Bir Önceki Sayfa
Hayatım Futbol / Nisan 2005   Hayatım Futbol / Nisan 2005
Bir Sonraki Sayfa
Eski Milli Futbolcu İsfendiyar Milli'den
futbol gündemine bakış

İki üç tane gençten çocuk geldi bizim eve. Hanım onlara sütlü kahve yaptı, içtik falan. Derken konu konuyu açtı. Gençlerden zayıf olanı;

-İsfendiyar abi biz bir dergi çıkarıcaz, bizim dergide yazarmısın dedi.

Şimdi ben bahçe işlerine meraklı olduğum için nebat konusunda bir dergi sandım. Çocuklardan başka bir tanesi;

-Yok abi futbol konusunda dergi çıkarıcaz, dedi.

"Yahu ben koskoca isfendiyar ki bu sporun ilmini yapmışım. Ben

yazmayacağım, ben bilgilendirmeyeceğim de kim bilgilendirecek bu gençleri." Dedim kendi kendime.

-Tamam gençler dedim.

İşte Hayatım Futbol mecmuasinda yazmaya başlamamın öyküsü böyle başladı sevgili okurlar. Aslında daha uzundu konuştuklarımız ama ben sizler için bir özet geçtim. Yoksa, içlerinden biri uzun olanı;

-Abi sen yazarsın biz senin yazdıklarını editörden geçiririz. dedi. Ben de;

-Evladım, editörden geçirmek nedir?

dedim. Turuncu kazaklı esmer olan;

-Abi, yani düzeltiriz, dedi. Ben de sinirlerime hakim olarak;

-Ulan yani evladım sen kim İsfendiyar'ın yazdıklarını düzeltmek kim.
dedim, uygun bir lisanla.

Şimdi isterseniz bu ayki konumuza geçelim. Bu ay futbolumuza genel bir bakışla göz gezdiricez.

Şimdi Fenerbahçe'den başlamak gerekirse, Serkan çok top kaybediyor. Ama Daum Serkan'ı oynatmayınca da bende "Serkan gibi adam nasıl oynatılmaz" gibi bir his doğuyor. Ben geçen akşam bunları düşündüm Arnavutluk maçında. Serkan saçları bir güzel kestirmiş adama benzemiş tip olarak.

Fener'e Anelka geldi. Ben bu topçuyu çok yakın takip ettim. Buna antremanda yumurta şakası falan yaptılar, sempatik bir çocuk. Bence Anelka-Pierre-Alex bi de obur Brezilya'lı çocuk adını unuttum bir arada oynayamazlar.

Ne bileyim belki de oynarlar bilemeyiz ama bana sorarsanız oynayamazlar. Sebebi de şöyle oluyor. Anelka yapı itibarıyla arap, Alex de epey bir arap diyebiliriz. Pierre desen o hepten arap. Öbür Brezila'lı deseniz ki ha adı da Nobre'dir. Şimdi araya kısa bir anekdot koyayım ki aklıma Nobre nerden geldi anlayın.

Birgün televizyondan Fenerin maçını seyrediyorum, tribunler Nobre Nobre Nobre diye bağırdılar şarkılı türkülü. Hah dedim ben bu adamın adını unutmam, çünkü bu türkü bizim düğünde çalmıştı. Ben de çok içip oynamıştım yere düşmüştüm sendeleyip. Bizim enişte senelerce dalga geçmişti benle bu hususta. Ordan anımsadım Nobreyi. Hah onu diyordum bunlar külliyen araplar. Bu kadar arap bir arada oynamaz arkadaş. Oynar diyen gelsin tartışalım.

Fener bu sene güzel oynuyor ne bileyim seyir zevki falan pek yok. Ben ne anladım böyle futboldan. Eyy Daum efendi, şu takıma adam gibi top oynatta dekodera verdiğimiz para heba olmasın.

Galatasaray'da bu sene Necati diye bir çocuk var bu çocuğu ben yakın takip ederim. Geçlerbirliğinde oynardı bu çocuk ama o zaman uzun saçlı değildi ama çekikliği vardı gözlerinde. Güzel topçu bana kalırsa. Orta saha desen, cimbomda bir Fransız var o da iyi topçu. Bunlar Zidan'la falan iyi anlaşırdı Fransiz milli takımında. Kariyerli adam ama biraz psikopat tipi var. Bizim manyak Bülent vardı amatörde. O da böyle psikopat tipliydi. Tırsardı rakipler. Ribery'de o hesap.

Hagi bence oyunu okuyor, güzel değişikler yapıyor. Mesela bir Ayhan'ı alıyor oyuna. Ben kendi adıma Hagi'den memnunum ama Canaydın'dan özür dilese daha şık olurdu kanımca. Büyüğe saygı