Bir Önceki Sayfa
Hayatım Futbol / Ocak 2006   Hayatım Futbol / Ocak 2006
Bir Sonraki Sayfa


Orpheus'un karısı ölmüştür. Orpheus çok yetenekli bir muzisyendir. Yeraltı ülkesine gider ve müziği ile Hades'in karısı Persephone'u çok etkiler. O da kocası Hades'e yalvarır.

Bülent Gürsoy

Bunun üzerine Hades kadını geri göndermeye karar verir fakat tek bir şartı vardır; yer altından yeryüzüne kadar olan yolda Orpheus tek bir defa bile dönüp karısına bakmayacaktır. Fakat Orpheus yolun sonuna dogru dayanamaz ve arkasını dönüp karısının gelip gelmediğini kontrol eder. Yer sallanır ve puf!... Karısı yeraltı dünyasına bir daha çıkamamak üzere geri dönmüştür...

Bu hikaye beni hep çok etkilemiştir. "Geçmişe dönüp, orada kalırsan hiçbir zaman  geleceğin olmaz" demenin belki de en etkileyici yolu.

Geçmişte yaşamak... Veya geçmişe bakıp, yaşananlardan dersler çıkarıp, daha iyisini yapabilmek...En önemlisi de bir geleceğe sahip olabilmek. Orpheus'un hiç şansı yoktu belki ama ya bizim?

Bu iki ayrı olgudan hangisini seçip uyguladığınız hayatın her alanında ne kadar önemlidir değil mi? Çok ince bir çizgi ile ayrılırlar birbirlerinden. Güzel bir geçmişin cazibesine kapılıp, ondan kopamamak büyük bir tehlikedir. Geçmişte yaşayan, geçmişteki başarılarla, mutlu günlerle avunan bugünün nice başarısız

 

kulüpleri, geleceğe yön vermek için geçmişte yaşananları  dikkate alıp, geleceklerine yön veremezlerse, kaçınılmaz kötü sonları her sezon yaşamaya devam edeceklerdir. Eskişehirspor taraftarları yeni başarılar için hala takımın peşinden koşmaya devam ediyorlar ve onun doğum gününü unutmadılar. Geleceği yakalamak için geçmişe ışık tutacak başarılı bir esere imza attılar. 40 yılı satırlara sığdırmak zor olsa da, ortaya çıkan eser gelecekte neler yapılması gerektiği konusunda yaşanmışları anlatıyor. Eskişehirspor'un 40 yılını özetleyen kitap tam bir taraftar örgütlenmesiyle hayata geçti. Türk Futbol tarihinde örneği var mı bilmiyorum  ama ne kadar zor bir işi başardıklarını tahmin edersiniz.

Her şey Feti Gürler'in yıllar süren araştırmasını, daha önce Eskişehirspor üzerine başarılı bir çalışmaya imza atan Özgür Topyıldız'a tanıştırmasıyla başladı. Sonra dedikodu forum sayfalarında yayıldı; "Eskişehirspor'a 40. doğum gününde onu anlatan bir kitap hediye etmek ne güzel olurdu". Ve paralar toplanmaya başlandı. Bir kitap basmanın , hele ki bir yayınevinden bağımsız olarak bunu yapabilmenin zorluklarını , eser sahipleri daha iyi bilirler. Önce Feti Gürler'in tükenmez kalemle yazılmış kitabının bilgisayara aktarılması gerekiyordu. Bunun için 12 kişi gönüllü oldular ve gece gündüz demeden kitabı yazmaya başladılar. Kitabın yazımı bittiğinde tabloların yazımı ve kontrolleri vardı. Uzun bir süreçten sonra hepsi tek tek kontrol edildi ve basıma hazır hale

geldi. Bu arada basım için gerekli paralar da toplanmıştı. Boğazın Kırmızı Şimşekleri bu önemli projede büyük bir maddi katkı sağladı.

Bunun yanında adını buradan sayamayacağım kadar çok insan, 5 milyon ile 150 milyon arasında değişen rakamlarda katkı sağladılar. Ve kitap satışa çıktı. Tüm geliri ise geleceğin yeni nesillerini yetiştirmesi için Eskişehir Futbol Altyapı Derneği'ne bağışlanacak. Belki bir kelebeğin kanat çırpışı kadar etkisi var bu çalışmanın. Ama bütün kelebekler aynı anda kanat çırpınca neler olabileceğini hepimiz biliyoruz.

Geçmişte çok güzel günler yaşamış bir kulübün taraftarları, su anda adı konmamış  üçüncü ligde, hala onun başarısı için ellerinden geleni yapmaya çalışıyorlar. Taraftarlığın sadece tribünlerden takımları lehine bağırarak olmadığını gösteriyorlar. Onu o denli seviyorlar ki; bir zamanlar Avrupa Kupalarında mücadele eden  kulüplerinin, tribünlerinde tuvaleti bile olmayan mahalle takımlarıyla oynamasının acısını, kalplerinin ücra yerlerine  gömerek, gelecekte aynı başarıları yakalayabilmenin heyecanı ve umudu ile  uyanıyorlar her sabah. Ve ona doğum gününde onu anlatan bir kitap hediye ediyorlar.

Siz sevdiğinize en son ne hediye ettiniz doğum gününde? Eskişehirspor'un ve taraftarlarının en kısa sürede  Türk futbolundaki gerçek yerlerine dönmesi dileklerimle.