Hayatım Futbol, Sayı 11 / 13 Aralık 2011
Kriz iklimindeki Paris Saint-Germain, Sochaux deplasmanında 0-1 kazanarak zirveye yeniden ortak oldu. Suni evhamların kulübünde olaylar, olaylar…
Önce Auxerre, geçtiğimiz hafta sonu da Sochaux, Paris Saint-Germain’in oksijen çadırı oldular. Katarlı sahiplerin yatırım atağıyla sezona büyük beklentiler eşliğinde giren PSG, Bordeaux beraberliği sonrası biri ağır derbi yenilgisi (Marseille’e karşı, 3-0) olmak üzere, üst üste üç maç kaybedince, kulübün ortasına adeta bomba düşmüştü.
Muhteşem Sezon(!)
Evvelinde, kulübün futbol direktörü Leonardo, Carlo Ancelotti’yle buluşması var. Geçtiğimiz ay başında gerçekleşen bu görüşme, bir işaret olarak kabul edilmişti. PSG liderdi, fakat yaz vakti “Bu sezonki hedefimiz Şampiyonlar Ligin’de kalmak…” diyen patronlar sonbaharda Pastore’nin ligi yıktığını görünce, kurdukları kadroya bakıp Ligue 1 şampiyonluğunun kolay olduğuna inandılar.
Fazlasını istiyorlardı artık, ama iyi gideni bozma cesaretini de sergileyemediler. Başarısızlık halinde suçun Antoine Kombouare’nin üzerine kalacağının farkındaydılar ve bu epey bildik bir politikadır. Nitekim ilk düşüşte bohça açıldı, isimler ortaya döküldü. Adı en çok anılan kişi, bir süredir kulüpte danışman olarak görev alan Claude Makelele oldu. Efsane orta saha, rivayete göre yönetimin geçici antrenörlük teklifini kabul etmeyerek oyunu bozdu, Kombouare görevinin başında kaldı.
Gecekondu Takım
PSG halihazırda lider Montpellier ile eşit puanda ve ikinci sırada. Europa League’de tur şansı düşük olasılık olsa da, genel tabloda kriz çıkması için net bir sebep yok. Kopan yaygara biraz sentetik.
Hoca Komboaure, Sochaux deplasmanında Kevin Gameiro’nun golüyle elde edilen 3 puan sonrası, “Oyuncu grubumuz yeni ve genç. Dokuz oyuncu geldi, doğal olarak bazı şeyler zaman alıyor. Ben sihirbaz değilim. Eksiklerimiz var ve bunları gidermek için çalışmalıyım.” diyerek, sorunun çıkış noktasına vurgu yapıyordu. Zira PSG takımı, yeni kurulmuş bir takım olması nedeniyle büyük oranda bireyselliğe bağımlı futbol oynuyor. Hücum dörtlüsünden (Nene, Gameiro, Menez ve Pastore) ikisi gününde değilse eğer, kırılgan bir takıma dönüşüyorlar.
Bunun başlıca sebeplerinden biri, sahada bir liderin bulunmaması. Kaptan Mamadou Sakho 1990 doğumlu ve Kombouare’nin karizması da oyuncu grubunun altında kalıyor. Her fırsatta yıpratılması da cabası. Böyle olunca PSG, işler iyi gitmediğinde kafası kesik tavuğa dönüşüyor. Sochaux galibiyetinden sonra oyuncuların ağız birliği etmişçesine, “Eğer bu akşamki gibi ‘birlikte’ oynarsak, her şey daha kolay olur.” demeleri, sebepsiz değil. Onların en büyük ihtiyacı, zaman.
