futbolculardan bir 11 kurmuş, onların uyku saatinden yediği yemeklere kadar organize etmiş. Hadi siz çıkın onlara karşı kazanmak isteyin. Bir iki kere şansınıza kazanırsınız belki ama onların üstünlüğü kaçınılmazdır. Profesyonellikte motivasyon, konsantrasyon var. Zaten herkes işini ciddiye almak zorunda. Biz Türklerde ayriyeten "Türk antrenör onun dilinden anlıyor, sırtına vurdu ondan oynadı, öyle kazandık" gibi söylemler vardır. Bunlar çok ilkel şeyler bence. Böyle kazanılıyorsa eğer onda bir yanlışlık vardır zaten.
Emre'nin Inter'de oynamasını Fatih Terim'in tokadına bağlayanlar var..
İki tane atsa Manchester'da oynayabilirdi o zaman. Bir tane attığı için İnter'de kalmış.
Irkçılık, ülkemiz futboluna uzak bir konu. O kadar uzak ki sevilen bir spor yazarımız bir afişte gördüğü "if racism wins, sport loses" yazısındaki racism'i "yarışmacılık" olarak değerlendirip. "Yarışmacılık kazanırsa spor kaybeder" konulu bir yazı yazmıştı. Burdan yola çıkarak başta İspanya olmak üzere Avrupa Futbolunun kabusu ırkçılık konusunda neler söylemek istersiniz?
Bizde tam tersine siyah futbolcu sevilir. Siyah futbolcu transfer etmek için yöneticilerin göbeği çatlar. Mesela ben
|
transfer döneminde Beşiktaş'ın gündemini hatırlıyorum, "Nouma tipi santrafor" arayışı içindelerdi. Tribün'de bunu istiyor. Ferdinand'tan Amokhaci'den gelen böyle bir siyah santrafor geleneği var. Yani Türkiye'de ırkçılık olmadığı gibi siyahi futbolculara karşı bir ayrımcılık var. Siyahi futbolcular daha çok para kazanıyorlar. Bazı Avrupalı'lar zencilerle birlikte yaşadıkları için bu konu orada ön plana çıkıyor tabi. Örneğin İspanya'da Afrika'ya çok yakın. Oradan birçok göçmen geliyor, işçi ücretlerini düşürüyorlar, yaşam alanlarını paylaşıyorlar o yüzden ırkçılık ön planda.
Radikal Futbol devamını sağlayacak ticari başarıyı elde etti mi? Anadolu şehirlere gönderilmediği zamanlar oldu. Bir ara yayın hayatına ara verdi. Son olarak yayından kaldırıldı. Bunun sebepleri sizce nelerdir?
Radikal Futbol, İsmet Berkan ve benim ortak bir projemizdi. Yapmak istediğimiz şeyi yaptığımızı, ürünü ortaya çıkardığımızı, o ürünü almak isteyen insanlarla buluşturduğumuzu, öyle bir ruh yarattığımızı düşünüyorum. Bugün Radikal Futbol hala konuşulduğuna göre demek ki Türkiye'de iz bırakmış bir yayın oldu. Tıpkı Gelişim Spor'un yıllar önce başına gelen hadise Radikal Futbol'un da başına geldi. Birincisi müesseseyi yöneten insanlara bunun ticari avantajlarını anlatabilmek ve o ticari avantajları getirebilecek organizasyonları yapmak çok kolay
|
|
 |
olmuyor. Türkiye'de spor üzerine yapılacak yayınların reklam getirisi bakımından çok büyük pay alabildiklerini düşünmüyor üst düzey yöneticiler. Bunu anlatmakta zorlanıyorsunuz. Burada seksist yaklaşmak istemiyorum ama reklam camiasında üst düzey yöneticilerin kadın olması sebebiyle onların ilgi alanında olmadığından projeye ikna edebilmek pek mümkün olmuyor.
Reklam dünyası kadınları hedef alıyor. Bu yüzden Futbol reklam dünyasına oldukça uzak bir konumda. Kendi müessesemize yani radikal, Posta, Milliyet, Fanatik gazetelerinin çıktığı müessesedeki yöneticilere anlatabilmek konusunda güçlükler yaşadık. Onlar bir tane spor yayını biliyorlardı. O da Fanatik gazetesi. Bütün yayınların da o tarz olmasını istiyorlardı. "Futbol yayını basit olmalı, az yazı çok fotoğraf olmalı. Çünkü biz bunu gençlere, daha alt gelir gruplarına, daha alt kültür gruplarına satıyoruz" gibi kafalarında bir prototip vardı. Fanatik'e kardeş bir yayın düşünüyorlardı ancak Radikal Futbol bu çizgiden çok farklı bir çizgiye sahipti. Radikal Futbol gibi bir yayına da nasıl reklam alınabileceği konusunda da kafalarında bir fikir yoktu. Öyle olunca da böyle bir yayını reklam almadan yaşatmak pek mümkün değil.
Arkasında büyük bir grubun olması da durumu değiştirmiyor mu?
Çok değiştirmiyor, Hangi büyük grup olursa olsun zarar eden bir yayını
|

yaşatmazlar, sadece bir müddet arkasında dururlar. Zaten sırf satışla da bu işler yürümüyor. Biz bu konuda iki farklı şey denedik. Önce Radikal gazetesiyle birlikte 1 milyona satılan, iyi kağıda basılmış bir ürün çıkardık. Burda da şöyle bir sıkıntı oldu. Diyelim bunu 5 ile 10 bin arasında bir rakamda satıyorsunuz. Bu rakam da şu demektir, sizin bu ürünü 15 bin tane civarında dağıtmanız gerekir. 15 bin tane dağıtılması demek de Türkiye'nin her yerine ulaşamaması anlamına geliyor. Çünkü bu rakamın büyük bir kısmını üç büyük şehir yutuyor dolasıyla her noktaya dağıtılamıyor.
Mesela beni Kastamonu'nun bir ilçesinden arıyorlar. "Radikal Futbol diye bir yayın çıkarıyormuşsunuz. Ben bugüne kadar hiç görmedim" diyorlar. 15 bin dergi dağıtılınca onun yaşadığı yere sıra gelmiyor. Ya da bir tane geliyor onu da sabah ilk giden alıyor. Bu dergi için büyük dezavatajdı. Bunu önlemek için kağıt kalitesinden fedakarlık ettik. Diğer ekler
|
|