Bir Önceki Sayfa
Hayatım Futbol / Mayıs 2005   Hayatım Futbol / Mayıs 2005
Bir Sonraki Sayfa
Türkiye Süper Ligi'nin kalitesi son zamanların en önemli gündem maddelerinden biri. Ligimiz zayıf mı, oyuncular kötü mü biraz irdeleyelim.

Mert Aksoylu

En alttan başlarsak karşımıza enteresan bir tablo çıkıyor. Akçaabat Sebat uzak ara küme düştü. Kadrosunda Fenerbahçe'ye transferleri büyük ses çıkaran Yusuf, Hakan Bayraktar, Ogün , eski milli Ali Eren, Trabzon'un zamanında çok şey beklediği Selahattin gibi isimler var. Ayrıca ilk devre Oktay ve sık sık haftanın 11'ine seçilen ve 2 senedir çok iyi oynayan Erman Özgür de kadrodaydı. Bu açıdan bakıldığında, bu takım tartışmasız ligin en kötüsü ise ligin kalitesiz olmaması lazım. Ama diğer tarafa dönüyoruz. Ligin ilk 10 haftası boyunca alttaki 4 takım toplam 19(6+5+4+4) puan toplayabilmiş, birbirleriyle oynadıkları maçlar dışında doğru düzgün puanları yok. Futbol olarak da oldukça zayıf kalmışlar.

Teknik direktör değişikliği sonrası kendine gelen ve futboluyla da göz dolduran Sakaryaspor dışında, Sebat düştü, İstanbulspor sırada, diğer takım ise fikstüre bakıldığında ya Kayseri olacak ya Diyarbakır. Bu takımların da oyuncularına bakarsak Türkiye liginde iş yapan oyuncular görüyoruz ama oynadıkları futbol keyif vermiyor. Bu takımlara, kadrosuna yakışmayan yerlerde dolanan ve küme düşme tehlikesi yaşayan Ankaragücü'nü de eklersek lig kalitesi hakkında endişe etmemiz gerekiyor.

Bir değişik örnek ise Malatyaspor. İlk lige çıktığı sene kesin küme düşer denmesine rağmen Ziya Doğan ile çıkış yakalayan ve

geçen sene başarılı olan bir takım. Atilla Birlik, Fazlı, Muhammet Hanefi gibi yerli oyuncular ile çok can yaktılar. Bu seneye de iyi başladılar. İlk devre çok tehlikeli bir takım olmalarına rağmen Yunus'un da gidişiyle hücum gücü zayıf bir takım oldular. Son haftalarda golleri genelde uzaktan şutlarla ya da yan toplarla bulurken forvetler etkisiz kalıyor. 18 takımlı ligde 6-7 takımın beklenen performansı vermemesi ciddi bir sorun.

Alttaki takımların durumu yüzünden enseyi karartırken, durumun çok da kötü olmadığını gösteren örnekler çıkıyor karşımıza. Futboluyla zevk veren, kaliteli yabancı oyunculara sahip olan ve bünyesinde kaliteli yerli oyuncular yetiştiren takımlar "kalitesiz lig" yaftası altında kalırken haksızlığa uğruyor.

Denizlispor, Rizespor, Gençlerbirliği, Gaziantep ve istikrarsız olmasına rağmen Büyükşehir takımları keyif veren takımlar. Samsun'u da arkadan bu gruba katabiliriz. İlk olarak ligin keyif veren takımlarının en belirgin ortak noktaları kaliteli yabancı oyuncuları. Buna ek olarak Denizlispor Ersen- Ömer Rıza gibi yabancı orijinli oyuncular ile hücum gücünü oluştururken, Antep ve Büyükşehir omurgasını kaliteli yabancılara dayamış takımlar. Gençlerbirliği yıllardır belirli bir seviyenin üstünde, sürekli yeni oyuncu çıkaran takım durumunda ve 5. büyük olarak da adlandırıla bilinir. Geçen sene kaybettikleri oyuncuların yerlerini dolduramadılar ve zirveyi zorlayamadılar ama "kalitesiz" takım demek mümkün değil.

Rizespor'u ise çekip ayırıyorum bu gruptan. Kürşat, Koray, Okan, Gürol, Şener, Fahri, Serkan bir anda aklıma gelen yerli isimler. Koray ile başlayan transfer furyası devam edecek gibi gözüküyor. Yabancı ve gurbetçi oyuncuların ağırlığında ülke içinde yetişen oyuncularla başarılı olan takımların başında geliyor Rizespor. Bu senenin en büyük sürprizini yaptılar. Geçen sene kümeden düşmekten son anda kurtulmalarına rağmen, bu sene çok başarılı oldular. Bu başarıyı yakalarken öne çıkan isimlerin yerli olmasının da ayrı bir önemi var. Daha önce Gençlerbirliği'nin başına geldiği gibi, Rize'nin oyuncularının da kapışılması muhtemel. Burada ise farklı bir sorun öne çıkıyor, "Maddiyat"! Başarılı olan, göz önüne çıkan oyuncular rotasını İstanbul'a çevirince, Anadolu kulüpleri de maddi sorunlar yüzünden buna karşı çıkamayınca takımların bir nevi içi boşalıyor.

Maddi sorunlar varken Anadolu takımlarının elindeki üst düzey oyuncuları tutmaları zor, sürekli oyuncu üretmeleri