Bir Önceki Sayfa
Hayatım Futbol / Nisan 2005   Hayatım Futbol / Nisan 2005
Bir Sonraki Sayfa
Futbolun merkeziyle arada dev bir okyanus olsa da o büyülü oyunun tadını almış insanlar için mesafe çok da önemli değil. Teknolojinin nimetlerinden en çok faydalananlar belki de Amerika'daki futbolseverler. Zamanlar konusunda yapacağımız bir şey olmasa da en azından aşığı olduğumuz renkleri anında takip etmek artık daha rahat.

Burak Uzun
2002 Dünya Kupasını Türkiye'de takip edip, bir ay boyunca günün erken saatlerinde televizyon başına geçen futbol tutkunları. İşte o saatler yeni dünyadaki Türk futbolseverlerin sezon boyunca ekran başında olduğu anlardır. Sizin 19:00'da izlediğiniz bir maç için batı yakasındaki taraftarlar sabah 9'da, doğu yakasındakiler 12'de televiyon karşısına geçer. Evinde Türk kanalları olan şanslılardan değilseniz, ya bir arkadaşınızın kapısını çalarsınız, ya da maçları toplu halde gösteren bir yerin yolunu tutarsınız.
Evinizdeki çanak anten ve receiver yangında ilk kurtarılacak kadar değerlidir. Yeni bir yere taşınacaksanız mutfak, banyo değil, yaklaşık 1 metre çapındaki çanağı koyacağınız balkonun, bahçenin hangi yöne baktığı önemlidir.

Türkiye liginin dünyanın öbür ucuna ulaşmasının 7-8 senelik bir geçmişi var. Öncesindeki bir kaç yıllık dönem de enteresandır. Televizyon yayını yok. Maçları Türkiye'de kaydedip uçağa veriyorlar. Sonra o maçlar buradaki

videoların gösterebileceği formatta çoğaltılıp büyük şehirlerde bile tek tük olan videoculara dağıtılıyor. O videocular da yakınlarındaki müşterilere elden, uzaktakilere postayla bu yayınları ulaştırıyorlar. Hafta sonu oynanmış maç Salı-Çarşamba günü elinizde oluyor. Alın size maç keyfi.

Bir de işin canlı skor takip etme kısmı var. İnternetin Türkiye'de üniversitelerle sınırlı olduğu, bugünkü kadar yaygın olmadığı dönemler. Türk radyoları internetten dinlenemiyor. Telefonla dakika skor almak güzel ama pahalı bir yöntem. Maç skoru bekleyen futbolseverleri bir araya getiren taraftar siteleri var.

Maçları canlı dinleyen ya da izleyen bir hayırsever taraftar canlı olarak yazarak diğerlerine aktarıyor. "Dakika 15. Karşılıklı ataklar" gibi mesajlarla maçın gidişatı hakkında bilgi veriliyor. Tutulan takım gol attı mı, "Gooooooooooooooool" diye yazarak bağırılıp monitör başındaki diğer taraftarlar coşturuluyor. Kimi zamanda maçlar bir chat odasından aktarılıyor. Bu sefer sadece maçı anlatan hayırsever değil herkes yazabiliyor bir şeyler. Tam bir kaos. Gol atıldığında "Gooooooooooooool" mesajları yağmaya başlıyor.

Bir de bu kadar çok gol mesajını, gol yağmuru başladı diye yorumlayan biri olur hep: "İkinci golü mü attık?". Tecrübeli taraftar yol gösterir:"Yok renktaş, ilk gole seviniyoruz daha. Ama eli kulağında şimdi atarız.".

İnternetten maç takip etmek eskisi kadar alternatifsiz değil artık ama bilgisayar başında gol beklemenin de anlaşılmaz bir zevki var. Özellikle yeni dünyada mesai saatine gelen Cuma günü maçlarını çok sayıda taraftar hala internetten takip eder.

Bugün çok yaygınlaşan ve çok etkili hale gelen taraftar sitelerinin neredeyse tamamının çıkışı iste böyle oldu. Bu taraftar sitelerinin kurucularının yaşadıkları Amerika, Kanada, Almanya, İsveç gibi yerlerden belki de hayal bile etmedikleri büyüklükte bir kitleye hizmet eden bir platform oluşturdular. 15 yıl öncesinde olmayan bir e-taraftar profili ortaya çıkmış oldu. İnternette küfürleşen, rakip takımın sitesini hackleyen modern hooliganlardan, vaktini futbol yazıp konuşmaya ayıran sağduyulu taraftara uzanan geniş bir yelpaze. Dünyanın değişik uçlarında yaşamaya çalıştıkları taraftarlıkları teknolojiyle şekillenmeye devam ediyor.