Bir Önceki Sayfa
Hayatım Futbol / Mayıs 2005   Hayatım Futbol / Mayis 2005
Bir Sonraki Sayfa

sonra bir avuç Üsküdar taraftarının "Üsküdarlı olunmaz Üsküdarlı doğulur" şeklindeki tezahüratı Yeni Açık Tribününe ulaşıyor ki, "evet" diyorum içimden "evet işte problem bu."

Mor-beyaz renkli karton şapkaları başımıza geçirip, babalarımızın, abilerimizin elinden tutup maça gittiğimiz günlerden kalma iki tane tezahürat vardı aklımda, biri karşılıklı mor-beyaz, öbürü "haydi Ordu haydi Ordu haydiiii, tam zamanı tam zamanı şimdiiii" Yıllar olmuş biz Orduspor'un maçını izlemeyeli ama, tribünde gelişme hiç olmamış.

Karadeniz takımlarının genelinde, başta Trabzonspor olmak üzere, bir "tribün renksizliği" gerçeği vardır ama, bu kadar da sessiz sedasız maç izlenmez, bu kadar da çekirdek çitleme sesi duyulmaz ki.

Kapalı tribünün ortasında tezahüratları başlatan ama sürdürülmesinde çok başarılı olamayan bir grup, açık tribünü blok blok dolaşıp sadece gittiği bölüme hareketlilik katan, bir nevi bloklar arası Meksika Dalgası yaratan bir amigo ve "Abu maçta baarmiyan Ordulu deyüldür, Garadenizli deyüldür" şeklinde gaz verme çabaları var ama, taraftarda bağıracak göz yok.

Dakikalar ilerledikçe kapalıdan "Orduspor sen çok yaşa, canım feda olsun sana " şeklinde bir ses yükseliyor ki, "tamam" diyorum, problem belli oldu. "Orduspor sen çok yaşa derkenki "s" ve "p" harfleri arasındaki gizli "ı" o kadar baskın, "Ordu"

kelimesi tezahürat için o kadar talihsiz ki.

Güzel tezahürat yapmak, bazılarını uyarlamak, tribüne renk getirmek için, kelimedeki hece sayısı önemlidir. Ama heceyi tutturmak için başka kelimeler kullanmak hiç de zor değildir.

Galatasaray tribünleri neden hep "cimbom" diye bağırır? Hatta "cimbom" gibi ne manaya geldiği bilinmeyen bi kelimeye iyelik takısı ekleyip "cimbombomum sen çok yaşa, canım feda olsun sana " diye bağırır? Galatasaray bir tezahürat için o kadar imkansız bir kelime ki, Ali Sami Yen'de izlenen bir maç boyunca pek çok şarkı duyup, Galatasaray kelimesini hiç duymamak çok muhtemeldir. Türkiye'yi tanımayan biri şaşıracaktır bu duruma.

Keza aynı insana, Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadı'nda tam bir inanç ve hırsla yapılacak "Kanarya Kanarya, Saldır Saldır Kanarya" tezahüratının çevirisini yapmak da gülünç olacaktır.

Ama biz hiç gülmeyiz. "Aslan da Kartal kadar yırtıcı bi hayvan, Beşiktaş kartal amblemini stadına yerleştirirken, Galatasaray neden aslanı o kadar kullanmaz?" diye de sormayız. Hangi kelimenin kaç heceli olduğu aslında o kadar önemli, o kadar belirleyicidir ki.

Hal böyleyken, Orduspor neden tezahüratlara da uyacak bir kelime, bir tezahürat geliştirmez?

Neden mor-beyaz gibi memlekette az bulunan renklere sahipken mor-beyazın patentini almaz?

Mesela "Ordusipor" kelimesini zorlamak yerine "morbeyazım" sen çok yaşa diye bağırmaz? Ya da neden maçın herhangi bir anında kalkıp "Boztepe'ye çıkmalı" diye bir grup şarkı söylemeye başlamaz?

Ayda yılda bir izleyebildiğimiz maçlarında neden bizi kös kös oturtur, neden doya doya tezahürat yapamayız memleketimizin takımına?

Liderliği az bir puan farkıyla sürdürmesine karşın, şehir halinde İkinci Lig A'yı bekliyor Ordu. Hatta duyduk ki stadın "kale arkası" tribünü de olacakmış artık. Umarız takımına bu kadar sahip çıkan şehirler hep üst sıralarda yerini alır, Orduspor da sahadaki iyi gidişatı tribüne yansıtır, belki bir gün yıllar once küme düşmesine karşın hayırla yad edilen Eskişehir gibi, Karşıyaka gibi, Göztepe gibi ekol takımlardan biri olur.

Bakarsın o zaman koyu Galatasaraylı olduğu her halinden belli bir babanın oğluna "bi sezon üç büyüklerin üçünü de yenmiştik, hele Galatasaray'a 3 atmıştık" şeklinde cümleleri kurduran, Ordusporluluğu geri getiren günler geri gelir.

Tribün zenginliği çok yakın gibi görünmese de şimdilik, takım iyi sinyaller veriyor.

Haydi Ordu haydi Ordu haydiiii.
Tam zamanı tam zamanı şimdiii.