Bir Önceki Sayfa
Hayatım Futbol / Nisan 2005   Hayatım Futbol / Nisan 2005
Bir Sonraki Sayfa
Türk Futbolunu altüst eden iddialar ne derece doğru?
Türk Futbol Kamuoyu yaklaşık bir buçuk ay önce, televizyonlarda baş gösteren şike ve teşvik iddialarıyla haşır neşir olmaya başladı. Son birkaç haftadır unutulmaya başlanan ve etkisini kaybeden iddialar Aziz Yıldırım'ın sarfettiği sözler ve Fenerbahçe-Gençlerbirliği maçıyla tekrar alevlendi. Fenerbahçe-Gençlerbirliği maçında ev sahibi takım lehine yapıldığı iddia edilen bazı hakem hataları şampiyonluk yarışının yavaş yavaş kızıştığı haftalarda çok fazla dile getirilmeye ve kamuoyunu diğer bütün konulardan daha fazla meşgul etmeye başladı. Ancak problem bu geleneğin her sene kendini biraz daha belli eder hale gelmesi. Biz de gündemin bu taze konusuna değinmeden geçemedik ve bu konuda genel bir fikir telakkisini uygun gördük.

Fırat Topal
Bize göre, her şeyden önce ele alınması gereken konu, ilk planda daha sonra inceleyeceğimiz hakem hatalarını bir kenara bırakıp kulüpler arasında var olduğu söylenen "teşvik" ya da "şike" ilişkilerinin gerçekten var olup olmadığı ve bunun futbolumuz üzerindeki etkisi. Uzun yıllar dile getirilen bir klişe "Türkiye'de şikenin varolduğu, ama bunu herkesin kabullendiği ve bu konuda bir şeyleri doğru yola koymanın neredeyse imkansız olduğu"dur. Acaba durum öyle mi? Öncelikle olgunun ilk ortaya çıkışından bugüne geçen sürede fısıltı gazetesinin manşetlerinin dışında karşımıza çıkan birkaç olaydan bahsedelim.
Belki de bunlardan en çarpıcı olanı Ata Aksu'nun 2002 Dünya Kupası Eleme Grubu'nda Macaristan'a gönderildiğini açıkladığı teşvik primiydi. Hatta bugüne kadar yetkili bir ağızdan açıklanmış belgelenmiş tek "teşvik primi"nin bu olduğu söylenebilir. Bunun dışında kulüplerimizin yöneticilerinden bu görevde uzun yıllardır emek sarfeden isimler (Ergün Gürsoy, Şadan Kalkavan, İlhan Cavcav, İsmail Uyanık, Celal Doğan, Cemal Aydın, İhsan Kalkavan, Adnan Polat gibi) defalarca sözlü ve yazılı basında "Türkiye'de teşvik var, yok diyemeyiz" türünden ifadeler kullandılar.

Örnek vermek amacıyla üzerine gidilmeyen ancak sonuca etki edebilecek bir kaç olaydan söz edersek, 1997-1998 yılında 33. haftada Ankara'da oynanan ve 1-1 biten Şekerspor-Fenerbahçe maçının ardından Celal Kıbrızlı bir Fenerbahçe Kongre Üyesinin maçı kaybetmeleri için kendilerine para teklif ettiğini öne sürdü. Ancak maç skoru ve Galatasaray'ın o hafta şampiyonluğunu ilan etmesi üzerine olayın üstü kapandı.

1993-1994 sezonunda 34. haftada Ankaragücü-Galatasaray maçının 8-0 Galatasaray lehine bitmesinin ardından ortaya bir çok dedikodu atıldı ama bugün bile hala o olayın baş aktörleri bu konuda konuşmaktan çekiniyor.

20 Mayıs 2001 tarihinde Diyarbakırspor'un birinci lige yükselmeyi garantilediği ve cezası nedeniyle İstanbul'da oynanan son

hafta maçında Diyarbakırspor İstanbul Büyükşehir Bld.Spor'u 3-2 yenerken rakip takım futbolcularının maç içindeki hareketleri anormal olarak karşılandı ancak o tarihteki gündemi bu olay pek meşgul etmedi.

31 Mayıs 2003 tarihinde ligin son haftasında Diyarbakır'da oynanan ve küme düşecek takımın belirlendiği Diyarbakırspor-Elazığspor maçını 2-1 Elazığspor kazanıp Altay küme düşünce tüm dikkatler maçın üzerinde yoğunlaştı. Açıkça söylemek gerekirse maçın içerisinde "gözle görülür gariplikler" vardı.

Bu maçın ardından yaklaşık bir sene sonra 1 Mayıs 2004 tarihinde TRT 1'de yayınlanan "Tartışıyorum" programında düşüncelerini dile getiren CHP İzmir Milletvekili Ahmet Ersin Türkiye'de şike yapıldığını herkesin bildiğini söyledikten sonra "Gerçeklere kulaklarımızı kapamaya, kendimizi kandırmaya gerek yoktur. Türkiye'de şike yapılmaktadır ve futbol federasyonu da buna seyirci kalmaktadır. Çünkü federasyon da bu işin içindedir. Tahkim Kurulu'nun raporuna inanan Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Ali Şahin'e sadece geçen sezon oynanan Diyarbakırspor-Elazığspor maçını hatırlatmak bile yeterli olacaktır diye düşünüyorum. Türkiye gerçeğinden uzaklaşmamak gerekir. Minareyi çalan kılıfını hazırlar ve şikenin, yolsuzluğun birçok zaman belgesi olmaz. Ama insanlar da aptal değil. Her şey açık seçik ortada. Türkiye'de birçok alanda yolsuzluklar, usulsüzlükler varken futbolun bundan