Bir Önceki Sayfa
Hayatım Futbol / Nisan 2005   Hayatım Futbol / Nisan 2005
Bir Sonraki Sayfa

Bu onun calcanbar lakabını almasının nedeniydi. Eşsiz topuk vuruşları nedeniyle de Pele, daha önce de Wladimir tarafından dile getirildiği gibi, onun için "Birçok futbolcunun yüzü dönük oynamasından daha iyi sırtı dönük oynar" demişti.

Wladimir onun için "dahi" sıfatını kullanıyordu. "Kondisyon eksikliğini, zekasıyla dengeliyordu. Devre aralarında her zaman sigarasından bir nefes alırdı. 1982 Dünya Kupası'nda bundan kaçınmıştı ama Corinthians'ta oynarken devre arasında sigara içmesi normal karşılanır olmuştu. Sigaranın kendisi için zararlı olduğunu biliyordu ama her şeyi her zaman bildiği gibi yapardı." Bir şampiyonluk maçı arifesinde, futbolcuların odalarına inzivaya çekilip dinlenmelerinin beklendiği bir zamanda, takım arkadaşlarına akşam yemeği partisi vermişti. "Ben bu partiye gitmemiştim ama birçok takım arkadaşım gitmişti ve yine de biz şampiyonluğu almıştık."

Socrates'i diğer Brezilyalı hatta belki de dünyadaki tüm futbolculardan ayıran onun saha dışındaki yaşantısıydı. Yunanlı adaşı gibi Socrates'te hem sporda hem da siyasi arenada çok iyi bir hatipti. Onun bu ilgisi eski çağ filozoflarını okumayı çok seven ve çocuklarına Socrates, Plato, Sostenes ve Sofacles adlarını veren babasıyla başlamıştı. Çocuklar edebi ve politik tartışmaların yaşandığı bir ortamda büyümüştü. Sporcu olma hayallerini gerçekleştirmek yerine Socrates orta sınıfa mensup olanlara has hayallerle

okuldan sonra Ribeirao Preto'daki tıp fakültesine gitmişti. Sao Paulo eyaletinin üst taraflarında yer alan ve eyaletin en büyük ve en müreffeh şehirlerinden biri olan Sao Paulo, birasıyla ünlüydü.

Ders çalışmadığı zamanlarda futbol oynuyordu ama öğrenci olması diğerleri kadar antrenman yapmasına engel oluyordu. Bu nedenle kısıtlı enerjisini iyi kullanabilmek için, kondisyondan ziyade yaratıcılığa dayanana bir oyun stili geliştirmişti. Bunu;"Gereksinimden dolayı oyunum böyle gelişti. Birincisi, ben heyecanlıyım ve her zaman yeni deneyimler yaşamak isterim; ikincisi zor beni çeker. Ben hem tıp okuyan hem de futbol oynayan biri olarak diğerlerinden daha yaratıcı olmak zorundaydım." diye açıklıyordu. Yeteneği Botafogo'daki yerel takımda oynamak için yeterliydi (Rio de Janerio'daki ünlü Botafogo ile karıştırılmamalı) ve henüz ilk gençlik

yıllarında bu takımla sözleşme imzalamıştı.

Buradaki dördüncü yılında yani 1976'da, Socrates Sao Paulo eyalet şampiyonasında gol kralı olmuştu. Bu başarısı kaçınılmaz olarak, onun yerel bir takımdan, eyaletin dört büyük takımından birine transfer olmasını sağlayacaktı. O, en çok taraftara sahip olan ve "büyük takım" olarak anılan Corintihans'ı seçmişti. Bu takım aynı zamanda işçi sınıfından en çok taraftarı olan kulüptü. Bu bilinçli yapılmış bir tercihti.

Küçükken sıkı bir Santos taraftarı olmasına rağmen, yeni evine çok çabuk uyum sağladı ve takımının kalbi durumuna geldi. Buradaki altı yıllık futbol yaşantısında, üç eyalet şampiyonluğunun alınmasının baş mimarıydı. Bugün bile kulüpte en çok sevilen futbolcuların arasında adı anılmaktadır. Corintihans'ta oynarken diğer Brezilyalılara benzemeyen gol sevinci gibi, stilinin farklı yönlerini sunmak için sayısız fırsat bulmuştu. Gol attıktan sonra sahada gülümseyerek tur atmak yerine(İtalya-Brezilya maçındaki Falcao'yu hatırlayın) yumruklarını sıkarak ellerini havaya kaldırırdı. Bu hareket spordan ziyade politik bir harekete benziyordu ama zaten Socrates'in hayatında siyaset ve spor iç içeydi.

1964'te Brezilya'da sağcıların askeri darbesi yaşandığı zaman Socrates on yaşındaydı ve babasının, kütüphanesinde Rus Devrimi ile ilgili bir kitabı yaktığını hatırlıyordu. Bu olay genç Brezilyalının aklından hiç çıkmamıştı ve otorite karşıtı

düşüncelerinin tohumları işte bu olay neticesinde atılmıştı. "Kitabın ne olduğunu bile bilmiyordum, kitabın Rus Devrimi'yle ilgili olduğundan bile şüpheliydim ama beni vuran şey babamın kitabı yakmasıydı, bu olay beni şoke etmişti."

Üniversitede, genç Brezilyalı çoğu hocasının baskılardan dolayı saklandıklarını görmüş ve bu olay onu politikaya daha da yakınlaştırmıştı. Oynadığı takımın(Corintihans'ın) büyük kitleler tarafından desteklenmesi; fikirlerini pratiğe dökmesi için mükemmel bir ortama sahip olmasını sağlamıştı.

Ülkedeki futbolun seyri, siyasi yapıyla doğrudan ilgiliydi. Kulüp patronları kulüplerini küçük diktatörler gibi yönetiyor, kulüpleri kendi çıkarları doğrultusunda kullanıyorlardı. Oyuncuların çok az hakkı vardı ve oyuncular efendinin kölesini hor görmesine benzer bir muamele görüyorlardı. Birçok oyuncu sadece okur-yazardı ve gidişatı kabul etmişlerdi çünkü tek bildikleri yol buydu. Bu ortamda Socrates, Wladimir'le birlikte kulüp hiyerarşisine karşı koydu, Corintihans Demokrasisi adı altında futbolcuları birleştirdi. Bu hareketiyle sanki Yunan tarihine bir gönderme yapıyordu. Hareketin amacı, futbolcuları ilgilendiren kararlarda söz sahibi olmaktı. Buna göre her karar kurulan komitede oylanmalıydı. İçinde bulundukları bu durumu "Ülke baskı altındaydı, biz insanlara kendi küçük gruplarında, toplumda söz sahibi olmanın önemini anlattık"diye açıklamıştı Wladimir.