Bir Önceki Sayfa
Hayatım Futbol / Ocak 2006   Hayatım Futbol / Ocak 2006
Bir Sonraki Sayfa


Türk futbol kamuoyunun enteresan tanımlamalarından biridir "balıkçılar". Çok değil 15 sene evvel grubu puan alıp kapadığı için sevinen, tarihi beraberliklerden bahseden bir futbol kültürümüz olduğunu düşünürsek bu tabir için biraz -sonradan görmelik- diyebiliriz.

Batuhan Kayhan

Balıkçılar'la, ya da artık konuya girecek olursak Norveç futbolu ile sıkı fıkı olmaya başladığımız dönemler '90'ların başına denk gelir. Piontek döneminde çıkış ümidinde olan Milli Takım'ın donup kaldığı Norveç deplasmanı ve sonrası içeride gelen galibiyet. Yine de galibiyete rağmen bir turnuvada boy göstermek için birkaç sene daha beklememiz gerekti. Bu, ayrıca profesyonelikleri cidden tartışılacak "marangozlar" San Marino takımı ile karşılaştığımız dönemlerdi. Zaten eğer rakiplerin bulunduğu ülkelerdeki favori meslekler dile getiriliyorsa ortada kesin

Türk takımlarının başarısızlığı vardır. Türk takımları başarıyı kazandığı zaman bu meslekler önemini yitirir.

Balıkçıların yakın tarihteki ilk şoku Rosenborg tarafından Beşiktaş'a tattırılır. Norveç'in 3.büyük şehri Trondheim'da Ağustos için alışılmadık soğuk havada oynanan maçı Beşiktaş 3-0 kaybetmiş ve elbette maddi manevi büyük önem taşıyan Şampiyonlar Ligi macerası tehlikeye girmişti. tartışmalı bir maç sonrası 3-1'lik galibiyet Beşiktaş'a yetmemiş ve kura sonrası "bunlar da kim?" denen Rosenborg

 

Şampiyonlar Ligi'ne uzun sürecek bir abonelik başlatmış olacaktı. '90 öncesi aralıklı olarak Norveç'te kendini gösteren Rosenborg aynı zamanda 10 sene daha sürecek Norveç Ligi şampiyonluğu için de doğruları yapan bir futbol takımıydı. Keza klüp için doruk noktası olan Şampiyonlar Ligi maçında San Siro'da alınan 2-1'lik Milan galibiyeti, Rosenborg taraftarları için hala bir gurur vesilesidir. Trondheim şehri bu süreçte Şampiyonlar Ligi'nde tercih edilmeyen deplasmanlardan biri oldu. Bu periyotta Şampiyonlar Ligi'nde yine kuzeye yakın bir takım olan Molde boy gösterdi ama Rosenborg'un gösterdiği direnci ve devamlılığı gösteremedi. Aynı Molde bu sene ligde kalmak için play-out oynadı.

Daha sonra balıkçılar Valerenga ile hayatımıza girdi. 3-0'dan sonra 3-3'e dönen sonuç hem Carew gibi bir yıldızı futbol dünyasına sundu hem de Beşiktaş'ı kaosa sürükledi.

Daha sonraki Türk takımları eşleşmeleri ise "balıkçı" tabirini kuvvetlendirmek istercesine git gide kuzeye kaydı. Kutup dairesinin sınırındaki Bodo Beşiktaş'ı oldukça zorladı hatta Norveç'teki maçta son derece disiplinli ve organize oyunlarıyla galibiyete yaklaştılar.

Bu sene ise bu seviyede daha kuzeyi yok denilen Tromso ile Galatasaray eşleşmesi ile "balıkçılar" gündemimize girdi. Zor iklim şartlarında oynanan maçta Tromso gülerken, rövanşta da bilindik kuzeyli direnci ile turu almasını bildi. Balıkçı

takımının forvetinin Dünya Kupası'na gitmenin eşiğinden dönen Norveç Milli Takımı'nın golcüsü olması da ilgi çekici bir anektottu.

Bodo bu sene ligden düştü. En büyük sebebi ise iyi bir çok takım türedi ve en çekişmeli liglerden biri yaşandı. Geçen sene uzun süre liderliği bırakmayan Tromso ise bu sene düşüşe geçti.

Norveç futbolunda göze çarpan en büyük eksiklik takımlara olan ilginin bizim bildiğimizden farklı boyutta olması. Bunun sebeplerinden biri ligin Avrupa'nın diğer liglerinden farklı zamanlarda oynanması.Özellikle kış dönemindeki 6 ay Norveç'te lig olmaması aynı anda süregelen ve üst düzey mücadelelerin oynandığı liglere ilgiyi kaydırıyor olmalı ki çoğu Norveç'linin favori bir İngiliz takımı