satıldı. 1996 yılında Mısır ve Libya'dan okurlarıyla buluşması için bir teklif aldı. Tripoli'ye vardığında Kaddafi'nin kendisini görmek istediğini öğrendi. Bu basit bir karşılaşma değildi zira Kaddafi, "toplumdan dışlanmış, aşağı tabaka" birisi gibi görünür ve çölde yerini hiç kimsenin bilmediği bir çadırda yaşardı.
Buluşmanın gerçekleşeceği gün Socrates Kaddafi'nin özel uçağıyla alınarak başka bir şehre götürüldü. Çöle gitmek için yola çıkmaları akşamı bulmuştu ve Socrates aradaki zamanı otelde bekleyerek geçirmişti. Yolculukları Kaddafi'nin çadırının bulunduğu kampa ulaşınca son buldu. Bir saatlik görüşmenin ardından Kaddafi Socrates'e Brezilya başkanlığına aday olması yolunda telkinde bulundu ve hatta aday olması durumunda kampanyasına maddi destek sağlama sözü verdi. Orada geçenleri "Futboldan, politikadan, tarihten, duygulardan konuştuk. Kaddafi çok meraklı biri ve Brezilya'yı, Brezilya futbolunu çok seviyor ayıca Brezilya'nın politik durumuyla da yakından ilgili. Kendi hayal ettiği biçimiyle Brezilya'da bir yönetim biçimi oluşturmak istiyordu." diye anlatmıştı Socrates.
Doktor; tıpkı Brezilya'da soldan gelen teklifi reddettiği gibi Kaddafi'nin politikaya atılması için yaptığı teklifi de geri çevirmişti. Fakat, Brezilya Futbol Federasyonu başkanlığına daimi muhalif adaydı. Özellikle 2000 ve 2001'de, parlamentonun futboldaki çürümeyi tartıştığı bir dönemde, muhalif duruşu ön plana çıkmıştı.
|

Socrates, antrenörleri, menajerleri, kulübü kötü yöneten ve kulüp kasasındaki paraları boşaltan kulüp patronlarına karşı çıkabilen bir radikaldi. Sadece eleştirmekle kalmıyor, Brezilya futbolunun daha iyiye gitmesi için yeni çözüm önerileri de sunuyordu.
Socrates muhalif kişiliğinden dolayı hiçbir zaman Brezilya Futbol Federasyonu'na üye olamayacağını biliyordu zira federasyon üyeleri, hindilerin noele oy vermesi misali federasyon başkanlığı için oy kullanıyorlardı. Socrates bu uygulamaya karşı fikirler de geliştirmişti. Milli takım teknik direktörünün ülke genelinde yapılacak bir referandumla seçilmesini sağlayacak yeni bir sistem istiyordu. Bu sisteme göre, milli takım kötü bir dönemden geçiriyorsa, futbol federasyonu yeni bir teknik direktörle anlaşmadan önce sandık başına gidilip yeniden seçim yapılması gerekiyordu. Uygulanması zor olsa da Socrates'in bu fikri onun anti-otoriter ve katılımcılığı önemseyen fikirlerinin bir uzantısıydı.
|
|
 |
Son zamanlarda Socrates yaratıcılığını ortaya çıkararak, geçen yıl São Paulo'da oynayan "Futbol" müzikalinin metnine imzasını atmıştı. Bu müzikalde hayat futbol üzerinden anlamlandırılıyordu. Oyunda bir televizyon stüdyosunda, bir futbolcuyla röportaj yapılırken elektrikler kesiliyor ve futbolcunun eşinden, menajerden, gazeteciden ve hatta makyözden topluma gösterdikleri yüzlerini değil, topluma yansıtmadıkları yüzlerini göstermesi isteniyordu. Bu Socrates'in ilk tiyatro denemesi olmasına rağmen eleştirmenlerce bayağı ilgi görmüştü. Şarkı söylemeyi sevmesine ve hatta daha önce iki albümde şarkı sözlerinin yer almasına rağmen Socrates bu oyunun müziklerini yapmamış sadece diyalogları yazmıştı.
Socrates'le ilk defa 2001 yılında Futbol: Brezilya'nın yaşam biçimi ( Futebol: The Brezilian Way of Life ) kitabım için araştırma yaparken karşılaşmıştım. Kitap basıldıktan sonra yeniden konuşmuş ve ondan ikinci baskının önsözü için söz almıştım.Yazdığı önsöz beni derinden etkilemişti. Bu olaydan sonra, geçen sene Simon Clifford bana Brezilya Futbol Okullar zincirinin akademisi olarak düşündüğü Garforth için oynayacak bir Brezilyalı tanıyıp tanımadığımı sormuştu. Ben bu tarife uygun birini iyi tanıyordum ama ayağı onbeş yıldır topa değmiyordu.
Socrates mailime neredeyse hemen cevap yazmıştı. Clifford kendisi ve eşi için uçakta birinci sınıf iki koltuk ayarlarsa gelip futbol oynayacağını iletmişti.
|
Gelme sebebini "Yeni deneyimler her zaman ilgimi çekmiştir. İngiltere'nin kuzeyinde hiç bulunmamıştım ve Clifford'un projesi çok ilginçti" diyerek açıklamıştı. Bir ay sonra Leeds'de bir restoranda Sir Jimmy Saville'nin resminin altında oturuyorduk.
Brezilya'da Socrates düzinelerce futbol efsanelerinden yalnızca biriydi ama sadece o Garforth'a gelme cesaretini göstermişti. Buraya geldiğinde, medyadan futbolu bıraktığından beri görmediği ilgiyle karşılaşmıştı. O hala 1980'lerde hatırladığımız gibiydi: karışık sakalı, karizmatik gülümsemesi ve kibirli duruşu. Ama sürekli Marlboro içmesi ve
|
|