Bir Önceki Sayfa
Hayatım Futbol / Mayıs 2005   Hayatım Futbol / Mayıs 2005
Bir Sonraki Sayfa

Taçsız Kral (1965)

Ne için izlenmeli?: Metin Oktay'ın ilginç topu 90'a takma antrenmanı için.

Türk Futbolunun gelmiş geçmiş en büyük birkaç futbolcusundan birinin özellikle kariyerinin doruğa çıktığı yılları anlatan filmde Oktay'a Gönül Yazar ve Ajda Pekkan eşlik ediyor.

Gol Kralı-İnek Şaban (1980)

Ne için izlemeli?: Birincisinde; kornerde defans oyuncusu nasıl itinayla ekarte edilir, ikincisinde; üst direğe oturularak nasıl auta giden top kurtarılır öğrenebilmek için.

Türk Toplumunun taaa içinden çıkan bi adam olduğunu her fırsatta bize gösteren Kemal Sunal'ın yeşil sahalarda boy gösterdiği iki film. Birincisi Aziz Nesin'in kitabının fazlasıyla değiştirilmesi sebebiyle biraz sıradanlaşsa da ikincisi Kulüp Başkanı- Futbolcu- Teknik Direktör ve Dinçer Çekmez'in canlandırdığı "Söz

Sahibi" adam arasındaki ilişkiyi gösterme açısından bir hayli komik olabiliyor. Kemal Sunal'ın mütemadiyen takımdan takıma geçmesi sırasında yaptığı konuşmalar, üzerinden yıllar geçmesine rağmen hala bugünkü futbolcularımız göz önüne alındığında hicvedici niteliğini koruyor. Bu arada iki filmde boy gösteren Cemil Turan, Cem Pamiroğlu, Rasim Kara, İlyas Tüfekçi gibi isimleri de atlamayalım.

Fever Pitch (1997)

Ne için izlenmeli?: Nick Hornby'nin kitabından uyarlanmış bir filmi kolay kolay bulamayacağınız için.

Yine listenin olmazsa olmazlarından biri. Nick Hornby denen "Futbol Yodası"nın elinden çıkmış kitaptan Hornby'nin yine bizzat kendisinin yazdığı senaryoyla yola çıkan film, bir futbol delisi olan Paul(Colin Firth) ve futbolun içi boş bir fanatizm olduğuna inanan Sarah (Ruth Gemmel) adlı iki öğretmenin aşkını anlatıyor. Colin

Firth'in oynadığı karakter Arsenal'in 18 yıl sonra şampiyonluk ipini göğüsleyeceği günlerde hep aklımızda olan soruya cevap arar. "Tuttuğunuz takım mı, kız arkadaşınız mı?" Aslında konu İngiltere ve futbol olunca her şeye katlanılabileceğinin bir başka göstergesi. Filmden yine bize "Hayatım Futbol" dedirten bir cümleyi alıntı yaparsak: "I don't know whether life is s*** because Arsenal are s***, or the other way around".

Purely Better (Bundan İyisi Can Sağlığı) (2000)

Ne için izlenmeli?: Bay Gol Alan Shearer beyaz perdede nasıl duruyor öğrenmek için.

Film 15 ve 17 yaşlarındaki iki Newcastle United taraftarının sezonluk bilet almak için para biriktirmeleri sırasında başlarından geçen hikayeleri anlatıyor. Sezonluk biletin ne demek olduğunu bilen futbol fanatiklerinin oldukça eğleneceği filmde yukarıda bahsettiğimiz üzere Alan Shearer da bir sahnede şöyle bir görünüyor. Fanatizm üzerine yukarıda bahsettiğimiz iki filmin aksine Purely Better iki kafadarın amaçlarına ulaşmaları üzerine mutlu sonla kapanıyor.

Tabi ki tüm futbol filmlerini buraya taşımaya kalkarsak okuyucu ve yayıncı açısından önemli bir zorluk olacağını bildiğimizden birkaç isim sayarak yazıyı bitirmekte fayda var.

Zafere Kaçış'ın ilk çevrimi olan ve ünlü Macar yönetmen Zoltan Fabri'nin 1962'de çektiği yine başyapıt kabul edilen eseri "Ket Felido A Pokolban (Cehennemde İki Devre)", yine Macar sinemasından çıkmış "6:3", Richard Harris'in kariyerinin sonuna gelmiş bir futbolcuyu canlandırdığı Bloomfield (Futbolcunun Sonu), Bill Forsyth'in "Gregory Girl"ü, Holiganizmin İtalyan versiyonu "Ultimo Minuto : Spos", İngiliz Sineması'ndan Acid House (Asit Evi) ve George Best'in hayat hikayesini anlatan "Best", Wim Wenders'in penaltı-kaleci ilişkisini ele alan "Die Angst des Tormann's beim Elfeter"i (Kalecinin Penaltı Endişesi) ve Türk Sinemasından İlyas Salman'lı Ya ya ya Şa Şa Şa, Aydemir Akbaş'lı Futboliye bu bağlamda sayılabilir. (Özellikle birincisi, Rinus Michels'in total futbol anlayışına yıllar önce İhsan Yüce'nin geliştirdiği "her yerde antrenman" anlayışıyla yaklaşırken, iknicisi Aydemir Akbaş'ın sinemada sürekli çizdiği "kadın delisi" imajına cuk oturuyor".

Son olarak da zamanında 7-12 yaş arasındaki çocuklarımızı gerçek bir maç gibi ekran başına çeken (bu sefer gerçek Tsubasa) ve futbola Akuda Vuruşu, Kartal Vuruşu gibi deyimleri sokan Küçük Golcü ve Strikers gibi Japonya çıkışlı çizgi filmlerden bahsedelim. Özellikle birincisinin son bölümü, küçük kardeşlerimizin üstünde yıllar öncenin Richard Kimble'ı gibi bir etki yapmış sokakları bu yaş grubundaki insanlardan temizlemişti.

Gelecek Sayı: Futbol Temalı Şarkılar