ilan edilmişken kulüp takımları açısından durum yine değişmemişti. Üstelik şubat ayına kalan takım sayısı bire düşmüştü (Gençlerbirliği).
Günümüze geldiğimizde ise Avrupa'da kalan son temsilcimiz, lig şampiyonumuz bir süre önce İspanya'nın orta sıra takımlarından Real Zaragoza'ya elenerek Avrupa hedefini önümüzdeki yıllara bıraktı. Çok değil 3 sene içinde bir anda tepe noktasından hızla düşüşe geçen Türk Kulüp Takımlarının Avrupa'daki performansının arkasında yatan nedenler acaba neler? Olayı basit bir anlayışla ele alıp Türk Futbolu'nu 4-5 yılda parlayan ve 2-3 yılda sönen ufak bir kıvılcım olarak mı incelemeliyiz ya da Türk Futbolu hiç yerinden kıpırdamadı da bazı isimlerin üstün başarıları ve şansın da yardımıyla mı gelecekte hiç elde edilemeyecek başarılar elde etti? Yoksa Türk Futbolu hala çok iyi bir yerde ve bunun değerini bilemiyor muyuz? Biraz konuşalım...
Açıkçası bu yükseliş dönemi öncesinde Türk Futbolu'nun Avrupa sahnesindeki hali pek iç açıcı değildi...Kulüp takımları seviyesinde elde ettiğimiz en büyük başarı Göztepe'nin o zamanki adıyla Fuar Şehirleri Kupası'nda 1969 yılında oynadığı çeyrek finaldi ve milli takım seviyesinde 1954 dünya Kupası dışında hiçbir uluslar arası turnuvaya katılamamıştık. Ancak 1984 yılında Alman Teknik Direktör Jupp Derwall'in Galatasaray'da başlattığı yeniden yapılanma dönemi Türk Futbolunda yepyeni bir sayfa açtı. Derwall'in