giderek dallanıp budaklanmaya başladı. Olay adeta bir tür "teşvik söylentileri ve hakem hatalarından etkilenmediğin sürece sesini çıkarma" geleneğine dönüştü. Bir çok yönetici ve teknik adam kendi takımı söz konusu iddialara sırtını yaslayıp ortaya iddialar atabilecek sonuçlar aldığı zaman ses çıkarmayı tercih etti.
Lucescu geçen sezon kaybettiği şampiyonluğu neredeyse tek bir Samsun maçına bağlamaya kalkarken Fatih Terim 2002-2003 sezonunda Galatasaray'ın elle atıldığı gerekçesiyle iptal edilen golünü lig sonuna kadar dile getirmekten kaçınmadı.
Fenerbahçe yöneticileri Murat Özaydınlı ve Mahmut Uslu neredeyse kaybedilen her maç sonrası federasyon ve hakem hatalarını gündeme getirdiler. Bu anlayış nereye gidecek diye merak edilirken yazının girişinde bahsettiğimiz Aziz Yıldırım'ın açıklamaları geldi. Yıldırım amiyane tabirle "artık işin raconunu öğrendiği" yönünde yorumlanabilecek açıklamalar yaptı. Üstelik Aziz Yıldırım 16 Mart 2005 tarihinde bir hafta sonra Çarşamba günü bir basın toplantısı yapacağını açıkladı ki, bir hafta önceden yapılacağı duyurulan bir basın toplantısına daha önce pek rastlamamıştık. Bu tür bir açıklamayı fırsat bilen basınımız olayı, Gençlerbirliği maçı nedeniyle kopan fırtına nedeniyle, Denizli'de, o hafta sonu Fenerbahçe'nin kurban edileceğine dair söylentilere "aba altından sopa göstermek" şeklinde yorumladı.
Gözle görülür bir gerçek var ki, gelecekte