yaratılan yeni ve iyileştirici hamleler sonrasında Galatasaray’ın oyun hakimiyetinde gözle görülür farklılıklar oldu. Belediye deplasmanında topu rakibine veren, Samsunspor maçındaysa oldukça açık oynayan bir rakibe karşı yeterli hakimiyeti kurmaktan uzak olan takım orta sahada top tutan ekstra bir oyuncuyla sırtı dönük oynayabilen forvet sonrası Fatih Terim’in alamet-i farikası olan alan parselizasyonunu daha iyi yapmaya başladı.

 

Savunma artık biraz daha önde, bekler sene başından beri çizgiye tamamen yapışık ve soldaki stoper bek (genelde Balta) dahi sağ bekteki partnerine simetrik konum alarak boyu kısaltmaya çalışan takımda genişliğe de ekstra önem verildiğini gösteriyor. Özellikle ilk 1.5 ay sonrasında (Semih Kaya’nın da takıma girmesiyle) stoperlerin arasını biraz daha açarak geriden top çıkartmayı da rahatlatma çalışmaları var. Ama omurgadaki iyileşmeler, var olan sistemin temel problemleri arkasında gizlenen ikincil sıkıntıları da yavaş yavaş gün yüzüne çıkardı ve şu anda takım ilerleyemiyor.

 

Kanatlar problemli

En büyük problem, kenar oyuncularının hem birbirini tamamlamaktan uzak, hem de sistemin vadettiklerini karşılayamayan özelliklere sahip olmaları. Colin Kazım Richards, doğal bir forvet oyuncusu ve Türkiye’de devşirilmeye çalışıldığı pozisyonu oyuncu kimliği olarak kabul etmiş değil. Ceza sahası koşusu yapabilecek güce ve kondüsyona sahip ama mental gücü, fiziksel kuvveti kadar gelişmiş değil ve ceza sahası sınırlarında “Topsuz girilmez” uyarısı olduğunu sanıyor. Diğer kenardan getirilen toplarda forveti ikileme işini yapmaktan çok topu getiren olmak istiyor. Fakat ne bunu istikrarlı yapabilecek fiziksel ve teknik şartlara, ne de bunu yapabildiği ender sekanslarda tam tersten o koşuyu yapacak kenar partnerine sahip. Colin Kazım üzerinden var olan yapıya uyumsuzluğu kanıtlanabilen Albert Riera’yla birlikte Galatasaray, oynamaya çalıştığı sistemin en büyük iki kuvvetinden biri olan vurucu gücü yani kenarları tamamen pasif bir takım görünümünde. (Diğer kuvvet, taşıyıcı güç yani merkez üçlü) Peki yapılması gereken ne? Sezon başlamadan önce Terim’in düşündüğü çift forvetli bir düzen Galatasaray’ın biraz daha iyileştiricisi olabilir mi? Aslında evet ama nasıl?

 


Neden 4-4-2?

 


1-Hücumda çoğalma kolaylığı:
Şu anki düzende açık oyuncularının yapmaktan uzak olduğu işi ikinci forvetin varlığı doğal bir şekilde yükseltici olabilir. İkinci forvet direkt bir şekilde ikinci bir ceza sahası oyuncusu demek ve en basit anlamda iki birden büyüktür. Bu, sorunu tamamen ortadan kaldırmayabilir ama rahatlatıcı olacağı kesin.

 

2-Milan Baros’un varlığı: Fatih Terim’in başa geldiği günden beri oyuncuyla uyum yaşadığı söylenemez. Takımdaki geçmişi sakatlık sorunları dışında muazzam olan oyuncuya biraz fazla yükleniyor ama tamamen haksız da sayılmaz. Milan Baros güçsüz ve oynadığı dönemde hiç etkili olamadı. Ama kadro genişliği hala çok sıkıntılı olan takımda onbirdeki Baros her zaman kenarda oturan Baros’a göre katmadeğerdir. Onun varlığıyla takımın kontra atak kurgulu maçlar çıkarabilme şansının artması da çok önemli.

 

3-Albert Riera: Liverpool’a transfer olduğunda Steve Heighway, Peter Thompson, John Barnes ve Steve McManaman gibi klasik açık oyuncularının devamı olduğu düşünülen ve yaptığı iyi başlangıçla bu beklentileri karşılayan Riera, devamını getiremedi. Ama ortaya koyduğu profil, onun klasik bir 4-4-2 kenarı olduğu. Şu ana kadar Galatasaray’da yaşadığı sıkıntıları sadece mevcut yapıya indirgemek iyimserlik olur ama 4-4-2′yle birlikte Riera’nın performansında da artış sağlanabilir.

 

Ve kuşkusuz oyunla daha meşgul olan, sisteme esneklik kazandırabilecek kenar oyuncu tercihi yapma ve var olan yapının işlememesine neden olan pozisyonların yerine farklı görevlerle (kenar oyuncusu Baytar? Beşiktaş maçı?) sisteme daha sadık roller oluşturma şansı. Bunun doğal uzantısıysa sistemler arası bir geçiş yaratarak mantalite ve diziliş farkı aslında çok da büyük olmayan bir yapı kurmak.

 

Kötümser senaryo

Peki bu değişikliğin iyi olan şeyleri kötüleştirme şansı yok mu? Ön alana eklenen bir oyuncunun çıktığı yer merkez ve oradaki eksilmenin oluşturabileceği defansif zaafiyetler var. Bunu önlemenin tek yolu bir kenardan içeri yapılacak yardım. Bunun için Engin Baytar takımın bankosu fakat orta sahadaki iyi performansından sonra sol açıkta Beşiktaş maçında çıkardığı vasat 90 dakika düşündürücü. Yine Melo’nun öne çıkarak iç oyuncusu gibi oynamaya başlamasının savunma önü sigortası rolünü değiştirecek olması savunmayı öne çıkaran ve bekleri orta saha gibi kullanma arzusu olan takımda problem yaratması muhtemel. Ama Riera’nın uyumu bu şekilde de sağlayamadığı bir ortamda dahi Sabri ve Baytarlı kenarlarla hem savunmada daha sağlam, hem de hücumda çok önemli problemlerini çözmüş Galatasaray’ın oyununu birkaç kademe yukarı çıkarma şansı var. Terim’in kafasındakiler itibarıyla 4-4-2, Galatasaray’a çok uzak bir yapı değil ama hoca bunu yapar mı? Mesele, yapmak zorunda kalacak duruma gelmeden böyle bir tercihte bulunmak. Gerisi, transfer sezonuna kadar kör topal ilerleyen ve cebindeki deliği birkaç milyon daha büyüten bir Galatasaray ki bu yaz sezonunu çok da iyi geçirmeyen takımda buna ne kadar güvenilebilir bilmiyorum. Colin Kazım Richards ise varlığıyla belki de bunun önündeki en büyük engel.