Pastore Meselesi
Öte yandan, bek bölgesindeki kalite zaafı, onların bireysel yaratıcılıktan takımca üretime geçmelerinin önündeki bir başka engel. Blaise Matuidi’nin uzun süreli sakatlığında ideal orta saha ikilisini de bulabilmiş değiller, fakat bu seviye bile zirvede olmak için onlara yetiyor. Ama orası Paris Saint-Germain, yani beklentilerin kulübü…
42 milyon avroluk adam Javier Pastore, takım seri galibiyetler alırken adını ezberletiyordu. Goller, asistler, paslar, çalımlar… derken onun lige fazla geldiği konuşulur oldu. Fakat Kasım ayında kontağı kapattı, televizyon programlarından ‘neden yüzünün gülmediği’ konuşulur oldu. Takım da bu duruma parelel şekilde kötü gidince, sayfalar Arjantinli’ye dair yorumlar ile doldu, taştı. Hocası Komboaure’ye göre Pastore henüz alışma evresinde ve ayrıca sezon başı idmanlarını kaçırmış olması, yoğun maç trafiğinde zorlanmasına sebep oluyor.
Fakat Pastore’nin göze batan mutsuzluğunun kendince nedenleri de var. Geçtiğimiz hafta So Foot dergisine verdiği röportajda söyledikleri, Fransız spor basınının gündemini bir süre meşgul etti:
“Sahada kendimi özgür hissetmiyorum. Etkili olabileceğim bölgede yeterince topla buluşamıyorum. Evet, PSG’de oynuyorum ve buraya adapte olmalıyım. Ama gerçek şu ki, kalitemi istediğim şekilde ortaya koyamıyorum. Çok kereler hareketlendiğimde, iyi bir pas verdiğimde bir şey olmuyor, çünkü takım arkadaşlarım beni takip etmiyorlar. Fransa’da futbolcular, başları yerde futbol oynuyor.”
Pastore sonradan bu sözleri için takım arkadaşlarından özür diledi. Karşılığında destek gördü, özellikle de Jeremy Menez’den. Ama bunun üzerine Sochaux maçında yine sıradan bir oyun ortaya koydu ve maçı tamamlayamadı. Ketum yapısıyla takımın liderliğini alması olası görünmüyor, fakat herkes onun yapabileceklerinin sınırsız olduğunun bilincinde.
Lugano Gidiyor Mu?
Bir başka dikkate değer mesele, Diego Lugano’nun durumu. Uzun süre ligimizin en iyi stoperi olma vasfını kimseye bırakmayan Uruguaylı, ulusal takım formasıyla gösterdiği harika turnuva performansları sonrası PSG’ye transfer yaptı, fakat ne Lugano, ne de PSG birbirlerinde aradıklarını bulamadılar.
PSG formalı Lugano, Ligue 1 temposunda ağır kalıyor ve çok kart görüyor. Hatta onun için France Football’da “savunmacıdan önce kavgacı” tabiri dahi kullanıldı. Kesik yedikten sonra Marseille maçında sürpriz şekilde ilk 11’de çıktı, fakat takımın geri kalanı gibi berbat oynayınca, hakkında ayrılık spekülasyonları yapılır oldu. Bundan sonrasının iki tarafa da hayır getirmesi zor görünüyor.
Haftadan Geriye Kalanlar:
- Lider Montpellier tökezledi. Ligde 7 maçtır yenilmiyorlardı, bu maçlardan 6’sını kazanmışlardı. Seri sona erdi, yıldız golcü Olivier Giroud haftayı boş geçti. Evinde iyi maçlar çıkaran Valenciennes, zirvedeki puanları eşitledi. (1-0)
- Umut Bulut yine attı! Bir önceki hafta 35 metreden attığı şutla Lyon ağlarını sarsan Umut, bu hafta da nefis bir duran top organizasyonu sonucu takımı Toulouse’a galibiyeti getiren golü attı. Evian’ı 2-1’le geçtiler.
- Brest’in yakın zaman içinde adından çok söz ettirecek santraforu Nolan Roux, bu haftayı da boş geçmedi. 14 maçta 1 gol attıktan sonra son 2 maçta 3 gol attı. Onun golleri, Brest’in üst sıralara çıkmasının tek formülü. Derby du Breton’da Rennes’den 1 puan aldılar. (1-1)
Diğer Sonuçlar: Nancy – Ajaccio: 2-2, ASSE – Caen: 2-0, Marseille – Bordeaux: 0-0, Auxerre – Nice: 2-1, Lille – Dijon 2-0, Lorient – Lyon: 0-1
Tweet

