Udinese ilk ikiye giremese hiç rahatları kaçmazdı. Ama kaybediş şekilleri onları ligde de tökezletti. Beyzbol şapkalı, aykırı teknik direktör Cosmi için rahat bir sezon olmayacak.
GRUP D:
Önce Manchester'in biricik gözbebeği, kalbi Beckham'ı zorla koparttılar. Kulüp Amerikalı iş adamına satıldı. Taraftarın çabası, isyanı fayda etmedi. Ardından emektar Keane bir çırpıda uzaklaştırıldı. Üstelik yıllardır ona alternatif yaratma çabalarının, Alan Smith'i bu bölgeye kaydırma sefaletiyle devam etmesine rağmen. Manchester yenilenemedi, Ferguson da. Bu işin nerede biteceği merak konusu. Şampiyonlar Ligi'nde son maçta Benfica'ya boyun eğişleri bu sezonun süpriziydi. Ya hep ya hiç. Manchester gibi ağır bir takım, UEFA'ya gitmeyi cepte tutmayı asla düşünmezdi. Bu noktadan oraya dönmeyi kendine yediremezdi. O pozisyonu Lille'e bıraktılar. Villarreal ...................................

|
Şanslılar, hem de çok. Zira ilki yaşayan başka bir takım, Rangers ile eşleştiler.
Benfica, Miccoli'yi sakatlık yüzünden erken kaybetmesine rağmen istediğinden fazlasına ulaştı.
GRUP E:
En tanıdık, en bildik grup, aynı zamanda takımlara en sert mide sancılarını çektirendi. Otoriteler "ölüm grubu" yorumunu layık görmüştü. Ama onlar Milan hariç diğer 3 takımın 2.lik şansı olduğu için böyle ahkam kesebiliyordu. Milan herkesi utandırdı. Tüm planları bozu ve kendi işini son maça bıraktı.
Schalke Ragnick ile başladığı toparlanma sürecini devam ettirdi. Daha fazla Bundesliga'ya asılacaklarını düşünürken onlar Şampiyonlar Ligi'ne tutundular. Şaşırtıcı bir direnç ve soğukkanlılık gösterdiler.
Fenerbahçe ise 2. kez üst üste katıldığı kupada çetin cevizlere çattı. İyi başladılar, kalelerini bir türlü kapatamama ve kırmızı kartlı Alex'in 2 maç oynamamasının bedeli ağır oldu.
3-0 gibi moral bozucu bir Fenerbahçe deplasman mağlubiyetine rağmen PSV, mucizevi iki Milan maçında 4 puan toplayarak 2.liğe kuruldu (kimse Milan'ın kaçan pozisyonlarının hesabını tutamıyor, sonuç 0 gol!). Belki de bu mucize PSV için
|
|
|

geçen sezon hakettikleri finali kaybetmelerinin tesellisiydi. Milan ise o maçların acısını dramatik ve sarsıcı Liverpool finaliyle fazlasıyla ödemişti.
PSV, tıpkı geçen sezon gibi attığından fazlasını yiyerek üst tura çıkıp aykırılığını gösterdi. Kaka'nın "geçen sezonun süprizi tartışmasız PSV'dir" demesi boşa değil.
Hiddink farkı mı desek? Elinin değdiği her yerde tarihi bir sayfaya imza atıyor. Güney Kore'yi 2002 dünya kupasında 4. yaptı, PSV'ye 9 katılımında gruptan çıkardı, Avusturalya milli takımının Uruguay çıkmazını bitirip dünya kupası finallerine taşıdı... Doğaüstü bir kahraman adeta. Üstelik her sene en önemli isimlerini kaybetmesine rağmen PSV'yi kısa sürede takım haline dönüştürdü.
Milan da Manchester United gibi yenilenemedi. Sıkıcı, defansı yaşlı. Oyunlarına güzelliği katanlar Kaka, Sheva ve Cafu. Onlarsız seyretmek gerçekten zor. Bu sezon onlar için erken bitebilir.
|
GRUP F:
Raul iyileşiyor, Cicinho geldi, dertler bitecek! Kim demiş? Perez mi?! Real Madrid başkanı Perez'in "yolumuzu kaybettik" itirafı geç kalmış bir laf. Pek ders aldığını söyleyemeyeceğiz. Öğütüyorlar, hem teknik direktörleri hem de sportif direktörleri (Sacchi de gitti). Valdano ve Del Bosque'den beri huzurları yok. Lyon açılış maçında 3-0 gibi ezici bir maçla ilk yumruğu vurmuştu. Pek çok ve farklı Barcelona mağlubiyeti görmüştük, ama bu sezon Barnebau'da yaşananlar "ezilme" kelimesinin futbol anlatımı idi. Savunma göbeği bitik, orta sahasız, bol forvetli Real, formasının ve büyüklüğünün gücüyle gruptaki işini sıkıntıya sokmadı. Hala atak ve göze hoş gelen oyunu ellerinde saklı tutuyorlar. İkinci turda tek şansları karşılarında Arsenal olması.
Lyon ise üzerine kitap yazılması gereken bir kült olma yolunda. Hele o orta saha setleriyle mükemmel uyguladıkları, kanatları tam randıman kullandıkları, maç içinde sürekli yön değiştiren hücum anlayışlarıyla. Her sezon nereye nasıl birini almaları gerektiğini bilerek transfer yapıyorlar. Oyuncular takımla beraber değerini artırdı, büyüdü. Fransa'yı yönetiyorlar. Tek eksik şampiyonlar liginde final. Fazlasıyla hakettiler. Le Guen sonrası Houllier'in, o zevk veren hücuma dönük stillerini yaralayacağı endişesini taşıyorduk. Houllier şimdilik bizi utandırdı. Hatta söylendiği gibi belki onları, özellikle kontratakta kilitleyen takımlara karşı
|
|