Bir Önceki Sayfa
Hayatım Futbol / Mayıs 2005   Hayatım Futbol / Mayıs 2005
Bir Sonraki Sayfa

8.Internazionale

Inter 88/89 yılından beri şampiyonluğa hasret kalmasına ve Şampiyonlar ligindeki başarısızlığına rağmen Milan ve Juventus'la beraber İtalya'nın en büyük üç kulübünden biri olmaya devam ediyor.

Geçen sene Şampiyonlar ligi'nde çeyrek finalde elenmeleri İtalyan rakiplerine nazaran daha düşük yayın gelirlerine sahip olmalarına yol açtı. Nike ve Pirelli'yle yaptıkları sponsorluk anlaşmaları ticari kazançlarını 35.2 milyon avroya çıkarmalarına yardımcı oldu. İnter'in en çok ihtiyaç duyduğu sportif başarıyı yakalaması halinde ekonomik olarak da yukarılara tırmanacağı tahmin ediliyor.

9.Bayern Munich

Bayern Munich'in en büyük gelirlerinden biri Deutsche Telekom ile yaptığı forma reklamı anlaşmasından elde ettiği 17 milyon avro. 2005/2006 sezonu için 66.000 kapasiteli bir stada geçmeyi düşünüyorlar. Geçen günlerde Bundesliga'da şampiyonluğunu ilan etmesiyle Bayern Munich'in gelirlerini arttıracak. Yeni stadıyla beraber Şampiyonlar Ligi'nde başarı elde ederse en çok kazanan futbol kulüpleri içinde daha güçlü bir yere gelebilirler.

10.Liverpool

Liverpool geçen sene elde ettiği gelirlerde önceki seneye nazaran %7'lik bir düşüş var. Bunda en büyük etken Şampiyonlar Ligi'nde yer alamamaları oldu, bu yüzden bu sene Şampiyonlar liginde yarı finalde yer almaları gelirlerini arttıracaklarını gösteriyor.

Liverpool Anfield'e yakın bir 60.000 kişilik bir stad inşa etmeyi planlıyor. Stad gelirlerinin United ve Chelsea'nin stad gelirlerinin yarısından az olması nedeniyle, yeni stad projeleri en stratejik ekonomik hamle durumunda.

Tarih 3 Nisan 2005. Tam 4 yıl önce, 3 Nisan 2001'de Galatasaray'ın 3-2 mağlup ettiği Real Madrid'den sonra ikinci bir mor-beyaz renkli takım ağırladı Ali Sami Yen Stadı. Morbeyazlılar yine misafir takımdı gerçi ama, ev sahibi Üsküdar Anadolu taraftarlarının yerleştirildiği kapalı tribünün altı hariç, bütün stat mor-beyaza bürünmüştü.

Ahmet Azaklı

İkinci Lig B Kategorisi B Grubu'nda Orduspor iddialı konuma gelip liderliğe oturalı beri bir heyecandır gidiyor Ordu'da. Maç İstanbul'da hele Ali Sami Yen Stadı'nda olunca, duyan Ordulu gelmiş, inanılmaz da bir taraftar profili oluşmuş statta. Milletvekillerinden, Belediye Başkanından tutun, omzundaki çocuğuna Orduspor'un Uefa Kupası'nda Banik Ostrava'yla oynadığı maçı anlatan babalara; kendi ördüğü mor-beyaz atkıyı eşarbının üzerine çekip maça gelen teyzeden, top oynarken kırdığı bacağına aldırış etmeyip koltuk değnekleriyle maça gelen ve genç takımda birlikte oynadıkları yedek futbolculara seslenmeye çalışan üniversitesi öğrencisine kadar. Numaralı

tribünün ufak bir kısmı hariç stat dolu velhasıl. Orduspor için tarihi de bir gün bu bakımdan, Ordu'daki 19 Eylül Stadyumu dahil, 20 bin Ordulu'yu aynı anda görebileceğiniz bir yer yok Ordu'da.

Maç başlıyor, hava güzel, takım güzel, taraftar güzel ama birşeyler eksik sanki. Bir durgunluk, yavanlık, bir problem var ama. "Tabii tabii" diyoruz önce, "girişlerde barkot okuma yok, maç öncesi müzik, maçta anons yok, formalarda isim yok, skorbordda animasyon yok. ikinci lig maçı bu abi, ne bekliyosun ki?" Dakikalar geçiyor, Ordu öne geçiyor, üstüne de yiyor beraberlik golünü. Ve o golden