|
Geçen sezondan hesaplaşmaların ön plana çıktığı bir 2. tur izleyeceğiz. Haketmeden elendiği düşünülen iki kızgın takım, Lyon ve Barcelona, bu sefer PSV ve Chelsea'ye boyun eğmek istemiyor. Tüm bakışlar, spotlar, kameralar ise Barca-Chelsea masalının üzerinde olacak.
Ebru Köksaldı
"Hangi ülke olursa olsun ligi kazanmak için tüm sezon boyunca güçlü bir takım olmak zorundasınız. Şampiyonlar Ligi'ni kazanmak için güçlü olmalısınız, ama aynı zamanda şansın dokunuşuna!" Jose Mourinho.
16 Aralık günü kura çekim panosu "Chelsea-Barcelona" eşleşmesini gösterdiğinde futbol kamuoyu için artık diğer eşleşmelerin önemi kalmıyordu. Geçen sezon kullanılan "erken final" lafı, yine geçerli. Barcelona'nın hücum açlığı ile güzel futbol geleneği, onları çoğu izleyicinin
|
de favorisi yapıyor. Gelir gelmez Chelsea'yi başka bir boyuta taşıyan Mourinho ise defansif bir takım yarattığı gerekçesiyle lanetleniyor (tabi bir de çenesi yüzünden). Özellikle Premiership'te tekelleşmeye gittiği düşünülüyor. Neredeyse tribünlerdeki seyirci sayısındaki azalmanın sebebi de Mr. Ego! 2004-05'te Barcelona ile eşleşmelerine kadar 3 gol yiyen Chelsea'nın 2 maçta 4 golle tanışması kalıpların bu eşleşmede dar geldiğini gösteriyor. Ronaldinho'nun senenin en güzeli olan "popoyu salla ve vur" golü, efsanedir. |
|
|
|
Evet, Barcelona hala çok gol atıyor, üstelik Messi denen çalım canavarını da ilk 11'e alıştırdılar. Ama gol yememek konusunda bir şampiyonun olması gereken seviyede mi? Rakamlar az yediklerini gösterse de maç içerisinde verdikleri pozisyonları Chelsea, Juventus gibi takımlar cezalandırır.
Şampiyonlar Ligi'nin son iki sezonundaki genel tablosu ise finallerin az gol yiyenlerin krallığı olduğunu gösteriyor.
Lafı uzatmayıp gruplardaki vaziyeti kısaca değerlendirelim ve 2. tur elemelerinin tadına bakalım.
****
İlki yaşayan takımlardan Villarreal, Udinese ve Real Betis'i, büyük patronların huzurunu kaçıracak belalar diye listeme yazmıştım. Şahsım adına tek şaşırtıcı sonuç Real Betis'in sergilediği performans oldu. Elbette onların Chelsea ve Liverpool arasında, ilk iki şansı olduğu gibi ukalaca bir beklentim yoktu. Ama en azından bu takımlara karşı, İspanyol futbolunun iki yönlü oynama yeteneğine sahip güzel karakterini göstereceklerini tahmin ediyordum.
Sorunları şampiyonlar ligi'nin ağırlığı değildi, zira ligde feci bir dibe vuruş yaşıyorlar. Kadrolarına ve devamlılıklarına bakıp da aldıkları kötü sonuçlara akıl sır erdiremediğimiz takımlardan biri oldular.
|
Udinese ise ister aptallık deyin ister tecrübesizlik, ama bol miktarda klasik Alman balının kurbanıydı. Evlerinde oynadıkları son maçta bir beraberlik, tarihe geçme fırsatı yaratıp onları grupta ikinci yapacaktı. Barcelona acımadı, son dakikalarda baskısını iyice artırdı. Bir kaçtı, iki kaçtı ve sonunda attılar. 85. dakikada Udinese en büyük dersi aldı: evinizde oynuyor olsanız da, yedek ağırlıklı bir kadroyla endam etse de Barcelona gibi lider takıma karşı tüm maç yatarak skoru kilitleyemezsiniz. Yine de Udinese'nin İtalya futbolunda son dönemdeki farklılığı ve istikrarını buraya taşımış olması keyif verici. Ali Muntari, Iaquinta, Obodo, Barreto gibi oyuncuların sınır dışına taşması da.
Genel olarak gruplarda ilk ikiler süpriz değil. Manchester United'ın 10 yılı bulan kalıcılığının Portekiz sularında boğulması ise en şok edici olaydı. Her takımın bir yenilenme süreci vardır. Bunu görmekte ve yenilenmekte geç kalanlar kaybederler. Manchester gibi...
|
|