Yazar: Alper Öcal
Hayatım Futbol Sayı 5: 01/11/2011
Zirvenin sürpriz ortaklarının kaybettiği haftada La Liga’nın devleri Barcelona ile Real Madrid, maçlarını kazanmayı bildi.
La Liga sürprizlerle başlamıştı. Real Madrid ve Barcelona’nın olağandışı puan kayıplarının ardından Levante, Real Betis gibi zirve tahminlerinde adı geçmeyen kulüpler ligin tepesinde bir cirit attılar. Bu hafta sonunda Real Madrid ve Barcelona emaneti geri alarak ligde ilk iki sıraya kuruldu.
Homojen Real Madrid ve Higuain
Barcelona hakkında geçen haftaki Sevilla maçı özelinden biraz derine inerek sürpriz puan kayıplarının sebeplerine eğilmiştim. Barcelona kendi kendine yarattığı o sebepleri, başta Dani Alves’in stoper oynadığı 3-4-3 formasyonunu terk ederek, klasiklerine döndü ve altı gol atıp gol yemeden üst üste iki maçını da kazandı. Mallorca karşısında Xavi, Iniesta, Fabregas gibi eşi benzeri olmaya nitelikte orta saha rotasyonu forma giymezken beş atmaları ayrıca önemli. Şu an için tek sorunları, Guardiola her ne kadar reddetse de, Messi’ye çok fazla yükleniyor olmaları.
Real Madrid bu anlamda daha homojen bir yapıda. Higuain farkı yaratan oyuncu konumunda, bu hafta da 1-0’lık Sociedad galibiyetinde kazandıran golü atan isimdi. Arjantinli santrfor 10 maçta 10 gol attı. Üstelik oynadığı 10 maçın beşinde sonradan oyuna girdi. İlk 11 başladığı beş maçın üçünde de oyundan çıktı. Kaleyi bulan iki şutundan bir tanesini gole çeviriyor. Kulüp doktorunun bel sakatlığı yüzünden kariyerinin bitebileceğini söylediğini hatırlarsak şu formu muazzam. Manchester United’da geçen sezon Javier Hernandez’in yaptığını, belki de ötesini, üstelik çok daha fazla hücum opsiyonu olan bir takımda yapıyor.
Roller Değişti: Racing Santander vs. Real Betis
Real Betis ligin ilk dört haftasını galibiyetle kapattıktan sonra altı maçtır puan yüzü göremedi. Bu hafta yenildikleri takım, “kazanırlarsa şehirde kurban kessinler” dediğim, ligin galibiyetsiz tek takımı Racing Santander.
Real Betis topa sahip olan, akıcı, hücumcu ve seyir zevki veren bir 4-2-3-1 takımı olarak dikkat çekiyordu. Dar rotasyon ve bitiricilik anlamında bireysel kalite sorunları sebebiyle düşüşe geçmeleri bekleniyordu ama bu kadar keskin olması korkutucu. Racing karşısında teknik direktör Pepe Mel radikal bir kararla 4-2-3-1’i terkederek 4-3-3’e döndü. Bu dönüşteki amaç gol yememekti zira kaybedilen beş maçın üçünü 1-0 ile kaybetmişlerdi. Orta sahada ve hücumdaki nicelik olarak bir fazla olmak teoride işe yarayabilirdi ama olmadı. Real Betis yine 1-0 kaybetti.
Rakibe yine top göstermediler, 22 kez kaleyi yokladılar, beş kez çerçeveyi buldular ama gol atamadılar. Racing Santander ise altı kez gol girişiminde bulundu, iki kez isabetli şut attı ve golü buldu. Mel, taşlarla oynamaktansa takımına biraz özgüven aşılamalı. Yoksa tabloya ve rakamlara bakarak önümüzdeki hafta da kalecisini değiştirmek zorunda kalacak.
