Bir maç içinde binlerce maç vardır. Bir oyuncunun her attığı adım, kafasındaki herhangi bir düşünce-endişe-ya da heyecana göre şekillendirdiği her hareket yeni bir oyunu başlatır.Bu oyun diğer tüm oyuncuların düşünce-endişe ve heyecanının tetikler. Bu sonu gelmez kombinasyon oyunu zenginleştirir. Bu zenginlikleri yok sayıp, oyunun belirli karelerini tribüne sunmak ise futbola yapılan bir ihanettir.
İnsan da hayatında kendine böyle ihanet etmez mi? Niye şekillendirdiğinin bilincinde olmadan yaptığı hareketlerin toplamı kendisine sonuç olarak dönünce isyan etmez mi? Kendi hayatında yanlış seçtiği önceliklere göre kendi konumu yorumlayıp, diğer kaçırdıklarının farkında olmadan hem hayata hem de kendisine haksızlık etmez mi?
Maç içerisindeki mücadeleler, itişmeler, darbe sonucu yerde kaldıktan sonra kalkıp hırsla devam etmek.. Yaşanan gol sevincinin aksi bir sonuç sonrası kısa bir zaman sonra hüzüne dönüşmesi..
Futbolun yukarıda bahsi geçen unsurları hayatla birebir örtüşmez mi? Umutlar, olasılıklar andan ana değişmez mi? Bu değişimlere göre mücadeleden yılar, ya da hırsla didinmeye devam edilmez mi?
Soyunma odasındaki taktiği tamamen uygulamış olabilirsiniz. Bireysel olarak takıma katkınız görev bilinci dahilinde