Catargentina

YAZAR: Emre Özcan

, Sayı:12 / 20 Aralık 2011

emreo@hayatimfutbol.com & twitter.com/parmamaniac

Daha önce birçok kez ’da mücadele eden ’nın zirve lige son çıkışı daha sağlam oldu. Giderek artan bir performans gösterirken desteği çok uzaklardan alıyorlar.

Futboldaki milliyetçiliğe en büyük darbeyi vuran 1990 Dünya Kupası, yarı finalde Arjantin’in İtalya’yı penaltılarla elediği maçta Napoli San Paolo Stadı’ndaki 60 bin Napolili taraftarın Arjantin’i desteklemesi sonucunu doğurmuştu. Arjantin’le 1986′da Dünya Kupası’nı kaldıran Maradona’nın Serie A’da sadece Avrupa’ya oynayan vasat üstü Napoli’yi gider gitmez şampiyonluğa taşıması ve orada geçirdiği 6 yıl içinde kulüp tarihinin iki ‘scudetto’sunu kaldırması sonrasında farklı bir şey beklemek de pek mümkün değildi zaten. Maradona’nın tarihin en büyük futbol figürlerinden biri olması ve bu büyük başarılar futbol tarihinin bu en ilginç taraftarlık hadisesinde mutlaka çok etkiliydi ama bir diğer etken de Arjantin ve İtalya arasındaki kökleri çok eskiye dayanan yakınlıktı.

 

Uzak ama yakın 

Buenos Aires için Arjantinliler klasik Latin kültürüyle İtalyan kültürünün bileşimi derler. Güney Amerika içinde dışarıdan en çok göç alan ülke Arjantin olmuştur ve bunun doğal sonucu olarak İtalyanların Fransız ve İspanyollara göre ülke içinde daha etkili olması ülke yaşımını da etkileyen genel bir sirkülasyon meydana getirir. Et ağırlıklı vasat bir mutfağı olan Arjantin’de en çok İtalyan mutfağının etkili olması bile bu etkinin bir uzantısı.

 

Bunun yeşil sahalara yansıması da söz konusu. İtalyanların kurduğu Boca Juniors ülke futbolunun en büyük rekabetinin tarafıyken İtalya futbolunda da Arjantin etkisi fazlasıyla ağır. Son 20 yıl bünyesinde barındırdığı sayısız Arjantinli futbolcu nedeniyle “Argentinter” ya da “Intergentina” olarak lakap takılan Inter’den sonra bayrağı devralan takım Catania.

 

İşte Catargentina 

Şu anda takım kadrosu içinde 13 Arjantinli bulunuyor ki bu sayı takımdaki İtalyanların sayısından sadece bir az. Geçtiğimiz sezon bu sayı 14′tü ve Marco Giampaolo’yla başlayan sezon çok kötü giden ilk yarı sonunda sadece beş galibiyet alan takımda genel menajer Pietro Lo Monaco, Giampaolo’yu kovup farklı bir deneme içine girdi. İtalya’da uzun süre yaşamış olan Arjantinli Diego Simeone’ye kariyerinin ilk Serie A teknik direktörlüğü görevini vererek bu etkiyi dengelemesini isteyen Lo Monaco, başarıya ulaştı. Simeone’nin elinde sihirli değnek yoktu ama Giampaolo’nun 4-4-2′sini terk edip merkeze ağırlık veren 4-4-1-1 ve 4-3-1-2 arasında gidip gelen Arjantinli teknik adam, özellikle sezon sonunda yatışa geçen takımların avantajını da kullanarak son 1 ayda aldığı 3 galibiyetle takımı ligde tutmayı başardı.


