Bir Önceki Sayfa
Hayatım Futbol / Ocak 2006   Hayatım Futbol / Ocak 2006
Bir Sonraki Sayfa

SON 16:
Bayern - Milan
Benfica - Liverpool
Real Madrid - Arsenal
PSV - Lyon
Chelsea - Barcelona
Rangers - Villarreal
Bremen - Juventus
Ajax - Internazionale

****

GRUP A:

Juventus Capello'lu ikinci sezonunda adetlerinden vazgeçmiş değil. Bu sefer 5 maçı 1-0 kazanmak gibi çatlatan bir seri yapmadılar. Tıpkı Liverpool-Chelsea grubu gibi ilk ikiyi görmek için sonuna kadar beklememiz gerekmeyen, sadece sıralamayı merak ettiğimiz gruplardandı. Juventus ilk uyarıyı,  geçen sezon grupta iki defa yendiği (1-0) Bayern'den deplasmandaki aşırı silik oyunu ile aldı (1-2). Hoş, neredeyse son 5 dakikada, tamamında uyudukları maçı çeviriyorlardı. Peki bu maçta Vieira'nın olmadığını eklesek, düşünceleriniz değişir mi? Kesinlikle değişmeli, zira Vieira sezonun tüm dünyada en isabetli transferi. Defansif orta sahaların en ofansif isimlerinden. Uyum süreci yaşamasına bile gerek yoktu. Moggi'nin "bir orta sahaya ihtiyacımız vardı ve orta karar 2 veya 3 kişiyi almaktansa direk en iyiyi, Vieira'yı transfer ettik. Emerson ile mükemmel bir ortaklık kurdular" diye özetlediği Juventus stili yıllardır işe yarıyor. 

Galibiyet Bayern için ise anlamlıydı. İtalyan takımlarıyla araları pek iyi değil. Kader onları bu sınavdan bir kere daha geçirecek. Büyük bir ironiyle, Juventus yine bir Alman (Werder Bremen), Bayern ise yine bir İtalyan (Milan) ile eşleşti.

Bayern'in 2 milyon avroya kaptığı Paraguay'lı 23 yaşındaki orta saha oyuncusu Dos Santos ise merakla bekleniyor.

GRUP B:

Herkesin içinde olmayı isteyebileceği gruplardandı. Arsenal'in Premiership'te sefasını sürerken Şampiyonlar Ligi'ndeki pısırık ve silik performansı, Henry'nin "maçlara tedirgin çıkıyoruz" diyeceği boyuta ulaşmıştı. Tüm futbolcular, ünvanları ve uluslararası başarıları ne olursa olsun psikolojik bir küçülmeye maruz kalmıştı. Bu grup işlerini kolaylaştırdı. Yine tatmin edici değillerdi, hele Thun deplasmanındaki 88. dakika

 

penaltısıyla gelen galibiyette oyundan çok hakem konuşuluyordu. Altyapıyı gelenekselleştirirken takıntı haline dönüştürmüş, ağız sulandıran gençlerine rağmen yavan ve kazanmaktan uzak Ajax da tam dişlerine göreydi. Thun'un yüreği hepsini sarstı, Sparta Prag'ı geride bırakıp UEFA'ya kaldılar.

Arsenal, herhalde bundan daha kötü bir Real Madrid'i bulamazdı. Real'in savunmasızlığının namı dünyayı aştı, ama Arsenal de bazen öyle isimleri geriye koyuyor ki hangisi daha büyük kabus, karar veremiyoruz. Hleb gibi farklı bir oyuncuyu kullanamıyorlar. Vieira'nın yeri de  doldurulacak gibi değil.

GRUP B:

Hiç kendimizi zorlamayalım. C grubunun özeti, Buldozer Barcelona'dır. Yeni yetme Udinese, savunmasıyla dayanması mümkün olmayan Werder ve çıta atlayamayan karma Pana. Hepsinin öyle veya böyle bu ağabeye boyun eğeceği malumdu. Pana, sadece dozu kaçan sertlik

ve şansıyla bir puanı koparabildi, Barca evinde acısını 5 golle çıkardı. Üzerilerine gölge düşüren Werder Bremen deplasmanındaki performanslarıydı. 2-0 kazandılar. Klose'siz Werder, ilk yarı net 5-6 pozisyon buldu. Barcelona'nın sorunu da bu. Gol sandıkları sürekli dolu, ama birgün bulduğu pozisyonları değerlendirecek sıkı bir rakiple eşleştiklerinde ne olacak? Real Madrid hariç, herkesin gol atabileceği bir takım. Neyse ki orta sahada savunmasına ihtiyaçları olacak Van Bommel iyileşti.

Real Madrid'in tüm yıldızları çatısında toplama çabası şımarıklık olarak değerlendirilirdi. Ama Barcelona'nın, Messi-Eto'o-Ronaldinho ile yaptığını hiçbir insanoğlu diğerine yapmaz. Messi'nin çalımları, rakibin en büyük kabusudur.

Bremen iki yıldır inanılmaz bir süprizle üst turu görüyor. Lyon'un ikinci turda, 10-2 gibi bir gol üstünlüğüyle onları dışarıda bırakışı aslında futbollarını tanımlamaya yeterli. Yalnız laf Werder'den açılmışken haketmediği bir değersizliğe itilen genç Paraguay'lı Valdez için hala hiçbir şey geç değil.