Bir Önceki Sayfa
Hayatım Futbol / Nisan 2005   Hayatım Futbol / Nisan 2005
Bir Sonraki Sayfa

Camp Nou tribünleri 95 bin Katalan ile takımını selamlıyor. 86 ülkeden canlı yayının yapıldığı dev maçta açılan bu pankart, onların cesaretinin, inadının, inancının ve kararlılığının sembolü. Barcelona onlar için bir takımdan çok çok öte..

Haluk Karahan

Sözün pek çok yan anlamı var aslında. Birisi politik ve bölgesel ayrımcılıkla ilişkili. Bir diğeri belki ırkçılık diye düşünülebilir. 6 milyon Katalan'ın kendilerinin İspanyol olmadıklarını gösteriyor dünyaya bir anlamda. Ama en derin anlamı futbol üzerine işlenmiş olsa gerek. "Biz mücadelenin, özgürlüğün simgesiyiz; onlar sadece Franco'nun sıradan çocukları" diye özetliyor bir Barcelona taraftarı bunu. Tek ses, tek yürek, muhteşem atmosfer ve dünyanın sayılı derbilerinden birinde tek bir ruh var o stadın koltuklarında. Futbolun ötesinde bir bağlılıkla takımını destekleyen onbinler, bir futbol ziyafetinin daha, baş mimarları arasında.

Gece 12'ye doğru iniyorum Sants istasyonuna. Son seferi yakalamak adına yapılan koşuşturma arasında, ilk yardımı yine Barça şapkalı bir Katalan'dan alıyorum metroya ulaşmak için. Her şey öylesine hızlı ki. Şehirdeki koşuşturmaya

ayak uydurmak için büyük şehirlerde yaşamaya alışık olmanız gerekiyor.

SOKAKLARDAKİ KATALAN RUHU

Gün ışıldarken yıkanan dar sokaklardan birindeki otel odamda uyanıp ilk kez şehri gündüz gözüyle görmeye başlıyorum. Sokaklar geceden kalma ıslaklığını henüz atamamış. Sarı-kırmızı çubuklu bayraklar asılı sağda solda. Sanki milli bayrammışçasına doldurmuşlar her yanı.

Gün boyu etrafta gördüğünüz insanların büyük kesimi turist. Bu kadar tarih kokan ama böylesine modern çok az yer vardır herhalde diye düşünüyor insan. Futbola sevdalı olunca bir diğer önemli unsur daha dikkati çekiyor ister istemez; Barcelona formalı ve şapkalı dolaşan insanlar. Şehirdeki Katalan ruhu sadece sokak tabelaları ve günlük konuşma dilinden

 
ibaret değil. Barcelona kulübü bu ruhu temsil eden en önemli sembol onlar için. Ve onlar da kulübü baş tacı etmişler seslerini daha gür duyurmak adına.

Tarihte Barcelona Kontluğu etrafında birleşen bu ulusun bağımsızlık mücadelesi, her zaman için Madrid hanedanlığına ait bireylerle yapılan evlilikler, birleşmeler ve mücadelelerin tehditi altında olmuş. İspanya'da yarı özerk bir bölge olarak şu anki durumuna gelene kadar da güç ve zenginliğin karşısında zayıflık ve çaresizlik, ayaklanmalar ve başkaldırılar ön plandaymış. Franco'nun ölümüne kadar yasaklanan pek çok şey artık biraz daha serbest. Günümüzde verilen mücadele ise eskisi kadar şiddetli değil. Hoş tabi, zayıf ve çaresizlik artık yok ama o günlerle

bugünler arasındaki benzerlikler de sürüyor. Güçlü ve zengin Madrid'e karşı bir başkaldırış var. Ama daha çok yeşil sahalarda...

OLİMPİYAT, ŞEHRİ YENİLİYOR

Zaman içerisinde yönetimler de değişim göstererek 90'lı yıllara gelindiğinde şehir spor ve futbol adına önemli bir evrim geçirme şansı yakaladı. 1992 Olimpiyat Oyunları için yapılan değişiklikler çerçevesinde Montjuic tepesi tam bir olimpiyat parkına çevrilirken, sahil kesimi, yollar, bağlantılar ve çevre düzenlemesiyle şehir adeta yeniden yaratıldı. Hal böyle olunca, görülecek onca görsel mirasın arasına tabii ki Camp Nou ve Montjuic tepesi de katılıyordu.