Ama hem performansı çok etkileyici değildi, hem de Simeone devam etme taraftarı değildi. Kulüp de Roma’dan birkaç gün önce ayrılan Vincenzo Montella’yı yeni teknik direktör yaptı ve bir başka tecrübesiz genç teknik adamla yola devam kararı aldı. Sezona hücum hattını tamamen Arjantinlilere bırakan bir 4-3-3′le giren Montella ise sistem repertuarına üçlü defansı da kattığını Catania’daki klasik 3-5-2′siyle gösteriyor. Roma’da geçici görev yapan ve bu anlamda ilk ciddi teknik direktörlük denemesini Catania’da yapan Montella, kısa sürede zirve lige yükseldikten sonraki en dirençli Catania’yı ortaya çıkarma başarısını gösterdi. Bu sene savunmada çok daha iyiler. İçeride Inter ve Napoli’yi yendiler ve Juventus’a kaybetmediler. Deplasmanda ise Lazio ve Fiorentina karşısında yine beraberlik koparmayı başardılar. Sadece iç sahada değil, dışarıda da zor yeniliyorlar. Bu sonuca ulaşırken de özellikle orta sahada harika alan daraltıyorlar.

 

Derbide üstünlüğe devam (catania2)

Bu hafta geçen sezonun flaş takımı Palermo’yu konuk ettiler. Sicilya derbisinde bölgenin en büyük iki şehrinin mücadelesi İtalya’nın en sorunlu bölgelerinden birinde genelde olaysız geçmez. En son 4 yıl önce bir polisin öldüğü olaylara sahne olan uzun bir 90 dakika oynayan iki takım 15. kez karşı karşıya geldiler. Maçtan önce Palermo iki puan öndeydi ama aradaki maçlarda da Catania’nın 5-4′lük üstünlüğü vardı. Bu seneki iyi performans nedeniyle maç öncesi favori gösterilmekten rahatsız olduğunu söyleyen Montella, “Derbiler her zaman diğer maçlardan farklı dinamiklere ve motivasyona sahiptir. Rakibi hafife almıyoruz, özellikle de son iki iç saha maçımızı kaybetmişken. Oynadığım kulüplerde birçok derbi yaşadım ve bu anlamda tecrübeliyim. Oyuncularımı maçta sakin kalmaları için uyaracağım” dedi. Ve öyle de oldu. Palermo’nun ilk yarıda gelen golle birlikte sinir katsayısını sürekli artırdığı ve 5 sarı kart aldığı maçta ikinci yarıda Maxi Lopez’in penaltısıyla gelen 2-0, iki takım arasında oynanan son 9 maçtaki altıncı Catania galibiyeti oldu. Şehir mutlu, Montella mutlu, Maxi’nin Milan’a gitme durumu mevcut ama şu an için bunu düşünen yok. Catania’daki Arjantin hükümranlığı devam eder mi? Sicilyalıların son iki yıl içinde artan dominasyon ve bu seneki çıkışla birlikte bu soruya hayır cevabını vermek için bir nedenleri yok gibi görünüyor.

 

Diğerleri

-Pazar gecesi oynanan çok önemli iki maç vardı. Geçen hafta Juventus’la puanları eşitleyen Udinese bu hafta hemen altındaki Lazio’ya deplasmana gitti ve Guidolin’in ekibi yine yenilmedi. İçeride puan kaybetmiyorlar, dışarıda ise yenilmiyorlar. Serie A’da zirve için kilit budur ve Udinese bunu harika yapıyor.

 

-Diğer önemli akşam maçında bu sene ağır aksak ilerleyen Napoli, evinde Roma’ya 3-1 mağlup oldu. Walter Mazzarri maçtan sonra sonucun haksızlık olduğunu söyledi. Muhtemelen biraz da öyleydi. Roma’nın maç boyu kaleyi tutan 4 şutunun üçü gol oldu ve Napoli daha baskılı göründüğü maçta evinde ağır bir yenilgi aldı. İşler onlar için çok da iyi gitmiyor.

 

-İlk iki sıra takımları Juventus ve Milan’ın bu haftaki rakipleri hem kolaydı, hem de maçlar iç sahadaydı. Juventus, Novara’yı; Milan da Siena’yı aynı skorla geçtiler: 2-0

 

Haftanın skorları:

 

Napoli – Roma: 1-3

Lazio – Udinese: 2-2

Cesena – Inter: 0-1

Genoa – Bologna: 2-1

Juventus – Novara: 2-0

Parma – Lecce: 3-3

Catania – Palermo: 2-0

Fiorentina – Atalanta: 2-2

Milan – Siena: 2-0

Chievo – Cagliari: 2-0