Valencia Şeytan Üçgeni
Valencia bölgesinde görev yapan bir gazeteci olsam şu sıralar sanırım haber sıkıntısı çekmezdim. İstikrarını koruyan şehrin esasoğlanı Valencia CF; lige yükseldiği 2001-02 yılından beri rol model alınabilecek yönetim organizasyonuyla göze çarpan ama bu sezon küme düşme potasına kadar inen Villareal; ve tarihi bir performans sergileyerek yedi maç üst üste galip gelen Levante.
Valencia olumlu anlamda istikrarını sürdürüyor. Getafe’yi 3-1 ile rahat geçtiler. Feghouli maçın yıldızıydı. Villareal tam beş maçtır galip gelemiyordu, takımın hücumdaki en büyük silahı Rossi’nin 6 ay süreceği açıklanan sakatlığını ardından Rayo Vallecano karşısında kötü giden seriyi bozdular. Marco Senna’nın penaltıdan yararlanamadığını da unutmamalı.
Levante ise rüyadan uyandı. Yedi maçlık kazanma serileri Osasuna deplasmanında sona erdi. Levante maçlarındaki ilginç istatistik de devam ediyor. 10 maçta tam yedi kez rakip takımdan bir futbolcuyu attırdılar. Maçın dinamiklerine bağlı olarak tesadüfen mi gerçekleşiyor yoksa rakibin sinirleriyle oynayan özel bir psikolojik taktik mi uyguluyorlar, merak ediyorum.
Bilbao Daha Atletik
Atletico Madrid evinde Zaragoza’yı 3-1 yendi, Arda da bir asist yaptı. Manzano’ya kredi sağlaması, takımdaki negatif enerjiyi silmek için bir başlangıç olması dışında abartılacak bir sonuç değil. Zira Zaragoza bu sezon deplasmanda hiç kazanamadı ve bu maçta da abuk subuk bir 3-5-1-1 dizilişiyle sahaya yayıldılar. Buna rağmen Atletico Madrid kalesinde gol gördü. Kronik sorunları devam ediyor. İspanya Ligi için bile fazla yumuşaklar. Pres yapmak istiyorlar ama atletizmden yoksun oldukları için sürekli faul yapıyorlar ve rakiplerine duran top şansı tanıyorlar. 17 faulle ligde maç başına en çok faul yapan takım konumundalar.
Hafta arasında oynadıkları Athletic Bilbao maçının analizini daha iyi yapmaları lazım. 3-0 kaybetmekle kalmamışlar, sürklase olmuşlardı. Atletik olan taraf Bilbao idi. Bielsa’nın öğrencileri, Avrupa kupalarının da dahil olduğu son altı maçta yenilmedi. Sociedad ve Valencia deplasmanında kaybetmezlerken PSG, Atletico Madrid gibi iyi kadroları yendiler. Haftaya Barcelona’yı ağırlayacakları maç kaçmaz.
Haftadan Geriye Kalanlar:
- Vicente Calderon tribünlerinde Zaragoza galibiyetine rağmen koro halinde Luis Aragones tezahüratları yükseldi.
- Alfredo Di Stefano zevkle Messi’nin gollerini izlediğini söyledi, tabii Real Madrid’e olmamak kaydıyla.
- Victor Valdes tam 813 dakikadır gol yemiyor. Barcelona son dokuz maçında 33 gol attı ve hiç yemedi. Real Madrid’in 58-59 sezonundaki rekorunu gömdüler.
- Espanyol-Malaga maçında Romaric’in gözüne gelen topa hakemin penaltı düdüğü çalıp, gözü şişlikten kapanan Romaric’e bir de sarı kart vermesi haftanın en fahiş hakem hatasıydı. Malaga o penaltı golüyle maçı 2-1 kazandı.
Toplu sonuçlar: Malaga-Espanyol: 2-1, Sporting-Bilbao: 1-1, Valencia-Getafe: 3-1, Villarreal-Vallencano: 2-0.
Tweet


