Bir Önceki Sayfa
Hayatım Futbol / Mayıs 2005   Hayatım Futbol / Mayıs 2005
Bir Sonraki Sayfa

Burak Şakarcan

Bu ay bir deplasman hikayesi yazacaktım. Takımla ve diğer renktaşlarla bağlılığın biraz daha güçlendiği bir olgudur deplasmanlar. Deplasman hikayeleri, askerlik anıları gibidir. Senelerce unutulmaz. Saatlerce süren yolların sonunda kavuşulan sevgilinin yanında olma hissi huzur verir. Görevinizi yapmışsınızdır artık. Takımınız yense de yenilse de sizin sırtınızdaki yük hafiflemiştir birazcık da olsa. Artık belki de

az da olsa kızma hakkınız doğmuştur hata yapan futbolculara.

Siz görevinizi yerine getirmişsinizdir, görevlerini yapmayanlar varsa eğer sövebilirsiniz ilk sinirle. Kazanmışsanız eğer şarkılarla türkülerle dönersiniz şehrinize. Yenilmişseniz, hüzün şarkılara dökülür. Kötü geçen sezonlarda yapılan besteler çınlatır otobüslerin içini. Sonunda öfke yerini aşka terk eder ve bir grup sevdalı, "seviyoruz işte var mı diyeceğin" diye bitirir geceyi.

Dedim ya en başta bir deplasman hikayesi yazacaktım. Hatta şu satırlardan sonra anlatacağım olay da bir deplasmandan. Ankara'daki bir taraftardan. Aslında üzerinde çok fazla bir şeyler yazmaya gerek yok. Hani derler ya futbol sevgisini, takım aşkını anlamayanlar bize, "22 kişi koşuyor, siz oradan oraya gidiyorsunuz, kendinizi harap ediyorsunuz" diye. İşte onlara yazının başlığındaki fotoğrafla verebiliriz belki de en güzel cevabı. Duyguları altüst eden bu fotoğrafla. Orada bir baba oğul var. Gözleri görmeyen bir baba ve 3 yaşındaki oğlunun hikayesi kadar, renk aşkının en güzel ifadesi belki de o fotoğraf.

Babanın gözleri görmüyor. Ancak Ankara'daki her maçta takımının yanında. Sadece yaşamak için takımıyla beraber olma hissini, koşuyor o stada. Tezahüratları duymak için, haykırışlara katılmak için. Belki, biraz bağırırım da sahadaki futbolcularımıza yardımcı olurum düşüncesiyle. Kucağındaki 3 yaşındaki oğlu. Onu da getirmiş bu sefer maça.

Duyduğu tezahüratları kulağına tekrar tekrar fısıldıyor usulca. İstiyor ki sevdiği renklerden şaşmasın oğlu. Ezberlesin iyice bu sözleri.

Sevginin boyutu inanılmaz. Görmeden futbol maçını izlemeye gitmek. Sadece bir olmak için. Tek vücut olmak için. Hissetmek için büyük sevdayı bir kez daha.

Bu fotoğrafı gören herkesin boğazında bir şeyler düğümleniyor. Gözlerinden yaşlar akıyor. Yaşam duruyor sanki o anda.hayatın anlamı sadece aşk oluyor, eğer aşk kelimesi yeterse bu gönül birlikteliğine.

Hayatın anlamı belki de sadece bu fotoğrafta yatıyor. Belki de derginin de adı daha bir anlam kazanıyor.

Hayatım futbol.