doğrultamamış kulüpler için bunun önemi büyük. Ancak karşımızda iki yol var. Ya Türk futbolu üzerinde disiplini kaybetmek ve gerilemek uğruna bu takımların hatalarına çoğu zaman göz yumulacak ya da bu kulüplerin kendi taraftarlarına ve yönetim anlayışlarına bir çeki düzen vermesi için zorlayıcı hukuk kuralları konularak sonuna kadar uygulanacak.
Bu tür "yasaya aykırı eylemler" den çok daha ağır bir suç olarak sayılan "şike", ispatlandığı takdirde olaya adı karışan kulübün alt liglere düşürülmesini gerekli kılıyor ki, yukarıdaki uygulamaları emsal alarak yola çıktığımızda federasyonun bu konuda ne kadar yetkin olabileceğini düşünmek çok da zor olmasa gerek.
Şimdi yazının başında bahsettiğimiz hakem hatalarının bu iki konu yanındaki pozisyonuna bakabiliriz.Türk hakemliğinin son yıllarda sürekli eleştirilen bir kurum olduğunu biliyoruz. 10 yıl öncesine kadar statlardan yükselen tehlikesiz ".... hakem" söylemleri Ali Şen'in ortaya attığı "çeteleşme" söylemiyle bir adım ileri götürüldü.
Bugün ise ulaştığımız nokta Türk hakemlerinin tarafsızlıktan uzak, maç içinde pasif olan ve taraftar etkisinde kalan, Avrupa hakemliğinin çok gerisinde kalmış, eyyamcı birer piyon oldukları. Hatırı sayılır bir kitle bunun yanında bazı hakemlerin tuttukları takım nedeniyle sahaya maksatlı çıktıklarını ileri sürüyor.