Bir Önceki Sayfa
Hayatım Futbol / Nisan 2005   Hayatım Futbol / Nisan 2005
Bir Sonraki Sayfa

Sportif olarak Dortmund finansal konumundan çok daha iyi durumda olmasa da küme düşme tehlikesi yaşamıyor. Aslında bu kadro ile şampiyonluğa oynaması bile gerekirken, gelecek sene için ancak UEFA kupası vizesini zorlayabilirler. Bunu yapmaları da şart, çünkü Avrupa'dan gelecek ekstra paralar takımın geleceği için çok çok önemli.

Arminia Bielefeld, küme düşme savaşı verecek takım olarak gösteriliyordu, ama sürpriz bir şekilde ligin bitimine 8 maç kala ligde kalmayı büyük olasılıkla garantilediler. Başarılı sayılacak bir sezonda, Bielefeld'in daha çok parasal sorunları var ve elindeki en iyi oyuncularını satmak zorunda kaldılar. Alman Milli oyuncu Owomoyela'yı Bremen, Arnavut milli oyuncu Skela'yı K'lautern kaptı. Romen Milli Raducanu da kiralık geldiği Espanyol'a geri döndü. Gol krallığında ikinci sıradaki Güney Afrikalı Buckley de büyük ihtimalle takımdan ayrılacak isimlerden birisi olacak.

Mainz, ilk defa yer aldığı Bundesliga'ya büyük bir renk ve hareketlilik getirdi. Oynadıkları ofansif oyunları ile seyircileri mest etseler de, bir ara üçüncülüğe kadar yükseldikleri Bundesliga'nın soğuk rüzgarlarını yavaş yavaş hissetmeye başladılar. Son maçlarındaki 2-1'lik Schalke galibiyeti ile ligin liderini değiştirmiş olsaşar da, küme düşme hattına olan 8 puan farkı dikkatle korumak zorundalar.

Bir Mintal'in varsa 1.lige çıkabilirsin ve orada kalabilirsin, yoksa çıkamazsın çıkarsan da düşersin. Nürnberg ile Mintal arasındaki ilişkiyi bu şekilde değerlendirebiliriz. Slovak liginde Zilina ile 2001/02 ve 2002/03 yıllarında gol kralı olan 77 doğumlu Mintal geçen sene Nürnberg ile ikinci ligde de gol kralı oldu, bu sene Bundesligada 21 gol ile açık ara önde ve büyük ihtimalle yine gol kralı olacak. Slovakya'da 187 maçta 76 gol atmış. Almanyada ise 57 maçta şimdiye kadar 39 gol kaydetti. 100 bin Euro karşılığında Nürnberg'e gelen Mintal'ı bakalım hangi avcı kaç milyona kapacak.

M'Gladbach'ın başarıları çok mazide kalmış olsa da Almanya'da hala en çok sevilen takımların başını çekiyorlar. Öyle ki 48 defa Almanya milli formasını giymiş Oliver Neuville bu takıma gelmeden önce yaptığı 'Almanyada beni cezb eden bir iki takımdan birisi M'Gladbach'tır' açıklaması bunun bir göstergesi. Neuville'in forvetteki partneri ise devre arasında Lyon ile iplerini koparan Bundesliga'nın gelmiş geçmiş en başarılı yabancılarından Brezilyalı G.Elber. Portekiz 2004'in yıldızlarından olan Marek Heinz ise çok mutlu olmadığı gerekçesiyle Sparta Prag'a kiralık olarak gitti.

İşte sizlere bir başka tipik Almanya örneği: İki sene önce Bundesliga'ya çıkan, geçen sene harika bir sezon geçirip uzun süre CL adayı olup sonunda UEFA için vize alabilen Bochum bu sene büyük ihtimalle küme düşecek. 26.haftada ilk defa antrenör P.Neururer'in istifa etmesini istedi seyirci, ama 5-1'lık Wolfsburg galibiyeti sonrası bu sesler şimdilik duruldu. Ligin bu seneki en büyük hayal kırıklığı onlar ve en azından geçen seneki başarının bir benzeri beklentisi

içindeyken küme düşecek olmak acı verici olsa gerek.

Eski Doğu Almanya'nın tek temsilcisi Hansa Rostock da büyük ihtimalle küme düşecek. 9.uncu hafta ve 23.hafta arasında ki 15 maçlık galibiyetsizlik serisi takımın ikinci lige yol almasında önemli bir rol oynadı. Bu arada antrenör değişikliğine de gidilse pek faydalı olunamadı. Litmanen ve İsveçli Allbäck öne çıkan isimler.

Volker Finke, Bundesliga'da en uzun süre bir takımın başında olan antrenörlerden biri. Freiburg'u 1991 yılında sıradan bir ikinci lig takımı olarak aldığında kimse, bu takımın birinci lige çıkıp iki defa UEFA kupasına katılacağını düşünmüyordu açıkçası. Bu arada 3 defa ikinci lige düşüp hemen akabinde Bundesliga'ya geri dönüş yapmış hikayeleriyle bir asansör takımı olarak da adlandırabiliriz Freiburg'u. Tipik bir Bundesliga hikayesi daha anlayacağınız. Volker Finke ve Freiburg'u 1 sezon sonra büyük ihtimalle Bundesliga'da tekrar göreceğimizi tahmin edebiliriz.