Bir Önceki Sayfa
Hayatım Futbol / Mayıs 2005   Hayatım Futbol / Mayıs 2005
Bir Sonraki Sayfa

gerekiyor ayakta kalmaları için. Emre, Nihat, Fatih'ler pek yetişmese de farklı meziyetleri olan oyuncular yetişiyor ya da gurbetçiler bu görevi üstleniyor. Lige nasıl çıktığı anlaşılmayan ve kesin küme düşer denilen Altay ligin son haftasının son dakikalarında küme düşerken birçok takıma oyuncu dağıttı, bu senede bir benzerini Sakarya gerçekleştiriyor, kesin küme düşer derken karşımıza Ragıp'ı, Aytaç'ı çıkarıyor.

Son haftalar yaklaşınca küme düşme potasındaki takımlar daha fazla puan toplamaya başlayacak. Duygusallıktan mı!, acıma duygusundan mı bilinmez orta sırada ligin bitimini bekleyen takımlar hedefsiz kalınca boş vermeye başlıyor.

Kupa maçı öncesi lig boşlanır, rakibe silahlar verilerek teslim olunur. 4 sene önce kupa kazanan Gençlerbirliği 7-8 hafta seri puan kaybı yaşamıştı. Geçmişteki yaşananların bu seneki lig ile bağlantılı olduğunu düşünüyorum.

Değişen pek bir şey yok. Ligimizde hep yaşadığımız sorunlar bunlar. Ani düşüşler, istikrarsızlık ve iddiasını kaybedenlerin seri puan kayıpları.

Dört büyüklere gelirsek; Beşiktaş bu sene lig başı çok puan kaybetti, aslında tek tek bakıldığında iyi ve doyurucu bir kadroya sahip olmalarına rağmen uyum sağlanamadı, yabancılar gereken performansı gösteremedi ve kırılma anlarında da şansızlık yaşadılar.

Geriye kalan 3 takım ise puan açısından başarılı oldular. Zaten bu takımların başarısı ligin kalitesiz olduğu iddialarını getirdi. Trabzonspor milli takıma da verdikleri önemli yerli oyuncular ile başarılı oldu, Fenerbahçe yabancıların omuzlarında ilerledi, Galatasaray ise yabancı defans- yerli forvet karışımıyla başarılı oldu. Fenerbahçe ligin üstündeki takımlara karşı başarısız olmasına rağmen geride kalan takımlara karşı neredeyse tulum çıkardı.

İstatistikler ligi kötüler durumda olmasına rağmen maçların gidişatı takımların kolay kolay puan almadığını ortaya koyuyor. Sebat deplasmanında 3 takımda zorlandı, Fenerbahçe 85. dakika da, Galatasaray 70. dakikada ki gollerle öne geçmeye başarırken Trabzon da tek golle geçebildi.

Sakaryaspor 4 büyük takıma da kök söktürdü, tek farkla yenildi. Yukarıdakiler çok puan almış olmasına rağmen kendi evlerinde oynadıkları birkaç maç dışında lig hepsi için zorlu geçti.

Birinci lige yakışmayan performanslar sergilenmesine rağmen kendi evinde oynayan takımlar kolay kolay teslim olmadı.

Kent takımı Sebat ve sahipsiz İstanbulspor coğrafi durumları nedeniyle belki de Süper Lig'e hafif kalmışlardı, ama Sebat'ın kadrosu ve oynadığı maçlarda ortada.

Ligimizde düşme potasındaki takımların son haftalarda patlama yaparak 30 maçta aldığı puanı 4 maçta alması yüzünden küme düşme sınırı yukarılarda gözükse de aslında genel olarak yaşadığımız bir problemi yaşadık bu sene. 4 büyükler harici hiçbir takımın zirveyi zorlayamaması olumsuzluk olarak görünmesine rağmen tek bir takımın patlama yapmasıyla da lig kalitesinin artacağını düşünmüyorum.

Genel olarak bakılınca karşımıza enteresan bir tablo çıkıyor. Bu senenin geçen seneye oranla daha hafif kaldığı da bir gerçek ve başta da söylediğim gibi alttaki takımların performansı doyurucu değil.

Diğer taraftan lige renk katan, kadrosunda iyi oyunculara sahip olan takımlar da var. Kişisel fikrim bu maddi sorunlar ve altyapı eksikliği olduğu sürece bu seneye yakın sezonlar yaşayacağımızdır. Yeni gelecek 2 şehir takımı ve yeni yatırımlar ile önümüzdeki sene lig heyecan kazanabilir.

Uzun süre ligde mücadele eden takımların taraftarı ilk başlardaki coşkusunu kaybediyor. Denizli 2 senedir çok başarılı, Rize'nin, Konya'nın durumları ortada ama 5 bin kişiyi bulamıyorlar.

Kocaeli, Bursa, Karşıyaka, Göztepe, Eskişehir gibi takımların yokluğu ligin rengini soluklaştırıyor. Ama bu sene Sivas ve Manisa halkları yeni heyecanlar yaşayacaklar.

Ligimizde sorunlar yine sürecek, kendi üretimimiz yetersiz olduğu için gurbetçi oyuncular yine lige renk katacak, yabancılar kilit önem taşıyacak.

Sonuç olarak alttaki takımların daha başarılı olması lig açısından önem taşıyor ama anlatıldığı söylendiği gibi çok kötü durumda olduğumuzu düşünmüyorum.