 |
Simon Clifford'un Garforth Town projesinin ilk flaş transferi Socrates oldu. Doktor sahalara geri döndü ve Clifford'la birlikte gençleri futbola kazandırmak için önce kendisi sahaya döndü. FourFourTwo dergisinde yayınlanan Socrates konulu makaleyi sizler için çevirdik.
Alex Bellos - Çeviren : Merve Kolşen |
2004 kasımının bir cuma günü, üç adam Leeds şehir merkezindeki bir İtalyan restoranında sigaralarını tüttürerek dinleniyorlardı. Restoranın duvarlarında devamlı müşterilerin, bazı yerel futbolcuların ve biraz düzensiz dursa da Sir Jimmy Saville'nin resmi vardı.
Bu çevrede bu simalar ünlü sayılırlardı fakat o akşam şehir, bu simalardan çok daha ünlü birini konuk ediyordu. Futbolda olabilecek en büyük sürprizlerden biri gerçekleşmiş ve Socrates, Güney Amerika'dan, hiçbir ligde mücadele etmeyen Garforth Town takımıyla
|
sözleşme imzalamaya gelmişti. Anlaşmayı imzalarken sigara kullananların yaptığı gibi kesik kahkahalar atarak "Benim yaşımdaki birine kim böyle bir teklif yapardı?" diye sormuş ve cevabını yine kendisi vererek "Sadece ben ve Stanley Matthews" demişti. Yaklaşık bir ay süren spekülasyonlardan sonra, iki dünya kupasında Brezilya milli takımına kaptanlık yapan Socrates, on beş yıl aradan sonra ilk defa Tadcaster Albion karşısında yeniden forma giymişti.
Socrates maça yedek kulübesinde başlamıştı ve yanında yeni patronu,
|
|
|
 |
büyük futbol müteşebbisi Simon Clifford oturuyordu. Clifford; Socrates'e takım arkadaşlarının arasında öğretmen, elektrikçi, öğrenci, işsizler ve tezgahtarların bulunduğunu söylemeden önce "Sen bu takımın doktorusun" demişti. Clifford şaka yapmıyordu zira Brezilyalılar için Socrates "doktor"du. Bu lakabı almasının sebebi, profesyonel futbol yaşantısı başladığında Socrates'in tıp fakültesi öğrencisi olmasıydı.Futbol nedeniyle ara verdiği öğrenimine 1990 yılında aktif futbol yaşantısına noktayı koyunca devam etmiş ve diplomasını almıştı. Doktorluğun yanında, piyes yazarlığı, antrenörlük, işadamlığı, siyaset, müzisyenlik, köşe yazarlığı gibi sayısız işe imza atmıştı. Yeni şeyler keşfetmenin heyecanı ve bilinmez olanın çekiciliğiydi onun hayatına yön veren ve yine bu duyguyla Kuzey eyaletindeki doğu ligine rotasını çevirmişti.
Socrates Brasileiro Sampaio de Souza Viera de Oliveira şöhretinin zirvesine Brezilya milli takımına kaptanlık yaptığı sıralarda ulaşmıştı. Kaptanlığını yaptığı takım dünya kupasını müzesine götürememişti ama futbolseverlerin ortak hafızasına, 1982 İspanya Dünya Kupası, Socrates'in kaptanlığındaki Brezilya'nın müthiş oyunuyla kazınmıştı.
Socrates'in dünya vitrinine çıkması dünya kupası açılış maçında Brezilya'nın SSCB ile karşılaşmasıyla olmuştu. Brezilya 1-0 yenik durumdayken, Socrates sol kanatta topla buluşmuş, ceza sahasına girip iki defans oyuncusunu geçtikten sonra
|
yıldırım gibi şutunu Rus kalesine göndermiş ve takımının beraberlik golüne adını yazdırmıştı. Bu dramatik ve akıl dolu gol Brezilya futboluna hayran yeni bir jenerasyonun oluşmasında önemli rol oynamıştı.
Orta sahada Socrates'in yanında; yetenek, stil ve tecrübeleriyle Brezilya futbolunun en iyi ikililerinden Zico ve Falcao oynuyordu. Bu takım 1982'de İtalya'ya elenmesine rağmen oynadıkları oyunla 1994 ve 2002 şampiyonluklarından bile daha fazla saygı uyandırmıştı. "Dünyayı dolaştıkça fark ettim ki 1982 takımı gerçek bir takımdı." demişti Socrates ve zaten o tarihten sonra sadece bir kez İtalya yenilgisi görmüştü.
En başından beri Socrates farklı bir futbolcuydu. Uzun boyu, cüssesi, bohemler gibi bıraktığı sakalı, dağınık saçlarıyla dışarıdan bakıldığında bile farklıydı. Sadece görüntüsünün futbolcudan ziyade filozofa benzemesi değildi farkı, ismi de bir filozofunkiyle aynıydı. İşin ilginç yanı, büyük futbolcuların hemen hepsinin lakaplarıyla anıldığı bir ülkede; sadece Socrates kendi ismini kullanıyordu.
Socrates sahada uzun süre varlık gösteremezdi ama sonra yaptığı "kutsal" vuruşla maçı kazandırmasını bilirdi. Bu onun oyun biçimiydi. Bira ve sigaraya olan düşkünlüğü nedeniyle, maç sırasında diğer futbolcular gibi sahanın her yerinde değildi. Bunun yerine çabukluğu ve kurnazlığıyla rakibin ayağından topu alırdı.
|
|