Dedim ya en başta bir deplasman hikayesi yazacaktım. Hatta şu satırlardan sonra anlatacağım olay da bir deplasmandan. Ankara'daki bir taraftardan. Aslında üzerinde çok fazla bir şeyler yazmaya gerek yok. Hani derler ya futbol sevgisini, takım aşkını anlamayanlar bize, "22 kişi koşuyor, siz oradan oraya gidiyorsunuz, kendinizi harap ediyorsunuz" diye. İşte onlara yazının başlığındaki fotoğrafla verebiliriz belki de en güzel cevabı. Duyguları altüst eden bu fotoğrafla. Orada bir baba oğul var. Gözleri görmeyen bir baba ve 3 yaşındaki oğlunun hikayesi kadar, renk aşkının en güzel ifadesi belki de o fotoğraf.
Babanın gözleri görmüyor. Ancak Ankara'daki her maçta takımının yanında. Sadece yaşamak için takımıyla beraber olma hissini, koşuyor o stada. Tezahüratları duymak için, haykırışlara katılmak için. Belki, biraz bağırırım da sahadaki futbolcularımıza yardımcı olurum düşüncesiyle. Kucağındaki 3 yaşındaki oğlu. Onu da getirmiş bu sefer maça.