Bir Önceki Sayfa
Hayatım Futbol / Ocak 2006   Hayatım Futbol / Ocak 2006
Bir Sonraki Sayfa
karar verilen ekole göre altyapı eğitimine tabi tutulmalıdır.

Bu uzun zaman isteyen bir süreçtir. Ama ancak o zaman başarıların altı dolu olabilir, bir kupa kazanılıp bir üçüncülük alındıktan sonra, bugün olduğu gibi futbol sahnesinden silinmeyiz.

Tabii ki işe girişirken sorunlarımızı doğru teşhis etmeliyiz. Bu satırların yazarına göre; futbolumuzun mevcut sorunlarından aşağıdaki ikisi, oynanan oyunun kalitesiyle yakından ilgilidir ve oldukça önemlidir. Bunların birincisi ekol sorunu, diğeri de altyapı yani kaliteli futbolcu yetiştirememe

sorunudur. Bu sorunların her ikisi de bir yılda aşılabilecek sorunlar değildir, ama kendi kendilerine de ortadan kalkmayacaklarını anlamamız ve kabul etmemiz gerekir. Bizim bir şeyler yapmamız şarttır.

İşte burada TFF yönetimi devreye girmeli, ve Türk futboluna bir ekol yerleştirebilmek için, örneğin Fransa'nın yaptığı gibi bir program dahilinde çalışma başlatmalıdır.

Bu aynı zamanda, kaliteli futbolcu yetiştirmek için gereken adımlardan da biri olacaktır. Ancak, çok uygun ekonomik ve demografik şartlara sahip olmasına rağmen, Türkiye'de çok kaliteli futbolculara sahip olamamamızın önemli bir başka sebebi de gereken rekabet ortamının sağlanamamasıdır.

Mevcut sistem ne yazık ki, ancak çok az sayıda genç futbolcunun doğal yetenekleriyle ortaya çıkmasını sağlayabilmektedir. Fakat bu şekilde parlayanlar da çok küçük bir yetenek havuzu oluşturdukları için, kısa süre içerisinde başarı peşinde koşan kulüpler tarafından paylaşılmaktadır.

Şampiyonluk peşindeki kulüplerimizin ve üzerlerinde kendilerine göre başarılı olma baskısı olan ancak profesyonel olmayan yönetimlerin yarattığı bu yüksek talebe karşın, oldukça düşük miktarda belirli düzeyin üstünde futbolcu arzı olması da, söz konusu Türk futbolcularının fiyatlarını inanılmaz boyutlara yükseltmektedir.

 

Sonuç olarak, aradan sıyrılan bazı futbolcular, kendilerine talip olan büyük kulüplerimizden Avrupa'nın en önemli ligleri ölçülerindeki üst düzey futbolculara yaklaşan paralar talep etmekte ve daha da kötüsü almaktadırlar. Çünkü arz-talep dengesi bu konuda kulüplere fazla şans tanımamaktadır.

Elbette bu durum, kulüplerimize ciddi bir ekonomik yük getirmekte ama daha vahim olanı; bu futbolcuların gelebilecekleri en iyi yere geldiklerini ve zaten çok yüksek paralar kazanmakta olduklarını bildiklerinden kendilerini geliştirme çabaların aynı şevkle sürdürmemeleri, hatta içlerinden bazılarının sürekli oynamamayı dahi dert etmemeleridir. Elbette bizler bu konuda Onları suçlayamayız. Çünkü nihayetinde Onlar profesyonel futbolcular. Kendilerinin ve ailelerinin geleceğini düşünerek para kazanmak zorundalar ve her biri buna göre karar veriyorlar.

Düşük rekabet ortamının futbolumuza etkileri

İnanılmaz bir yetenek var futbolumuzda. Adı Sergen Yalçın. Herkes Onun gerçek potansiyelini göstermediğinden yakınıyor ve istese nasıl büyük bir futbolcu olabileceğini söylüyor. Ama kimse Sergen'in neden böyle olduğu hakkında konuşmuyor. Onun Beşiktaş'tan ayrılıp rekor transfer ücretiyle İstanbulspor'a gittikten sonra, tüm fazla kilolarına rağmen Trabzon'a, bir sezon sonra oradan Fenerbahçe'ye, Fenerbahçe'den disiplinsizlik nedeniyle ayrılmak zorunda kaldıktan sonra Galatasaray'a ve oradan da tekrar, daha önce kapısından içeri giremeyeceği söylenilen Beşiktaş'a dönüşünden, her yerde krallar gibi karşılanılmasından, büyük paralar kazanmasından ve bu yaşında bu kilolarına rağmen hala el üstünde tutulmasından söz etmiyorlar.

Bütün bunlar birer gerçekken Sergen Yalçın neden kendisini zorlayıp daha fazla çalışsın ki? Zaten Türkiye standartlarında büyük paralar kazanıyor. Hatta, Avrupa'daki olağanüstü yıldızları bir kenara bırakırsak, iyi futbolcular kadar kazanıyordur Sergen. Ve kendisini zorlamaya gerek duymuyor. Çünkü ortada Onu ikame edebilecek kimse yok.

Sergen büyük bir yetenek tabi. Onu bir kenara koyalım ve sıradan futbolcularımıza da bakalım. Misal Trabzonlu Hüseyin, kulübünden 2 milyon YTL talep ediyormuş yeni sözleşmesi için. Hüseyin milli