Bir Önceki Sayfa
Hayatım Futbol / Nisan 2005   Hayatım Futbol / Nisan 2005
Bir Sonraki Sayfa

Bunun bizi ulaştıracağı yer 3 büyüklerin Anadolu'ya her çıkışında yanlarında şüpheleri de beraberlerinde götürmeleri olur ki bunu kabul edemeyiz.

Bu konuyla ilgili aksiyon dergisi yazarlarından Emin Akdağ'ın görüşlerine başvurursak "Şaibe yaşanmayan sezonumuz hemen hemen yok ama son yıllardaki anlayış değişiklikleri, olayın boyutunu korkunç noktalara getirdi. Geçmiş yıllardan farklı olarak bu sefer son haftalarda değil aylar öncesinden şike, teşvik primi, hakem hataları iddiaları maçlara damgasını vurdu. Önceleri mutlaka bir yolu bulunarak ya da pişkinliğe vurularak üzeri örtülen şikenin önüne "hatır ve gönül" kelimeleri eklendi. Amaç, sporun ana felsefesine ve ahlakî değerlere ters düşen bu çirkin olaydaki negatifliği bir nebze olsun (!) yumuşatmaktı.

Ardından "hemşehri dayanışması" ve "Anadolu birliği" gibi kavramlar üretildi. Şimdi de yabancısı olmadığımız "teşvik primi" kavramı vitrine kondu". Burada anlatıldığı gibi genel anlayışın tam tersine bu alanların dediğimiz gibi çok iyi tanımlanması ve bu tanımın içine girebilecek her eylemin ağır şekilde cezalandırılacağı bir yasanın acilen uygulamaya geçirilmesi gerekiyor. Bu tür yasalar hukuk kurulları tarafından incelenerek uygulanmaya geçiriliyor. Ancak sonuçlar malum. Noam Chomsky'nin dediği gibi: "Kanunları severim faydalıdırlar, ama uygulanmadıklarında işe yaramazlar."

Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Ali Şahin'in şu anda olduğundan çok daha etkin olması gerekiyor kanaatimize göre. Şahin, şu anda Türkiye'nin oy potansiyelinin %35'ini barındıran ve her geçen gün ağırlığını artıran bir partinin önemli bir ismi. Yapacağı eylemlerde parti grubunu arkasına alırsa sonuca ulaşmada zorlanacağını zannetmiyoruz.

Üstü çabucak kapanan soruşturmalar artık şüphe çekmekten başka bir işe yaramıyor. Asılsız ya da belgelere dayalı ciddi anlamda futbolun gidişini etkileyecek iddiaların ehemmiyetle incelenmesi gerekiyor. Almanya'daki hakem skandalının davası aylardır devam ediyor, bir çok yetkili soruşturma süresinde bulundukları görevlerden azledildi. Soruşturmalar sürdüğü sürece orada bulunmalarının büyük tehlike teşkil ettiği anlaşıldı ve hemen harekete geçildi.

2004 Avrupa Futbol Şampiyonası'nı düzenlemeye hazırlanan Portekiz geçtiğimiz yıl "Altın Düdük Operasyonu" ile sarsıldı. Portekiz Futbol Federasyonu Başkanı Valemtim Louerio ve MHK başkanı Antonio Pinto De Souza tutuklandı. Skandalın nedeni ise federasyon başkanı ve MHK başkanının, hakemlere para karşılığında, bazı kulüpler lehine karar vermesi yönünde baskı uygulaması olarak gösteriliyordu.

Bizim ülkemizde zaman zaman ciddi belgelerle gündeme getirilen bir çok olayın soruşturması bir hafta bile sürmedi. Bir hafta önce Ersun Yanal hakkında ortaya atılan iddialar hakkında Türk Hakemliğinin önemli isimleri deyince akla gelen ilk isimler dinlendi (Ahmet Çakar, Erman Toroğlu, Oğuz Sarvan gibi..). Bu isimlerin yetkililere neler söylediğini az çok tahmin ediyoruz. 1 sene önce eski bir hakem televizyon ekranlarında küme düşmeyi etkileyecek bir Samsun-Trabzon maçında alenen "maşa" olarak kullanıldığını açıkladı. Ancak yukarıda bahsettiğimiz karartma süreci tahmin edildiği üzere gecikmedi. Aynı kişi iki gün sonra "demeçlerinin yanlış anlaşıldığını, bunu ima etmediğini" söyledi ama durum herkes tarafından anlaşılmıştı. Her iki olayda da elde edilen koca bir "hiç" oldu.

Üzerinde durulması gereken bir başka gerçek var ki bu da zincirleme reaksiyonu beraberinde getiriyor. Futbol federasyonunun Türk Futbolunun lokomotifi olarak belirtilen takımları cezalandırma konusunda bugüne kadar

oldukça çekingen olduğunu defalarca gördük.

Bunun altında yatan en önemli gerçek bu takımların alacağı cezaların UEFA Kriterleri'ne uyma yolunda mali zorluklarla uğraşan kulüpleri zor duruma sokacağı. Çünkü olay sadece para cezalarından ibaret değil. Verilecek herhangi bir saha kapatma cezası söz konusu kulübü o gün tribünlerden gelecek hasılattan mahrum ediyor. Olay özellikle büyük takımlarla oynayan Anadolu kulüplerinin başına geldiğinde sonuç daha zarar verici oluyor.

Reaksiyonun bir sonraki zinciri sürekli saha kapatma sonucunda seyirci desteğinden yoksun büyük takımların üst üste başarısız olmalarına bu da şampiyonluk yarışında mücadele eden takım sayısının azalmasına ve heyecan eksikliği nedeniyle yayıncı kuruluşun zararına, kulüplerin televizyon gelirlerinin giderek düşmesine sebep oluyor. Özellikle Galatasaray ve Beşiktaş gibi henüz Fenerbahçe kadar mali bütçesini