Kaostan Sıyrılan Kuzeyliler

Yazar:

Hayatım Futbol Sayı 5: 01/11/2011

Lider AZ’nin kârlı çıktığı haftaya Kevin Blom ile Johan Cruijff damga vurdu.

Cumartesi akşamı Hollanda’da günün maçları bittiğinde konuşulan tek adam, FC Twente-PSV maçının hakemi Kevin Blom’du. Blom, zirveyi yakından ilgilendiren ve PSV’nin deplasmanda 2-1 önde götürdüğü maçın 71. dakikasında, sarı kart olması bile tartışılacak bir pozisyonda Kevin Strootman’ın Luuk de Jong’a yaptığı hareket sonucunda doğrudan kırmızı kartını çıkartıp Twenteli oyuncuları dahi hayretler içerisinde bıraktı. Böylece Eindhoven takımı 10 kişi kaldı ama transfer döneminin son gününde 5,5 milyon euroya transfer edilen eski Feyenoordlu Leroy Fer, 10 dakika sonra beraberlik golünün altına imzasını koydu. Maç sonunda PSV hocası Fred Rutten maçın hakemlerinin yanına gidip sadece Kevin Blom’un elini sıkmadı ve açıkça düşüncesini belli etti. Sonuç olarak her iki takım da hem lider AZ ile puan farkının açılmasını engeleyemediler, hem de takipçilerin nefesini hissetmeye başladılar.

Ajax kazandı ama…

Ajax, Roda deplasmanında 4-0 kazanırken 29 Ağustos 2010’da De Graafschap’ı 5-0 mağlup ettikleri günden beri elde ettikleri en farklı galibiyete imza attı. Bu maç aynı zamanda onların 1,5 aydır ligde kazanamama ve yine ligde üstüste 14 maç boyunca gol yeme serilerinin bitişi oldu. Frank de Boer’un takımının halen defans kurgusundaki zaaflar, saha içi liderliğinde altyapıdan yetişmiş Jan Vertonghen ile baskın karakter Theo Janssen arasındaki giderek keskinleşen rekabet ve kulübün üzerinden hiçbir zaman eksilmeyen Cruijff bulutu gibi sorunları var.

Hafta içinde takım kupada yine Roda deplasmanındaydı ve 4-2 kazanmışlardı. Ama aynı gün Johan Cruijff’un Ajax Süpervizör Komitesi’nden istifa ettiği dedikodularını duydular. Aslında “Raad van commissarissen” adı altında beş kişiden oluşan ve hisse sahiplerinin yönetimle aralarında köprü oluşturması için seçtikleri, kulübün CEO ve genel direktör gibi pozisyonlarında görev yapacak kişileri atayan bu kurum, Cruijff’un iki yıldır şekillendirmeye ve kendi menfaati doğrultusunda çalışmaya gayret gösterdiği bir araca evrildi. Ekim ayının başında komite Marco van Basten’i kulübün teknik direktörü (bizde genel direktör olarak adlandırılabilecek) olarak atayarak, ona bir nevi Karl-Heinz Rummenigge’nin Bayern Münih’teki fonksiyonlarını vermek isteyince elbette “14 numara” buna muhalefet etti. Zira ikili, 2008 yılında Van Basten Ajax’ın başına hoca olarak geçtiğinde kapışmış, o sıralarda Ajax kulübüne altyapı ve teknik konularda yardımcı olan Cruijff, van Basten göreve başladıktan bir ay sonra kulüple ilişkilerini kesmişti. 16 Ekimde içlerinde Edgar Davids’in de bulunduğu, Cruijff dışında kalan dört komite üyesi, Hollandalı efsaneye, van Basten’in atanışına onay vermesi ile ilgili bir “ültimatom mektubu” gönderdi. Cruijff bu mektubu da görmezden geldi, çünkü o Guus Hiddink, Jaap de Groot gibi isimlerden birisinin göreve gelmesini istiyordu. Bu sırada ay içinde Van Basten’i basına tanıtma hayalinde olan kulübün tüm planları da suya düştü.

Ne senle, ne de sensiz

Cruijff’un kulüp içinde öyle ilginç bir yeri var ki, resmi sitede komite üyeleri için ayrılmış sayfada çekilen toplu fotoğrafta dahi kendisi yer almıyor. Eylül ayı içinde kulübün eski futbolcularından TscheuLa Ling’i direktörlük görevine getirmek istemiş ama komiteden veto yemiş, yapılan toplantı sırasında çıkan kavgada Davids kapıyı vurup çıkmıştı. Ajax kulübünün üzerinde nerede ise Musa paygamber kadar etkisi bulunan Cruijff, “Onlar Ajax’ı bir işletme gibi yönetmek istiyorlar, ben ise bir futbol kulübü olarak” dese de son iki sezondur yaptıkları sebebiyle Arena’da çok fazla deprem yarattı. Buna rağmen hukuki danışmanı, Cruijff’un dedikodularının aksine görevinin başında olduğunu basına açıkladı.

Eski tas, eski hamam

Ajax’ın derdi kendi içinde, peki Feyenoord’unki? Fatih Terim, bu sezon başı Galatasaray’daki görevine başladığında “Takımda bu kadar büyük bir güven problemi oluştuğunu bilmiyordum” demişti. Feyenoord’un başına geçseydi herhalde tüm takıma hazırlık kampında In Treatment dizisini izletirdi. Takım pazar günü 6-0’lık yenilgi ile Groningen’in kulüp tarihindeki en farklı ikinci galibiyetine poster oldu. Sezon başındaki cesaretlendirici çıkışları geçen sezonun grafiğine dönüşmüş durumda. 2-3 sezondur onlara kısa sürede bir tokat vurarak ayağa kaldıracak yabancı bir hocanın yararlı olacağını düşünmekteyim zira portföydeki tüm hocaları harcamak üzereler. Takım ülkenin kuzeyinde daha 17 dakikada 3-0 mağlup duruma düştüğünde Ronald Koeman sahaya boş gözlerle bakıyor, ironik biçimde isim babası olduğu Koeman Tribünü’ndeki Groningenliler hoplayıp zıplıyordu.

Haftanın bir başka kârlı kuzeylisi Alkmaar’da. Hem de onların payına en yakın iki takipçisiyle puan farkını altıya çıkarmak düştü. AZ haftayı kapatırken oldukça kısır geçen bir maçta, 18 yaşındaki Faslı Adam Maher’in 89. dakikada ceza sahası içinde topu ayağına yapıştırarak yarattığı bireysel çabanın sonucunda, Heracles deplasmanından tek gollü galibiyet ile döndü. Her şampiyon takımdan beklenen özellik olan “kötü oynarken de kazanma” rayına onlar da oturmuş durumda. Gertjan Verbeek, Gerets’in Hollanda U-17 takımında oynamasına rağmen Fas Milli Takımı için göz koyduğu Maher, Beerens ve Ortiz gibi bu sezonun kazanımları ile halen şampiyonluktan bahsetmese de bu, onların koltuktaki yerlerini giderek sağlamlaştırdıklarını görmemize engel değil. Öyle ki Verbeek’in geçen haftalarda “hem saha içi hem de saha dışı karakterini beğenmiyorum” dediği Altidore dahi çıktığı 18 maçta 10 golün altına imzasını attı.

Diğer sonuçlar: NAC Breda 3-1 VVV Venlo, Excelsior 1-0 RKC Waalwijk, Heerenveen 4-0 ADO Den Haag, De Graafschap 0-1 Vitesse, NEC 3-1 FC Utrecht.