Bir Önceki Sayfa
Hayatım Futbol / Ocak 2006   Hayatım Futbol / Ocak 2006
Bir Sonraki Sayfa

2-0'lık yenilgi bizleri üzerken, İsviçreliler sokaklarda herhangi bir tura gerek duymadı! Alkol alıp etrafta 2-0 şeklinde bağıran birkaç kişi dışında, gerginliğe sebep olabilecek herhangi bir şey bile görmedim. Maç sonrası bir süre statta kaldık, çıkışta İsviçrelilerin arasından geçtik ama herhangi bir tacize maruz kalmadık.

O maç sonrası birçok tacize uğradığını söyleyen federasyon görevlileri vardı, ama onlarla hemen hemen aynı yerde maç izlememize, aynı kapıdan çıkmamıza rağmen ben en ufak bir tepki görmedim. Maçı seyrederken de etrafımızda taşkınlık yapan kimse olmadı. Hatta genelde sinema seyreder gibi maçı seyrederlerken, iki sıra arkamızda bir bayan ara sıra İsviçre tezahüratlarına eşlik etti. Buna karşın en fazla ses benim dahil olduğum gruptan çıktı herhalde.

Ben bizim grubun sol başında oturuyordum, yanımda 50-60 yaşlarında İsviçreli bir adam otururken, ağzı var dili yokmuş gibi ses çıkarmadan izledi maçı. İsviçre'nin gollerinden sonra bile çok az

tepki verdi ve bizim agresif tepkilerimize şaşırdı durdu. Yanında eşi vardı, o da arada bir bizim tepkilerimizi görüp bana şaşkın bir şekilde gülümsüyordu.

Özetlemek gerekirse, maç öncesi İstiklal Marşımız çalarken yapılan terbiyesizlik ve Volkan'a gösterilen tepki dışında maç genel olarak olumlu bir havada geçti. Kuzey taraftaki İsviçre seyircisi hariç tansiyon yükselmedi, ne oyuncularımız ne de taraftarlar rahatsız edildi. İnternetten okuduğum kadarıyla o gün statta olan diğer Türklerin de başına herhangi birşey gelmemişti. İsviçreliler galibiyetin keyfini çıkarırken, sadece bazı İsviçreli oyuncuların hareketleri tepki topladı.

Kadıköy'deki maç öncesi ise bütün bildiklerimizin unutulması ve başarı için her yolun mübah olduğu felsefesi benimsendi. Hepimizin bildiği gibi uçak iner inmez fosforlu yelekli görevliler dahil olmak üzere tepki gösterilmeye başlandı. İsviçre'deki olaylar abartılarak anlatıldı, bunu da kimse inkar edemez herhalde.

Dünya Kupası'na gitmek için gerekli bir yöntemdi belki de. Maçı Maraton alt tribünde seyrettim. İsviçre Marşı'na çok büyük tepki gösterildi, bunu şahsen yadırgamadım. Milli marş ıslıklama ilk defa yaşanan bir olay değil, birçok kez başka ülkelerin milli marşının ıslıklandığına şahit olduk, ama İsviçre'nin bir grup taraftarının ilk maç yaptıkları olmasa muhtemelen İsviçre'ye böyle ciddi tepki gösterilmeyecekti.

 

Maç da, takım da gergin ortama ayak uydurdu, Fatih Terim'in görüşleri konumuz değil ama futbolcuların agresifliği şaşırtıcı değildi.

Maç başlar başlamaz geriye düşmemize rağmen, grup maçlarında yenilmemiş İsviçre'nin baskı yiyince dağıldığını görmüş olduk. Futbolcular ve taraftarla rakibi boğmamıza rağmen 4-2'lik galibiyet yetmedi, maç biter bitmez patlayan olaylar hala bir sonuca bağlanmış değil.Fatih Terim'in 6 numara ve tekme uyarısını tam çözemedik. Kırılan kapı iddiaları, hastaneye kaldırılan İsviçreli oyuncular, çelmeler derken sadece Dünya Kupası biletini

kaybetmekle kalmadık, henüz sonuca bağlanmamış yaralar da aldık.

Alacağımız cezalar önemsiz olabilir, ama federasyonun kendi koyduğu kurallara olan bağlılığı ve "Lütfen" kampanyasına gösterdiği özen gözlerimizi yaşarttı. Bern ile Kadıköy'de yaşananları aynı kaba koymak mümkün değil. Sonuç olarak Dünya Kupası vizesi için kimisi gözlerini kararttı, ama başarı gelmeyince arada kaldılar. Bern'de ıslık terbiyesizliği dışında sıradan bir Turkcell Süper Lig karşılaşmasından fazla olay olmadı. Rakibi tahrik eden futbolcu modellerine de sanırım hepimiz alışığız. Bu olaylar kimisi için federasyon başkanını devirmek için fırsat da yaratmış olabilir.

Kadıköy'de maç sonrası asıl tepki görmesi gereken hakem değildi, ama ilk maçtaki hakemin atladığı net penaltı da Belçikalı hakeme yüklendi. Mehmet Özdilek'in istifası sonrası, en son Fenerbahçe resmi sitesinde yapılan açıklamalara göre Serkan Balcı'nın ortaya atılmasının ne sonuçlar doğuracağını göreceğiz.

Bütün 2 maçta yaşananlar dışında, gerçek olan tek şey oldukça değerli olan Dünya Kupası biletini alamamamız ve yaşanan olaylar yüzünden bazı kesimlerce hedef tahtası haline getirilmemiz. Kimi görevliler hatalarını kabul etmişler ancak bu hiçbir şey ifade etmiyor. Hala ilk maçtaki olayları abartıp Kadıköy'de yaşananları nispeten meşrulaştırma çabası var. Artık yaşananlardan ders alıp önümüze bakmaktan başka çaremiz yok.