Bu sezona başlarken Chelsea; Porto ile iki sezon içinde önce UEFA kupasını ve Şampiyonlar Ligi kupasını kaldıran Jose Mourinho'yu yeni teknik direktörü olarak seçti. Mourinho göreve gelir gelmez Frank Lampard'ı daha da iyi yapacağını, bunun için Frank'ın kendisini bir "winner" gibi hissetmesi gerektiğini söyledi. Chelsea bu sezon Frank Lampard'ın oynadığı ve 8 de gol kazandırdığı 30 lig maçının 24'ünü kazanıp, yalnızca bir kez kaybetti. Lig Kupası'nda da 7 sene sonra Liverpool'u yenerek zafere uzandılar. Sezonun şimdiye dek en güzel mücadelesinin yaşandığı, Lampard'ın da bir gol kaydettiği Barcelona maçında da bir üst tura çıkarak adlarını Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek finale yazdırdılar.
Frank Lampard, bugün dünya futbolunun sayılı orta saha oyuncularından birisi, muhtemelen de Premier Lig oyuncuları içinde, sıkça karşılaştırıldığı Steven Gerrard'la birlikte en iyisi. Bu karşılaştırmalardan birisini de kendisini en iyi tanıyanlardan biri olan hocası Mourinho'dan yapması istenince kurt hocanın cevabı şöyle oldu: "İkisi de bugün dünyanın en iyi orta saha oyuncuları

|
arasında seçim yapmak gerçekten çok zor ama Frank daha iyi, çünkü benim oyuncum ve her geçen gün kendini geliştiriyor. Bazı oyuncular futbolun savunma yönünü iyi oynar, bazıları hücum yönünü. Fakat Lampard ve Gerrard her iki yönünü de iyi oynuyorlar. Savunma yapabiliyorlar, hücum da yapabiliyorlar çünkü bunu yapabilecek yetenekteler, ceza sahası içinden veya dışından gol de atabiliyorlar."
Aslında bu açıklama Frank Lampard'ın futbolcu olarak özelliklerini de daha iyi anlamımızı sağlıyor. İstatistikler yanıltıcı olabilir, Frank Lampard'ın her sezonda attığı gol sayısını vermek onun savunmada yaptıklarını görmezden gelmek anlamına gelebilir. Lampard, oyunu çok iyi okuyan, takımı çok iyi yönlendirebilen lider bir oyuncu. Hedefi bulan uzun pasları ile takımını çok hızlı bir şekilde atağa kaldırabilirken, belki tribünlerin beklediği estetik yapıdan uzaktır ama gerektiğinde adam da eksiltebilir. Aynı zamanda bitmek bilmeyen enerjisi (maç başına ortalama 14 km koştuğu açıklanmıştı), kuvveti, uzun boyunun (1.83) getirdiği hava hakimiyeti ile, yaptığı pres sayesinde savunmada da takımı için çok önemli bir rol üstlenmekte.
Lampard gibi bir oyuncunun duran toplarda sergilediği sıradan performans futbolseverleri üzen tek durum. Acımasız sert vuruşlarına topa yön veriş biçimi gibi özellikleri de ekleyerek ceza sahası etrafında çalan düdüklerde de bizi heyecanlandırmasını ondan istiyoruz.
|
|
 |
|
Bazen, insanların duvarlara karaladıkları şeylere bakarak onlar hakkında bazı şeyler söylersiniz. İşte bu Arjantin'in Rosario kentinde olan şeydir. Arjantinlilerin söyleyecek çok şeyleri vardır ve bütün bunları söylemekten utanmazlar; veya duvarlara boyamaktan...
Luciano M. Cerana - Çeviren : Özde Karataş |
Ancak Rosariolular'da farklı birşey vardır. Ve bu farklılık, bloklar halindeki apartman binaları ve çok şık mimarisiyle nehrin kıyısında yatan, üzerine ağaçların gölgelerinin düştüğü bu şehirde rastgele sıralanmış cadde görüntülerinden hemen ayırt edilebilir.
Rosario'da futbol din gibidir. Ama aynı zamanda çok daha ilham verici, ruhani ve arındırıcıdır da. Bundan dolayı buradaki politik grafitilerde her zaman El Más Grande'ye yani "Her Şeyin En Yücesi"ne ve şehrin en eski futbol takımı olan
|
Rosario Central'e saygılar sunan referanslar buluruz.
Zengin tarihini futboldaki rekabetinden alan ve bununla beslenen bir şehir Rosario. Takımın tarihi de Rosario halkının sürekli gelişen tutkularını açıklıyor.
1889 yılının Noel arifesinde, zamanın demiryolu işçileri "Central Argentine Railway" adıyla bu futbol kulübünü kurdu. Daha sonra takım 1925 yılında bir koloni takımı olmaktan kurtularak ulusallaştı. İngilizler'in sahip olduğu demiryolu ile
|
|
|