Bir Önceki Sayfa
Hayatım Futbol / Mayıs 2005   Hayatım Futbol / Mayıs 2005
Bir Sonraki Sayfa

önceden A.Ş. statüsüne kavuşturulması için hisselerinin %51'inin satıldığı Mepaş'tan geri alınması. Stadı maçlara hazır hale getirmek o kadar da zor değildi ama kentte iki büyük soru işareti vardı: "Bir aşk neden şirkete dönüştürülmüştü?" ve "Şehir sevdasını o şirketten geri almak için, milyon dolarları nasıl verecekti?" Kent, maneviyatına dönebilmek için para vermek zorundaydı. İslam Çupi'nin deyimiyle futbol "Çim Savaşları" olmuştu. Simon Kuper'in deyimiyle futbol futbol dışında artık birçok şeydi. Futbol artık endüstriyeldi ve buna karşı bir futbol kenti, gerçek futbola kavuşabilmek adına mücadeledeydi. Orası aslında hep mücadele kentiydi ve şehri tribünden sevenler A.Ş. Meydan Muharebesi'ndeydi...

Hisse senedi savaşından kent büyükşehir ilan edilerek galip çıkıldı ve Sakaryaspor bu sefer belediyeye bağlı BELPAŞ ortaklığında idare edilmeye başlandı. Sakaryaspor adının yanında hala da duran ve istenmeyen iki harf yer alıyordu. A ve Ş...Sakaryaspor A.Ş.

Hak ettiği yere dönme amacındaki Sakaryaspor ilk yarıyı kendi sahasında oynayamamasına rağmen lige geri dönüyor ve bu geri dönüş Tatangalar tarafından dev siyah bir pankartla tüm dünyaya haykırılıyordu: "Depremde anaların gözyaşlarını, çocukların baba diye bağırışlarını, unutmadık, unutmayacağız. Unutanları utandıracağız." Depremde yalnız bırakılmışlığa atfen, devlet bütçesinden

para aktarılacak kaygısıyla yardıma muhtaç bir bölgenin "Afet Bölgesi" ilan edilmemesine ve kendi kendilerine çaresizlik içinde umut ışığını yakalamaya çalışan vakitlere hitaben; "Sakarya Cumhuriyeti" pankartı...

Deprem yorgunu takım, ilk kez o sene play-off'tan buruk olarak kente dönüyor ve lige yükselemiyordu. Her şey yavaş yavaş düzeliyor derken ikinci felaket kenti tribünden ve sahadan sevenlerin kapısını çalıyordu.

Tarih 7 Eylül'ü gösterdiğinde Türk Futbolu, Samsun kafilesi kazası kara gününün yanına; "Sakaryaspor kafilesi Sivas deplasmanına giderken yolda kaza geçirerek şarampole yuvarlandı" haberiyle oluşan yeşil-siyah'ın siyah günlerini ekliyordu.

Eski gol kralı Aykut Yiğit ve o sıralar yeni yeni takımda forma giyme şansı yakalayan genç futbolcu Fırat Öndil, Masör Cüneyt, Şöför Selami, malzemeci Fevzi ve yönetici Güntekin'in de bulunduğu, yitirilen 6 can, tekrar yıkılan bir kent, yardıma ilk koşanlardan olan ve kimseye göstermeden kenarda gözyaşlarıyla boğuşan Tatangalar ve kapanmamış bir yaranın üstüne ikinci bir bıçak darbesi. İkinci yarayı alan bir kent ve kentin savaşçıları...

Sakaryalılar her iki felaket sonrasında inanılması güç bir gayret göstererek üç kez finalden dönüyordu. Kentin sevdası

takım, Türk Futbolu'nda belki de eşine rastlanmamış yüzlerce meşalenin aynı anda yakılışıyla bir nevi acıların yüreklerdeki ateşinin göğe karışmasıyla karşılanıyor ve hayata not olarak düşülüyordu. Kent tekrar sevdasıylaydı ve kent uzun zaman sonra tekrar soluk alabiliyordu.

İkinci Lig'de sezon kötü biçimde ilerliyor ve tribünlerin baskısı devam ediyordu. Bunun sonunda ise o dönemin başkanı Duran istifa etme kararı alarak, yönetimi Selahattin Aydın başkanlığında oluşturulacak kadroya devrediyor, Aydın başkanlığındaki yönetim antrenör olarak Sadi Tekelioğlu'na güvenip göreve getiriyordu. Tekelioğlu 10. hafta sonrasında alınan olumsuz sonuçlar yüzünden görevi bırakarak yerini altyapı antrenörü Şaban Yıldırım'a bırakıyordu.

Aslında Yıldırım dönemine karar verilmesinin en önemli etkenlerinden biri de, çalıştırdığı Sakaryaspor Süper Genç Takımı'nı 18 maçta 1 beraberlik 17 galibiyetle belirli bir noktaya getirmesi ve insan olarak kendini yetiştirmişliğiydi. Futbol düşünürü bir antrenörün doğuş sinyalleri ise işte o dönemde veriliyordu. Yıldırım göreve geldikten sonra takım ardarda galibiyetler alıyor ve üst sıralara yerleşiyordu. İşte tam bu sıralarda şehir şampiyonluk havasını yakalıyor ve bitime tam 3 hafta kala Süper Lig'e yükselmeyi garantiliyordu. Şampiyonluk kutlamaları haftalarca sürüyor; kenti tribünden sevenler, acılarını unutmamak ve unutturmamak başta olmak üzere yeni

hedeflere yol alıyorlardı. Onlar uzun bir süre sonra yuvalarına geri dönmüşlerdi.

Yeni sezon öncesi bilinmedik bir nedenle Yıldırım ile anlaşmazlığa düşen Aydın ve yönetimi görev başına, zamanında Hüseyin Hamamcı'nın yardımcılığını yapan, Sakarya doğumlu Necmettin Sert'i getiriyordu. 2004-2005 sezonuna şampiyon kadroyu koruyarak başlamasına rağmen, takviye olarak sahanın önemli yerlerine yetersiz futbolcular transfer ediliyor ve başta kurulan hayallerin yanına kent ve Tatangalar, Yıldırım ile olan ayrılığa atfen "Kupasız Bir Şampiyonluk" olarak tarihe not düşüyorlardı.

Hazırlık maçlarında gösterilen başarıyı, Süper Lig'in ilk beş haftasında gösteremeyen Sert ve Sakaryaspor Yönetimi'ne tribünlerin çıkardığı ses yükseliyor ve Türkiye'de ilk defa yaşanan "Beyaz mendil" protestosu ile istifa çağrısı yapılıyordu. O zamanlar kamuoyu bu tepkiyi sadece başarısızlık nedeniyle yapılıyor sansa da tepki, tribünlerin haksızlıklara dolmuşluğundan ileri